Dünyada ve ülkemizde sermaye ve sermaye yanlısı iktidarlar 19’uncu yüzyıl koşullarına geri dönen bir istihdam rejimini dayatıyorlar. Bu yeni istihdam rejiminin inşası için dini araçsallaştırıyorlar. Ülkemizde bu araçsallaştırma ahilik, fıtrat, aile yılı, kader, maarif müfredatı, toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtlığı gibi araçlarla, söylemlerle karşımıza çıkıyor. Dini bu sömürü düzeninin rıza aygıtı haline getirmeye çalışıyorlar. Laiklik mücadelesinin, aydınlanma mücadelesinin sınıf mücadelesinden bağımsız olmayacağının en somut halini yaşıyoruz. Demokratik İslam üzerinden yeni Anayasa çağrıları sermayenin, kapitalizmin çağrısı aynı zamanda. MESEM, İşgücü Uyum Programı (İUP), Aktif İş Gücü Programları adı altında düzenlenen programlar kapitalizmin yeni istihdam projesi. MESEM; 2016 yılında patronlar için çocuk emeği sömürüsü amacıyla başlatılan bir AKP icadıdır. Adında geçen ‘eğitim’ kelimesi çocuk işçiliğini perdelemenin aracıdır. Örgün eğitim istatistiklerinde çocuklar okulda görünürken gerçek ise haftanın en az 4 günü çalıştırılmalarıdır. Lise çağında olan her 10 öğrenciden 4’ü mesleki eğitim adıyla çocuk yaşta işçilikle karşı karşıya bırakılmaktadır. 2002’de yüzde 17 olan lise çağı mesleki eğitim oranı 2025’te yüzde 43’e dek ulaşmıştır. 2025-2026 eğitim yılı başı itibarıyla MESEM’lerdeki çocuk sayısı yarım milyona (392 bin 887) yaklaşmaktadır. Ancak bu sayı gerçeği yansıtmıyor çünkü çocuklar, yoksulluktan kaynaklı asgari ücretin üçte biri veya yarısı için eğitim yılı içerisinde de MESEM’lere geçmeye devam ediyorlar. Meslek liselerinde staj adı altında, dört yeni okul modelinde, MESEM’lerde çalıştırılan çocuk sayısı yaklaşık 2 milyondur. *** MESEM, çocukları okuldan kopartarak organize sanayi bölgelerine, ticaret bölgelerine, atölyelere, inşaatlara hapseder. Yoksulluğun çaresizliği çocukları, okulu bırakarak 9, 10 ve 11’inci sınıfta asgari ücretin üçte biri, 12’nci sınıfta asgari ücretin yarısı karşılığında çalışmak zorunda bırakır. Çocukların “maaşı” işsizlik fonundan karşılanır. Çocuklar patronlar için bedava işgücü haline getirilir. Çocukların maaşlarının işsizlik fonundan, kamu kaynaklarından aktarılması da AKP ve patronlar için yetmez. “Devlet teşviki” adıyla çocuk yaşta işçi çalıştıran patronlara –son bütçede de olduğu gibi- kamu kaynakları sınırsızca aktarılır. Çocuklar işyerlerinde yetişkinlerden daha ağır koşullarda uzun saatler çalıştırılır. Fiziksel ve psikolojik şiddetle karşı karşıya bırakılır. Yalnızca 2025 yılında en az 91 çocuk iş cinayetlerinde katledildi. Yalnızca 2025 yılında en az 15 çocuk mesleki eğitim adıyla iş cinayetlerinde hayattan koparıldı. Çocukların çalıştırıldığı teftiş edilen işyerlerinin toplam işyerlerine oranı yalnızca binde 4’tür (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı-2023). Bu denli az bir teftiş oranına rağmen çocukların geçirdiği “iş kazaları” artış oranı 2020-2023 yılları arasında yüzde 520 (5,2 kat) artmıştır. Dört yeni okul modeli ve meslek ortaokulları ile AKP, MESEM’in de ötesine geçerek tüm okulları adım adım çocuk işçilik merkezleri haline getirmektedir. Çocuk yaşta işçiliği ortaokul sıralarına indirmektedir. AKP kamusal eğitim hakkının son kırıntılarını çocukların elinden almakta okulları patronlar için çocuk işçi bulma kurumlarına dönüştürmektedir. MESEM kapsamında 18 yaş üstü grubu da çalıştırılmaktadır. Gençleri de esnek, güvencesiz, ucuz –hatta bedava- işgücü haline getirme projesidir. MESEM, Aktif İşgücü Programları, İUP adı altında; gençler, kadınlar, emekçiler esnek, güvencesiz, asgari ücretin altında çalıştırılmaktadır. Yalnızca 2025 İŞKUR Gençlik Programı kapsamında yarım milyona yakın üniversite öğrencisi, yoksulluğun artışından kaynaklı okurken çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Üniversitenin süresinin kısaltılması ile amaçlanan üniversiteleri de MESEM ve dört yeni okul modeline uygun hale getirmek üniversite öğrencilerini de yarı, kısmi zamanlı eğitme ulaşabilen ucuz, esnek, güvencesiz işgücü haline getirmektir. MESEM, 4 yeni okul modeli ve Aktif İş Gücü programlarının ortak özellikleri; •Türkiye’nin de onayladığı –çırakların da hakları olarak düzenlenen- ILO’nun 87 No’lu Sendika Özgürlüğü ve Sendika Hakkı sözleşmesine aykırı bir şekilde çocuklar, gençler, kadınlar ücret karşılığı çalıştırılmalarına rağmen hiçbir sendikal haktan yararlanmamaktadır. 18 yaş üstü kişiler de sendikaya üye olamamakta ve sendikal haklardan faydalanamamaktadır. Sendika üyeliği ve sendikal haklardan yararlanma “yasaktır” hükmüyle düzenlenmiştir. Yasak sendika üyeliğinden sendikal faaliyete, sendikal haklardan yararlanılmasına kadar geniş bir çerçevede uygulamaktadır. Bu yasak öğrenci disiplin yönetmeliği ile perçinlenmektedir. •Asgari ücretin altında, esnek saatler, esnek iş tarifi koşullarında çalıştırılmak olağanlaştırılmaktadır. İş güvencesi, sosyal güvenlik ve kamusal emeklilik hakkı yoktur. Çalıştırıldıkları hiçbir gün emeklilik kapsamında sayılmamaktadır. •Asgari ücretin altında çalıştırmak yasalara, İş Kanunu’na aykırı olduğu için yasayı delme amaçlı ücret değil harçlık ifadesi kullanılmaktadır. •Ücretler kamu kaynaklarından, fonlardan karşılanarak çocuklar, gençler, kadınlar bedava işgücü haline getirilmektedir. Yoksulluk artıkça ilk kaybeden çocuklar oluyor. Okuldan koparılıyor, fiziksel, psikolojik şiddete uğruyor, iş cinayetlerinde hayatlarını kaybediyorlar. Çocuklar özelinde yankı bulan bu yeni istihdam rejiminde, kölelik rejiminde sermayenin, iktidarın ikinci ve üçüncü hedef halkaları ise gençler, kadınlar. Amaçlanan yeni rejime uygun yeni istihdam biçimi. Amaçlanan tüm memleketi, tüm emekçileri adım adım MESEM düzenine mahkûm etmek.