'Filistinlilerin Gazze sorunu'… "Gazze Şeridi" olarak adlandırılan bölge geçerli Birleşmiş Milletler (BM) belgelerince İsrail işgali altında bir Filistin Bölgesi olarak tanımlanmıştır. İsrail soykırımına dönüşen 2023 savaşı öncesinde yaklaşık 2 milyon Filistinli 365 km2 büyüklüğündeki bu şeritte yaşamaktaydı. 17 Kasım 2025’te BM Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze’de bir ateşkes kararı aldı. İki yılı aşkın savaş-soykırım süresince İsrail’in doğrudan doğruya 69 bin 750 (yaklaşık yetmiş bin) Filistinli öldürdüğü 29 Kasım 2025’te Gazze Sağlık Bakanlığı’nca tahmin edildi. Bu ölümlerin önemli bölümü Gazze Şeridi’ndeki üç kentte (Refah, Han Yunis ve Gazze kentlerinde) konutların ve hastane gibi meskûn binaların bombardımanı sonunda gerçekleşti. Bu yazıda İsrail’in Gazze sorunu üzerinde duruyorum. Özünde “Gazze’nin Filistinli nüfustan arındırılması…” olarak tanımlanabilir. Bunun yanında bir de Filistinlilerin Gazze sorunları ndan söz edebiliriz. En başta elbette soykırımın (başta meskûn binaların bombardımanı olmak üzere) son bulması yer alıyor. Uygulanması başlayan ateşkes (en azından kısmen) bu sorunu çözmektedir. Sağ kalan Gazzeliler için de enkaz altındaki yakınlarının bulunması acil bir sorun olarak devam etmektedir. Gazze’deki insanlık trajedilerini tanıklardan izlemeyi, aktarmayı sürdürmek istiyorum. Bu konuda da sözü önce Gazze’deki Filistinlilere devredelim. Ölülerini arayan Gazzeliler… İsrail’de yayımlanmasına rağmen Filistin halkının davasını benimseyen Mondoweiss dergisinde Tareq S. Hajjaj, “Ölülerini bulmaya çalışan Gazzeliler…” başlıklı bir yazı yayımlamış. 1 Aktaralım: “Gazze Kenti’ndeki evinin enkazını kazmaya başlayan kurtarma ekiplerini Fatima Salem endişeyle izlemektedir. İsrail uçaklarının hedeflediği apartmanın enkazında kardeşleri, yeğenleri, torunları dahil olmak üzere ailesinden 60 kişi yatmaktadır. Can kurtarma söz konusu değildir. Fatima hepsinin öldüğünü biliyor. Bombardıman tam iki yıl önce soykırımım ikinci ayında gerçekleşmişti.” “Sonraki iki yıl boyunca bombardıman sürdüğü için Gazze Şeridi’ndeki enkaz altında sayıları 10.000 tahmin edilen cesetler çıkarılamadı. Gazze Sivil Savunma son iki yıl boyunca enkaz altında kalmış olan cenazelerin çıkarılmasına 15 Aralık’ta başladı. İlk sırada Salem ailesinin yıkık konutu vardı.” “Fatima Salem ailesi Kuzey Gazze’den Gazze kentine kaçmış; boş buldukları bir daireye yerleşmişler; kısa bir süre sonra da İsrail uçaklarının hedefi olmuşlar. Bombardıman sırasında evde bulunanlardan kimse kurtulmamış. Fatima ağlayarak konuşuyor: ‘Sevdiğim herkesi, kardeşlerimi, ailelerini burada kaybettim. Bir kere daha onları görmek, kucaklamak, vedalaşmak istiyorum.’ “Sivil Savunma görevlisi Ömer Süleyman ise, Salem ailesinin kaldığı yerde çalışıyor ve cesetlerin kimlik teşhisinde karşılaştıkları güçlükleri anlatıyor.” İsrail ‘Gazze sorunu’nu Ateşkes Anlaşması sayesinde çözdü Son yazımda 2 Gazze’deki Ateşkes Anlaşması’nın aşamalarını, uygulanma biçimini ve Trump’ın denetiminde olmasından kaynaklanan “arızaları” açıkladım. Ateşkesin uygulanmasındaki arızaların sonuçları önemlidir. Bu yazı bunlara odaklanıyor. Temel “arıza”, İsrail’in Ateşkes Anlaşması’nda yer almayan bir sarı hat uygulaması ile gerçekleşti. İsrail birlikleri, Gazzeli Filistinlilerin geçişini silahlı müdahale ile engelleyen ve Sarı Hat adını verdikleri bir sınırı bir olupbitti olarak, fiilen çizerek ateşkesi başlattılar. Ateşkes Anlaşması’nı açıkça çiğneyen bu eylemi, ateşkesi yürüten, denetleyen Barış Kurulu ’nun başkanı Trump görmezlikten geldi. Gazze haritasının tümü sarı hat çizimleriyle ikiye ayrıldı. Gazze Şeridi 365 km2 büyüklüğündeydi ve soykırım öncesinde İsrail işgalinin sonucu olan karargâhlar, garnizonlar, karakollar, Mısır ve İsrail’e sınır geçişleri dışında tümüyle Filistinli nüfusa açıktı. Sarı Hat uygulaması sonunda Filistinlilere açık tutulan alanın yüzde 58 oranında daralarak yaklaşık 212 km2’ye indiği hesaplanıyor. 