Molla Mustafa Barzani yani Mesud Barzani’nin babasıyla, Celal Talabani yani Bafıl Talabani’nin babası arasındaki ilişkinin tarihi Ortadoğu tarihinin bir kopyası gibidir. Yola birlikte çıkan sonra anlaşamayan, anlaşamayınca, düşmanımın düşmanı dostumdur ittifakları kuran, birbiriyle çatışan iki siyasi görüşten söz ediyoruz. Barzanilerin Irak Kürdistan Demokrat Partisi ile Talabani’nin Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği, 50 yıldır birbirleriyle mücadele ederler. Bu mücadele bazen siyasi cephede bazen silahlı çatışma halinde sürer gider. Bağdat da Batı da Sovyetler de bu gruplar arasındaki rekabeti hep kendileri için kullandılar. Son yıllarda durum şöyleydi, Barzani’ler, Pentagon’un kendilerini tasfiye etmek adına ABD medyasında haklarında yolsuzluk haberleri yaptırdığını söylüyorlardı. O dönem CENTCOM Komutanı, Bafıl Talabani’yle can ciğer kuzu sarmasaydı, ABD, terörün Suriye şubesinin başındaki Mazlum Abdi’yi Bafıl Talabani’ye zimmetlemişti. Türkiye aleyhine çıkılan Körfez ülkeleri turu Süleymaniye’den başlıyor, Bafıl ile Abdi yol arkadaşlığı yapıyorlardı. Terör örgütünün Suriye kolu için dron üretimi yine Süleymaniye yakınlarındaki bir havaalanında yapılıyordu. Sonra Bafıl aniden gözden düştü, ABD, Barzaniler ile yine can ciğer kuzu sarması oldu, Mazlum Abdi, Öcalan’ın Barzanilerden nefretini bilmesine rağmen, Jerusalem Post röportajında, Barzanilere selam çaktı. Bafıl Talabani’nin etkisiz eleman haline geldiği bu tablo aniden değişti, gerilim yükseldi. Barzaniler, Bafıl Talabani’nin Irak Cumhurbaşkanı olabilmek için Şii Koordinasyon Çevresi ile gizlice buluştuğunu duyurdular. Talabani Kürt karşıtı cepheyle tek başına pazarlık yapıyor dediler, Kerkük işinde de ihanet eden biriydi zaten hatırlatmasıyla da tam saha saldırıya geçtiler. Bu gerilim hemen sıcak çatışmaya dönmez ama pazartesi günü Irak Parlamentosu’nda alınacak kararlar Barzanilerin hoşuna gitmez, Bafıl Talabani’yi, geçmişte babasının oturduğu Irak Cumhurbaşkanlığı koltuğunun yolunu açarsa Irak’ın kuzeyinde tablo fena halde değişir. Bafıl Talabani, Irak’ta Saddam ile Kürtlerin çatıştığı dönemde hiç Irak’a uğramamış ama İngiltere’de askeri okulda eğitim almış birisidir. İngiltere’den sonraki durağının ABD olduğu da bilinmeyen şey değil zaten. Bakarsınız Batı referansıyla şapkadan çıkan tavşan olabilir, işte o zaman Irak’ın kuzeyi çok fena karışır… 1 Ocak sabahı Galata Köprüsü... Bazı eylemler vardır, tek bir kare, eylemle kurulan tüm cümlelerden daha büyük etki yaratır. Bazı eylemler vardır, insanların en bencil olduğu bir takvim gününde başkaları için sokağa çıkması başlı başına mesajdır, eylemde söylenenlerden çok daha büyük bir kararlılık cümlesidir. İsrail, Gazze’de her gün cinayetler işlemeye devam ediyor. Eskiden günde 60-70 kişi katlediyordu şimdi günde 6-7 kişi katlediyor. Bir soykırımın katletme kapasitesinin azalmış olması soykırımın bittiği anlamına gelmez, soykırım bitmiş gibi davranılamaz. Türkiye, uluslararası mahkeme kararına rağmen Netanyahu’nun uçağına hava sahası açanlardan değil, 1 Ocak günü yarım milyondan fazla insanı karda kışta sokağa düşen ülke oldu. Organizasyonu yapan İnsanlık İttifakı ve Milli İrade Platformu zarif davranmış, geçen yüzyılın soykırımcısının bu yüzyılın soykırımcısına anlayış gösterdiği bir dünyada, insanlık ittifakının başı da sonu da biziz. Bununla ne kadar gurur duysak az gelir… Barış değil teslimiyet istiyorlar... Rum Ortodoks Kilisesi’nin bugünlerde en büyük hedefi KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman. Erhürman, Kıbrıs’ta barışı savunuyor ama siyasi eşitlik olmazsa olmaz diyor. KKTC Cumhurbaşkanı, kontrolü altındaki toprakları başka ülkelerin askerlerine açarken, “Türk askeri Ada’dan gitsin” diyen Rum Yönetimi Lideri’nin büyük çelişkisini yüzüne vuruyor. Tufan Erhürman, Güney Lefkoşa’yı siyaseten salladığında ses bir din kurumu zannettiğimiz Rum Ortodoks Kilisesi’nden geliyor. Bu dünyada, dünyalık işlerle en çok ilgilenen din kurumundan söz ediyoruz. Bankaları vardı, hisseleri sattılar şimdi devlete güneş enerjisinden ürettikleri elektriği satıyorlar. Başka işletmeleri de var. İngiliz Sömürge Valisi’nin haklarında “Sahtekâr” diye rapor yazdığı bir kurum Rum Ortodoks Kilisesi. Bunların istediği barış değil, tam teslimiyet. 1960 Cumhuriyet’ini 1963’te bu yüzden bozmuşlardı, 62 yıl sonra hâlâ aynı noktadalar.