İran’da fırtına öncesi sessizlik: Üç senaryo ve kırılgan gelecek

2026’nın ilk günlerini yaşarken, İran İslam Cumhuriyeti tarihindeki en kırılgan dönemlerden birini geçiriyor. Aralık 2025’in son haftalarında başlayan protestolar, ekonomik çöküşün ötesinde siyasi bir isyana dönüşmüş durumda. Tahran’ın büyük çarşısından üniversitelere, esnaf grevlerinden öğrenci işgallerine uzanan bu hareket, rejimin temellerini sarsıyor. Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın “meşru talepleri” dinleme çağrıları ve Merkez Bankası başkanını değiştirme hamleleri, kısa vadeli bir sakinleştirme çabası gibi görünse de, halkın öfkesi derinleşiyor. Sloganlar artık sadece ekmek ve iş değil; “Ne Gazze ne Lübnan, hayatım İran için” nidaları, rejimin dış politika önceliklerine doğrudan meydan okuyor. Üstüne üstlük, iktisadi tablo hayli vahim: İran riyali dolar karşısında 1 milyon 400 bin seviyelerini aşmış, serbest piyasada rekor düşüklerde seyrediyor. Enflasyon yüzde 50’ye dayanmış, gıda fiyatları yüzde 70’in üzerinde artmış. 2026 bütçesinin açığı, vergileri yüzde 62 arttırarak kapatılmaya çalışılacak. Lakin bu, zaten satın alma gücü erimiş halkın sırtına yeni yükler bindirecek. Doğrusunu isterseniz, 2026 yılında İran’la ilgili üç senaryo önümüzde duruyor: Birinci senaryo : Sert baskı ve statüko. Rejim, protestoları ezer, güvenlik güçlerini sokaklara salar, interneti keser ve yabancı parmağı suçlamasıyla iç birliği sağlamaya çalışır. Hamaney’in otoritesi altında muhafazakarlar hakimiyeti korur, Mesut Pezeşkiyan gibi ılımlılar kenara itilir. Ekonomi daha da çöker, yoksulluk artar ama rejim hayatta kalır. Bu, en olası kısa vadeli yol gibi görünüyor. Çünkü Devrim Muhafızları hala güçlü ve rejim, geçmiş isyanları (2009, 2019, 2022) böyle bastırdı. Ancak bu kez genç nüfusun öfkesi ve ekonomik krizin derinliği, baskıyı sürdürülemez kılabilir. İkinci senaryo : Kontrollü reform ve uzlaşma. Pezeşkiyan gibi reformcu figürler güçlenir, yaptırımlarla müzakere masasına oturulur. Nükleer programda tavizler verilir ve Batı’yla kısmi açılım sağlanır. Hatta ekonomi biraz nefes alabilir. Yavaş yavaş sosyal kısıtlamalar gevşetilir ve kadın hakları gibi alanlarda küçük adımlar atılır. Bu, rejimin kendini yenileme çabası olur; Hamaney sonrası geçişi yumuşatır. Ama muhafazakar kanadın direnci ve Devrim Muhafızları’nın veto gücü, bunu zorlaştırır. Trump yönetimiyle anlaşma ihtimali düşük. Zaten Rusya ve Çin yeterince destek vermiyor. Üçüncü senaryo : Radikal değişim, devrim veya kaos. Protestolar büyür, ordu ve muhafızlar arasında çatışma çıkar, rejim içten çöker. Bu, barışçıl bir geçişle cumhuriyete dönüş ya da kanlı bir iç savaşla kaosa yol açabilir. Halkın genç, eğitimli kesimi değişim istiyor; sosyal medya ve diaspora desteğiyle hareket ulusallaşıyor. Hamaney’in yaşı (86) ve sağlık sorunları, halefiyet krizini tetikleyebilir. Mücteba Hamaney gibi isimler tartışılıyor ama babasının oğlunu ataması, monarşi suçlamalarını artırır. Bu senaryo, en riskli ama mümkün olan; çünkü ekonomik kriz çözülmezse sokaklar belirleyici olur. Gayet bariz ki; 2026 İran’da hem rejim hem de toplum için kritik bir yıl olacak. Rejim “direniş ekonomisi” ve ideolojik direniş diye diye halkı kaybetti. İran halkı artık “rahat hayat” istiyor. Yani, iş güvencesi, düşük vergi, özgürlük, refah. Eğer ekonomik çöküş devam eder, protestolar bastırılamazsa, ikinci veya üçüncü senaryo kaçınılmaz. Rejim hayatta kalabilir ama zayıflayarak. Artık uzun vadede değişim kaçınılmaz görünüyor. Bölge için de, Türkiye için de bu süreç belirleyici olacak. Zira istikrarsız bir İran, göç dalgaları, güvenlik tehditleri demek. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. İRAN sessizlik gelecek Protesto Umut Berhan Şen, Independent Türkçe için yazdı Umut Berhan Şen Cuma, Ocak 2, 2026 - 09:15 Main image:

Fotoğraf: Reuters

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: İran’da fırtına öncesi sessizlik: Üç senaryo ve kırılgan gelecek copyright Independentturkish: