Hekimlere ve sağlık çalışanlarına sorsanız, yeni yıldan öncelikli isteklerinden biri şiddetten uzak, huzurlu çalışma ortamlarıdır. Başlıktaki slogan Dr. Ersin Arslan’ın öldürülmesiyle tümüyle görünür hale gelen sağlıkta şiddeti durdurmak için çok söylendi. Sonrasında da canlar kaybettik. Mevzu derin, adımlar atılmadı değil ancak yapılanlar yetmiyor. Sağlık alanı bir kaos içinde, aile sağlığı merkezlerinden acil servislere, ambulansın gittiği yerlere, hatta sokaklara kadar her yerde sağlıkta şiddet var. Hekimler ve sağlık çalışanları o kadar hedef haline geldi ki, bu ülkede birileri “Artık doktor dövebiliyoruz” diye övünen açıklamalar yapabiliyor. Sağlıkta bozuk düzenin cezasını bir yandan hastalar ve hasta yakınları bir yandan da sağlık çalışanları çekiyor. Önceki gün Ankara’da bu konuya dair kritik bir duruşma vardı. DOÇ. DR. KORAY BAŞAR Koray Hoca saygın bir hekim ve akademisyen. Psikiyatri uzmanı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi ve Türkiye Psikiyatri Derneği’nin önceki başkanlarından. Sadece insanların sağlık ve yaşam hakkına, ayrımsız sağlık hizmetlerine erişim hakkına sahip çıktığı için 4 Temmuz 2022’de evinin önünde saldırıya uğradı. Saldırı organize bir grup tarafından planlı olarak yapıldı. Türkiye’de hekimlerin, akademisyenlerin, mesleğini iyi yapmaya çalışanların başına neler gelebildiğini gösteren ibretlik bir olaydır. Bu kadar kötülüğün içinde ne iyi ki ayakta kalmayı başaran kurumlarımız var ve bu olayın peşini bırakmadılar. Süreci takip eden Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Tabipleri Birliği, Ankara Tabip Odası, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Türk Psikologlar Derneği duruşmadan sonra ortak bir açıklamayla kamuoyunu bilgilendirdiler. İki saldırgana, TCK’nin kamu görevlisine yönelik kasten yaralama suçunu sağlık personeline karşı işledikleri için toplamda 18 ay hapis cezası verildi. Cezada herhangi bir indirim yapılmadı, ertelenmedi, hükmün açıklanması geri bırakılmadı. Açıklamada kurumlar, hekimlik mesleki kimliğinin tedavi hizmetleri yanı sıra bilimin yol göstericiliğinde doğru bilgilerin yaygınlaştırılması, toplumun doğru bilgiye ulaşmasının sağlanması sorumluluğunu da yüklediğini, Koray hocanın da bunu yaptığını vurguladılar. Olayın gelişimi ülkemiz açısından çok acı bilgiler içeriyor. Önce İstanbul Medeniyet Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Ahmet Akın, Koray Hocayı ve Türkiye Psikiyatri Derneği’ni hedef gösteriyor, “Herkes bu adamı şikâyet etsin, girsin baksın tweetine” açıklamaları yapıyor. Ardından Hoca, birçok Twitter (X) kullanıcısına ait hesaplar üzerinden ismi verilerek hedef gösteriliyor. Saldırıdan üç gün önce, nasılsa bu süreçte üzerine vazife almış iki kişi hocanın önünü bir parkta kesiyor, yetmiyor üç gün sonra takip edip evinin önünde darbediyor. Saldırı sırasında hocayı mesleki ve bilimsel çalışmaları üzerinden tehdit ediyor, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, cinsel terapiler alanında çalışma yapmaya devam etmesi halinde yine saldırıya uğrayacağını söylüyor. Böylesine zorbalık nasıl olabiliyor? HEKİMLİĞİN EVRENSEL DEĞERLERİ Hatırlatalım, hekimler mesleğe adım atarken yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin görevleri ile hastaları arasına girmeyeceğine yemin ediyor. Hekimler yeminlerinde, tehdit ediliyor olsalar bile, tıbbi bilgilerini, insan haklarını ve bireysel özgürlükleri çiğnemek için kullanmayacağına söz veriyor. Koray Hoca da içtiği anda göre insanlara ayrımsız sağlık hizmeti sunmaya çalışan örnek bir hekimdir. Doğru yerde durduğu için saldırıya uğraması ülkenin toplumsal, politik ortamının acı durumunu, öte yandan sağlıkta şiddetin ne kadar çeşitlendiğini ve tehlikeli boyutlara ulaştığını gösteriyor. Mahkemenin olayın seyrini gözeterek bu şiddet eylemini sağlık çalışanına yönelik suç kapsamında değerlendirilmesi, hukuki açıdan gerekli ve önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor. Ancak saldırının organize niteliğinin ve planlı olmasının açıklığına rağmen, ısrarlı taleplere karşın araştırılmamış olması büyük bir eksiklik. Basın açıklamasında değinildiği gibi, “şiddetin failliği yalnızca saldırıyı fiilen gerçekleştiren kişilere yüklenerek şiddet sonuç anına indirgenmiş, planlama ve yönlendirme iradesinin üzerine gidilmemiştir.” Sağlık örgütleri bunun düzeltilmesi için çaba harcayacaklarını söylüyor ve ekliyor: “Tüm yetkilileri toplumsal barış ve huzuru sağlama sorumluluğu göstermeye, bilimsel ilkeler doğrultusunda mesleki sorumluluklarını yerine getirmekte olan sağlık çalışanlarını koruyacak bir adalet yaklaşımına davet ediyoruz.” Hayat her yerde sağlık için, bilim için, yaşam için mücadeleye çağırıyor. Ülkenin güzel hekimleri, bilim insanları hepimize umut olmaya devam ediyor.