2025 yılının son haftasında İran'da yaşanan olaylar, ülkenin ne kadar derin bir krizin içinde olduğunu açıkça gösterdi. Çarşamba günü 31 eyaletten 21'inde hükümetin emriyle işletmeler kepenk kapattı. İlk bakışta bu geçici bir tedbir gibi görünebilir. Ama gerçek bundan çok daha ciddi: İran rejimi ekonomik çöküş ve toplumsal öfkenin yarattığı bir meşruiyet kriziyle boğuşuyor. Çarşamba günü Tahran ve diğer şehirlerde işyerleri, üniversiteler, devlet daireleri kapalı kaldı. Aynı gün Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, eski ekonomi bakanı Abdülnasır Hemmati'yi yeni merkez bankası başkanı olarak atadı. Bu tesadüf değildi. Eski merkez bankası başkanı Muhammed Rıza Farzin pazartesi günü aniden istifa etmişti. Bu istifa ekonomi yönetimindeki çaresizliği gözler önüne serdi. Pezeşkiyan yeni başkan Hemmati'nin "son derece zor ve karmaşık" bir görevle karşı karşıya olduğunu söylerken aslında başka bir şeyi itiraf ediyordu: Rejim ekonomik krizle başa çıkamıyor. Sadece Ekonomi Değil, Rejim Sorgulanıyor İran'ın güneyindeki Fasa kentinde yaşananlar önemli bir değişime işaret ediyor. Protestolar artık sadece ekonomik bir mesele değil. Göstericiler hükümet binalarına saldırdı, kapıları zorladı. Dört kişi tutuklandı, üç güvenlik görevlisi yaralandı. Resmi rakamlar olayı küçültmeye çalışıyor ama sosyal medyada dolaşan görüntüler bambaşka bir gerçeği anlatıyor. Asıl dikkat çekici olan protestoların yayılışı ve kimlerin katıldığı. Batı-orta İran'daki Hamedan'da protestocular "Diktatöre ölüm!" diye bağırdı. Bu slogan doğrudan dini lider Ali Hamaney'i hedef alıyor. Muhalefet artık rejimin kendisine yöneliyor. Sorun sadece ekmeğin pahalılığı değil, sistemin meşruiyeti sorgulanıyor. Ekonomik sıkıntılar, su kıtlığı, kadınlara yönelik baskılar, bunların hepsi rejime duyulan genel hayal kırıklığının farklı yüzleri. Klasik Savunma: Her Şey Dış Güçlerin Oyunu Rejimin söylemi hiç şaşırtmıyor. Fasa özel valisi İzzetullah Cihangah protestocuların "düşman kanallar ve medya tarafından etkilendiğini" söylüyor. Tasnim haber ajansı "Siyonist medya kuruluşlarının" protestoları kaosa çevirmeye çalıştığını iddia ediyor. Bu klasik "dış mihraklar" masalı. Rejim on yıllardır aynı şeyleri söylüyor. Ama 2025'te bu hikâye artık pek inandırıcı değil. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve bazı yetkililer daha farklı konuşmaya çalışıyor. Ekonomik sıkıntıları ve protestocuların haklılığını kabul ediyorlar. Bu rejim içindeki daha pragmatik kanadın yumuşak bir yol aradığını gösteriyor. Başsavcı Muhammed Movahedi-Azad "barışçıl geçim protestolarının sosyal ve anlaşılabilir gerçeklerden kaynaklandığını" söyledi. Rejim en azından sözde daha temkinli davranmaya çalışıyor. Ama bu yumuşak sözler yanında sert tehditler de var. Movahedi-Azad ekonomik protestoları "güvenliği baltalamak için kullananların yasal, orantılı ve kararlı bir yanıtla karşılaşacağını" söyledi. Yani şiddet seçeneği masada duruyor. İran son yıllarda ekonomik protestoları ve kadınlara yönelik kısıtlamalara karşı ayaklanmaları ölümcül şiddetle bastırdı. Aynı şey yine olabilir. Ekonomik Tedbirler mi, Göstermelik mi? Yeni merkez bankası başkanı Hemmati üç öncelik belirledi: Enflasyonu kontrol altına almak, döviz kurunu istikrara kavuşturmak, bankaları güçlendirmek. Bu hedefler kâğıt üzerinde güzel. Ama İran'ın karşı karşıya olduğu yapısal sorunlar karşısında yetersiz kalıyor. İran ekonomisi yıllardır Batı yaptırımları ve kötü yönetim yüzünden