" Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin'i unutmuyoruz " diyerek Bilal Erdoğan ’ın öncülüğünde Galata ’da bir miting düzenlendi bugün. Başka herhangi bir partinin miting yapmasına, toplanmasına izin verilmeyen bir noktada, iktidar kendi gövde gösterini bir kez daha dilediği gibi yapma olanağı buldu. Sonuç olarak Filistin halkı için deyip susulabilir mi? Gerçekten Filistin halkı için olsa, belki… Öyle bir miting düzenlediler ki, “ Siyonizmin eli kanlı enerji ve lojistik ortaklarını ifşa ediyoruz ” yazılı bir döviz, üzerinde Maersk, ZIM, BP ve SOCAR logoları olduğu için alana alınmadı. Bu olayın üstüne Bilal Erdoğan çıkıp miting kürsüsünde “ Üç beş haysiyetsiz etki ajanının söylediklerinin aksine, İsrail ile ticareti lehimize olmasına rağmen kestik ” deyiverdi. Oysa gerçekler alana alınmayan dövizin de gösterdiği gibi bambaşka… Peki, bu miting neden düzenlendi? Türkiye’nin AKP destekli tüm tarikat ve cemaatleri, neden 1 Ocak 2026 sabahı Galata’da bir araya geldi? Filistin örtüsü altındaki gerçekleri hatırlatıyoruz… Mitingi kim düzenledi? Gazze için düzenlendiği belirtilen mitingin öncülüğünü Bilal Erdoğan yaparken, çağrının altındaki imza Milli İrade Platformu ’nun. Kimdir bu Milli İrade Platformu? Platforma AKP’nin vakıf ve dernekler üzerinden kurduğu ağın temsilcisi diyebiliriz. Ancak sadece AKP’den ibaret bir platform da değil. Türkiye’de iktidar desteğiyle güç kazanan birçok tarikat ve cemaatin de vakıf ve dernek adındaki oluşumları bu platformun bir parçası. Kendilerini “ Dershane tartışmalarının ilk alevlendiği dönemde, milli iradenin gücüne inanan 100 sivil toplum kuruluşunun paralel devlet yapılanmasına karşı ortak ses olarak kurulduğu bir platformdur ” diye tanımlayan oluşum, haliyle AKP ile eski ortağı Fethullahçılar arasındaki savaşın bir ürünü. Bu savaşı fırsata çeviren tüm tarikat ve cemaatler, Fethullahçılardan boşalacak alanlara giriş için bu platformun parçası olmuşlardı. Tüm kamu kurumlarına yerleşen Menzil tarikatına bağlı Semerkand Vakfı da çocuk istismarı haberleriyle gündeme gelen Ensar Vakfı da bu platformun parçası. Bunun dışında Erdoğan ailesinin başında bulunduğu birçok vakıf ve dernek de yine bu ağın bileşenlerinden. (Fotoğraf: AA) Kimler katıldı, kimler katılmadı? Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, AKP milletvekili Süleyman Soylu, AKP Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AKP Mersin Milletvekili Nureddin Nebati, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan. 2024’ün Galata eyleminin protokol listesi buydu. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Mahir Ünal, AKP Grup Başkanı Özlem Zengin ve Bilal Erdoğan. Bu liste geçen sene 1 Ocak’taki katılımcılardan oluşuyordu. 2026’nın 1 Ocak katılımcı listesi ise AA’ya göre şöyle: Yürüyüşe Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Valisi Davut Gül, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Başkanı Fatma Betül Sayan Kaya, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan. Aslında söz konusu listelerde yer alan isimler kadar, yürüyüşün parçası olmayan isimler de dikkat çekici. Önceki yılların hatırlatmasını yapmamızın bir nedeni bu. Örneğin 2024’teki yürüyüşe katılan Selçuk Bayraktar ’ın bu yılki yürüyüşe dair paylaşım dahi yapmaması dikkat çekti. AKP’deki liderlik rekabetiyle yürüyüşün parçası olan isimler arasında doğrudan bir ilişki var. Bilal Erdoğan’ın liderlik provası (Fotoğraf: AA) AKP’deki iç krizin önemli başlıklarından birinin Erdoğan sonrasına ilişkin rekabetle ilgili olduğunu daha önce de çeşitli defalar vurgulamıştık. Bu süreçte öne çıkan isim son dönemde Bilal Erdoğan olurken, miting de bu rekabette bir yere oturuyor. Bilal Erdoğan, geçtiğimiz yıllarda olduğundan çok daha aktif bir “örgütlenme” atağı yaparken, bunu da özellikle kulüp başkanlarını sıra sıra yanına dizdiği gün zirveye çıkarmıştı. Miting konuşması ekranlardan canlı şekilde verilen, yandaş siteler tarafından uzun uzun alıntılanan Bilal Erdoğan, her şeyden bağımsız olarak mitingden istediğini almış bir şekilde ayrıldı. Gemiler yüzüyor... Peki, ya Filistin? İsrail’le ticaretin sonlandırıldığını iddia eden Bilal Erdoğan, dolaylı yollarla devam eden ticareti ispatlayanları “etki ajanlığı” yapmakla suçladı. İsrail’le ticaretin Türkiye’nin “lehine” olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu: “Üç beş haysiyetsiz etki ajanının söylediklerinin aksine, ticaretin devam ettiği yalanlarını ortaya atanların aksine, insan olmanın gereği olarak İsrail’le ticareti, lehimize olmasına rağmen kestik.” Yeniden soralım: Gerçekten İsrail ile ticaret tamamen sonlandırıldı mı? Şu an İsrail’in sadece Hafya Limanı’nda, Türkiye’den doğrudan veya transit yük taşıyan 6 gemi bulunuyor . Kimi Mersin’den kimi İzmir’den hareket eden bu gemiler farklı ülkelerin bayraklarını taşısa da çoğunlukla Türkiye’deki firmalar tarafından işletiliyor. İktidarın yalanlarına karşı soL gerçeklerin sesi olmaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine güç verebilir, abone olarak sen de destek verebilirsin. ABONE OL Gemilerin yabancı ülkelerden yola çıktıkları, Türkiye’de sadece mola verdikleri yönündeki savunmaların da hükmü bulunmuyor. Çünkü 6 ay önce üçüncü ülkeler üzerinden İsrail’e gidecek gemilerin Türkiye limanlarını kullanması yasaklandı. Nitekim Birleşmiş Milletler verileri de İsrail’le ekonomik ilişkilerin tam gaz devam ettiğini ispatlıyor. Türkiye’nin kayıtlarına göre İsrail’e Mayıs 2024’e kadar gerçekleştirdiği ihracat rakamı yalnızca 1,5 milyar dolar. Ancak İsrail’in Birleşmiş Milletler'le paylaştığı verilere göre Türkiye, 2024 yılında İsrail'e 2,8 milyar dolar ihracat yaptı. İki ülkenin kayıtları arasındaki 1,3 milyar dolarlık fark, Filistin kamuflajında İsrail'e ihracatın sürdüğüne işaret ediyor. İsrail'e ihracatın durdurulmasının ardından eş zamanlı olarak Filistin'e ihracat astronomik oradan artmıştı. Filistin'e gönderilen malların çimento ve çelik gibi İsrail'e en çok ihraç edilen ürünler olması "İsrail'e ticaret Filistin postunda sürüyor" tezini güçlendirmişti. Filistin bölgesine giden tüm malların İsrail gümrüklerinden ve limanlarından geçmek zorunda oluşu da bu şüpheyi artırmıştı. Ayrıca İsrail'e ihracatın üçüncü ülkeler üzerinden bir süre devam ettiği Ticaret Bakanlığı kaynakları tarafından dile getirilmişti. Filistin kılıfıyla ve üçüncü ülkeler dolayımıyla sürdürüldüğü tahmin edilen ihracat tutarıyla, Türkiye ve İsrail'in ticaret verileri arasındaki fark paralellik gösteriyor. Öte yandan Gazze'de soykırıma varan saldırılar sürerken, Türkiye'nin İsrail'e tek desteği ticari alanda olmadı. Türkiye'deki NATO üsleri aracılığıyla İsrail'e istihbarat desteği sağlandı, Azerbaycan petrolü Türkiye'den limanlarından geçerek İsrail'e ulaştı, ABD'nin İsrail'i korumak için gönderdiği savaş gemileri Türkiye'de soluklandı.