3 Bu kısıtlama bir Gazze Gettosu’nun fiilen oluştuğu anlamına gelir. 2 milyon aşkın Gazzeli, soykırım öncesinde hepsine açık olan ülkelerinin artık sadece Sarı Hat tarafından belirlenen yüzde 58’lik bölümünde kalmak zorundadır. Sarı Hat, şimdi, Gazze’deki Filistinliler ile İsrailli nüfus arasındaki sınır konumundadır. Filistinli nüfusa yasaklanan alan elbette yok olmayacaktır. Kaçınılmaz olarak (Batı Şeria’daki gibi) İsrailli yerleşimcilere açılacaktır. Bu öngörü hemen gerçekleşti. İsrail Savunma Bakanı Katz 24 Aralık’ta konuştu: Gazze’deki kazanımlarını asla terk etmeyeceklerini, denetledikleri araziyi İsrailli yerleşimcilere açacaklarını açıkladı. Bu dramatik nüfus kaydırma operasyonu İsrail’in Gazze sorununu da çözmektedir. Gazze Şeridi’nin tümüne el koymak İsrail’in öteden beri hedefiydi. Temel engel, “soykırım sayesinde dahi tükenmeyen Gazze’deki Filistinli nüfus ne olacak?” sorusundan kaynaklanıyordu. Komşu ve “kardeş” Ürdün ve Mısır, yüzbinlerce Filistinli sığınmacıyı geçici olarak dahi kabul etmiyordu. İsrail, Nazi işgali altında Doğu Avrupa’da uygulanan Yahudi Gettoları’ndan mı esinlendi? Burada betimlediğimiz Gazze Gettosu örneğin ünlü Varşova Gettosu’ndan daha esnektir. Orada 460,000 Yahudi 4,6 km2’lik bir alandaki konutlarda tutsak tutulmaktaydı. Gazze’de ise 2 milyon Filistinli 212 km2’lik bir alanda “serbest” bırakılmaktadır. Batı Şeria’daki gibi Filistinlilerin zeytinliklerine, bahçelerine herhalde İsrailli yerleşimciler el koyacaktır. Ama en azından Trump’ın tasarladığı inşaat ve yardım projelerinde, hatta Ateşkes Anlaşması’nda tasarlanan Filistinli polis gücünde istihdam olanakları açılacaktır. Han Yunis, Refah, Gazze kentlerinde de çizildiği anlaşılan Sarı Hat sınırlarının dışındaki konutlara yerleşebilirler. Kısacası, Nazi Gettoları’na göre çok daha “yumuşak bir Getto” modeli İsrail’in Gazze sorununu çözmekte; İsrail’in de şimdilik fiilen, ileride herhalde kaçınılmaz olan genişlemesine de katkı yapmaktadır. Bu “çözüm”, özgür Filistin mücadelesinin tarihsel hedefleri ile açıkça çatışmaktadır. Ne var ki, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK’nin) Ateşkes Kararı, Başkan Donald J.Trump’ın Gazze Çatışmasına Son Verecek Kapsamlı Plan belgesini benimseyerek hazırlanmıştı. Kararda yer almayan Sarı Hat sınırlarını çizen uygulamaya da Trump’ın başkanlığındaki Barış Kurulu izin verdi. BMGK kararında veto haklarını kullanmayan Çin ve Rusya elbette sorumludur. Ama aynı kararda çoğunluk, yakın geçmişin sömürge ülkelerinden Cezayir, Pakistan, Guyana, Sierra Leone ve Somali‘nin de olumlu oylarıyla sağlandı. Hepsi bağımsızlıklarını BM kurulduktan sonra kazandılar. Küresel Güney dayanışmasının günümüzdeki zafiyetini de böylece ortaya koydular. 1 Tam başlık daha uzun: “One excavator, 10.000 bodies, a sea of rubble: Inside Gaza’s effort to retrieve & bury its dead”, Mondoweiss , 26 Aralık 2025) 2 “Gazze’ de ‘arızalı’ bir ateşkes”, soL Haber , 19 Aralık 2025 3 Naked Capitalism , 17 Aralık 2025.