zayıfladı. Haziran ayında İsrail'le 12 gün süren savaş sorunları daha da ağırlaştırdı. Bir taraftan altyapı hasar gördü, diğer taraftan kaynaklar askeri harcamalara aktı. Halk zaten zor durumda, şimdi daha da zorlaştı. Dış Baskılar Tırmanıyor Dış baskılar da artıyor. ABD Başkanı Trump, İran'ın nükleer programını yeniden başlatması halinde saldırı düzenleyeceğini söyledi. Pezeşkiyan misilleme tehdidiyle karşılık verdi. Bölgede gerilim yükseliyor. Bu dış tehdit ortamı aslında rejimin işine geliyor. Geleneksel olarak iç muhalefeti bastırmak için "kuşatılmışlık" anlatısını kullanıyorlar. "Dış düşmanlar bizi hedef alıyor, içeride birlik olmalıyız" diyorlar. Ama bu sefer bu anlatı da pek tutmuyor. Hükümet sözcüsü Fatıma Muhacerani protesto organizatörleriyle diyalog kurma planından bahsetti. "İnsanların geçim kaynaklarıyla ne kadar yoğun mücadele ettiğini görüyoruz" dedi. Rejim artık toplumsal gerçekliği inkâr edemiyor. Ama bu anlayışlı sözler sorunu çözmeye yetmiyor. Sorun Daha Derinlerde Washington merkezli Dawn'da kıdemli İran analisti Ümit Memaryan'ın değerlendirmesi önemli. Memaryan'a göre protestolar ani bir olayın sonucu değil. Zaman içinde biriken baskının sonucu. Hükümetin kapanma kararı toplumsal gerilimleri azaltma çabası olabilir ama ekonomik krize gerçek bir çözüm bulunmadıkça bu tür önlemler halkın öfkesini dizginleyemez. İşte asıl mesele bu. İran'daki protestoların nereye varacağını tahmin etmek zor. Rejim bir yandan şiddet kullanarak gösterileri bastırabilir. Bunu daha önce de yaptı. Diğer yandan ekonomik ve yapısal sorunlara kalıcı çözüm üretemiyor. Toplumsal hoşnutsuzluk derinleşiyor. Farklı kesimler ortak bir öfkede birleşiyor. Ama henüz organize bir muhalefet hareketi yok. Rejim içinde de kırılmalar var. Pezeşkiyan gibi görece ılımlı isimler yumuşak yaklaşım savunuyor. Daha sert kanat ise her türlü muhalefetin ezilmesinden yana. Bu ikisi arasındaki gerilim rejimi zayıflatıyor. Bir başka önemli nokta uluslararası destek eksikliği. İran rejimi bölgede müttefik kaybetti. Suriye'de Esad rejimi çöktü, Lübnan'da Hizbullah zayıfladı, Yemen'de Husiler baskı altında. İran'ın bölgesel nüfuzu azaldı. Bu da rejimi zayıflatan bir faktör. Sonuç Hayal kırıklığı Memaryan'ın dediği gibi "geçici kısıtlamaların giderebileceğinden çok daha derinlerde." İran ekonomik çöküş, meşruiyet krizi ve dış baskıların kesiştiği bir sarmalda. Protestoların nereye varacağı büyük ölçüde rejimin bu çok boyutlu krizi yönetme kapasitesine bağlı. Şu an bu kapasite çok sınırlı görünüyor. Rejim belki kısa vadede protestoları bastırabilir. Ama uzun vadede sorunlar çözülmüyor, aksine büyüyor. Her bastırılan protesto birikmiş öfkeyi artırıyor. İran toplumu değişim istiyor. Bu talep giderek güçleniyor. Rejim ya köklü reformlara gidecek ya da toplumsal patlamayı ertelemek için daha fazla şiddet kullanacak. İkinci seçenek geçici bir rahatlama sağlayabilir ama kalıcı çözüm değil. İran'da yaşananlar sadece ekonomik bir kriz değil. Kapsamlı bir sistem krizi. Protestolar bunun dışa yansıması. Rejimin dayanıklılığı test ediliyor. Ne kadar dayanacağını zaman gösterecek. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. İRAN rejim dayanklılık Protesto Dr. Osman Gazi Kandemir, Independent Türkçe için yazdı Dr. Osman Gazi Kandemir Cuma, Ocak 2, 2026 - 09:15 Main image:
Fotoğraf: Reuters
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: İran'da yeniden protestolar: Rejimin dayanıklılığı nereye kadar? copyright Independentturkish: