Belki de hiç düşünmediniz… Zaten kim düşünür ki takvimin kenarında duran bir tarihin sır saklayacağını? İnsan bazen önüne bakan bir kördür; tarih ise arkasından gülümseyen bilge bir hırsız… Bu yüzden onun sizden ne çaldığını ancak çok sonra anlarsınız. Mesela 1 Ocak… Herkesin elinde takvimin ilk yaprağı; şarkın nüfus kayıt memurları için ise “boş bırakmayalım” günü; ya da başka bir deyişle Kürtlerin ulusal doğum günü. Evet yanlış duymadınız 1 Ocak tarihinin Kürt'lerin ulusal doğum günü olduğunu ve bu durumun bilinenin aksine sadece nüfus memurlarının herkesi 1 Ocak doğumlu olarak yanlış kaybetmesi sonucundan daha çok Nevroz'u kutlama biçimlerinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını biliyor muydunuz? Zira takvimi 1 Ocak'tan geriye doğru sayınca matematiğin bile şaşıracağı kadar şiirsel bir tesadüf ortaya çıkıyor. Şöyle ki 1 Ocak'tan geriye doğru gidildiğinde tam 9 ay 10 gün sonra Nevroz’un ateşine varıyorsunuz: yani 21 Mart'a. Rivayet odur ki; Nevroz ateşi yakıldığında ev halkı dışarı dökülürmüş, gençler meydanlara saçılırmış, ateşin etrafında dönen her neşeli adım geleceğin bebeklerine bir isim ararmış. Gecenin karanlığına karışan kahkahalar, 9 ay 10 gün sonra bir 1 Ocak sabahında ağlama sesiyle evlere geri dönermiş. Bunun yanında daha ilginç olanı şudur ki; hepinizin bildiği üzere 1 ocak tarihinde doğan çocuklar oğlak burcu çocuklarıdır. Hatta oğlak burcu adını bu gelenekten ötürü aldığı bile rivayet edilir. Zira Kürt'lerin ulusal simgesi dağ keçisidir ve bildiği üzere dağ keçisinin yavrusuna oğlak denir. Değil mi ki oğlaklar; dağların efendisi, kayalıkların nişanesi, yükseklerin inatçı sesidir… Hadi biraz daha şaşırtmaya devam edelim ve Romalı ünlü astrolog Marcus Manilius'a kulak verelim. Bakalım Marcus Manilius abimiz bu konuya dair neler söylemiş bir bakalım. Astoronomiye dair kadim görüşleriyle ünlenen Romalı Marcus Manilius, astrolojinin esaslarını kaleme aldığı beş ciltlik "Astronomica" adlı eserinde oğlak burcu ile Nevroz arasındaki ilişkiye şöyle atıfta bulunmuş ve “Oğlak ateşten doğar, ateş gerektiren her şey oğlakla işlenir” diye yazmış. Sanki kadim bir halkın kaderini yıldızların defterine gizlemiş gibi. Manilius'un da dediği üzere Nevroz’un ateşi, Oğlak’ın ateşi… Her ikisi de aynı kadim geleneğin doğurduğu ruh kardeşi. Biri göğün, biri yerin dili sanki. Dil demişken bu hakikatin gizinin dilimize bıraktığı izi de sürmeden edemeyiz değil mi? Mesela “Kürt inadı” diye bir deyim vardır dilin belleğinde. Şimdi bir düşünün hele nereden gelmiş ki acaba bu Kürt inadı deyimi? Niçin Laz inadı değil, Rus inadı değil de Kürt inadı? Halk arasında yaygın olarak kullanılan "Kürt inadı" ile "Keçi gibi inatçı" deyimlerinin arasındaki bağlantının altında yatan tarihsel gerçeklik tam olarak buradan geliyor işte. Derler ki; dağ keçilerinin itikadı o kadar derindir ki, güneş dağların ardına çekildiği andan itibaren ayağını dervişlerin toprağından çekerlermiş. Kayalık alanlara gidip, orada uzanıp yatarlarmış. Bu yüzden dağlar onlara onlar da dağlara aşıklarmış. Onların o sessiz sükûtu bile kırağıyı ürkütürmüş. İşte Kürt inadı, tam da oğlakların o sessiz itikadını hatırlatmış ve onlarla dilin belleğine kazınmıştır. Yıkılmaz bir sadakat, eğilmez bir duruş… Dağlardan öğrenilmiş bir vakar vardır o inadın ayaklarında. Ben Oğlak burcu değilim ama dağlara vuruluşumun sebebini bazen düşünüyorum. Belki hepimizin içinde, kaburgalarının bir köşesinde bir dağ keçisi durur; inadını, yalnızlığını, yükseklerin temiz havasını saklar. İnsan bazen içindeki keçiyi anlamadan kendini de anlamaz. Şimdi birileri çıkıp “Ama bugün nüfus memurları herkese 1 Ocak yazıyor” diyebilir. Evet… Günümüzde bu durum trajikomik bir şekilde nüfus memurlarının yaratıcı hatalarına atfedilse de tarihin ve mitolojinin hakikatini memurların cetveliyle ölçemezsiniz. işte bu da modern çağın en komik trajedilerinden biri olsa gerek. Ama şunu da söyleyeyim: Dünün memurları 1 Ocak’ı kolaylık olsun diye herkese doğum tarihi olarak yazmış olabilir. Evet, bu bir gerçek. Ne var ki tarihin gerçeği, sadece devletin mühürlerinin arasına sıkışacak kadar zavallı değildir. Bunu mitolojinin küle yazdığı izleri, sosyolojinin gölgede sakladığı alışkanlıkları, tarihin unutturduğunu sandığı fısıltıları bir araya getirerek söylüyorum. Neyse… 1 Ocak. Yani birinci ayın biri. Başta babamın, amcalarımın, halalarımın ve adını sayamadığım çoğu akrabalarımla beraber yüzde sekseni 1 Ocak doğumlu olan tüm Kürtlerin doğum günlerini kutluyorum. Ayrıca yarım asır boyunca doğan tüm Kürt çocuklarını 1 Ocak tarihli olacak şekilde kaydederek mitolojik olarak var olan ulusal doğum günümüze modern çağda resmiyet kazandıran bütün nüfus memurlarına da teşekkürlerimi sunuyorum. Bu yeni yıl başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyaya huzur, barış, esenlik ve bol tebessüm getirsin. Değil mi ki bu yazı bir tebessüm daha ettirmek için yazıldı. Tebessümle kalın Herkese mutlu yıllar diliyorum. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 1 ocak kürtler ULUSAL doğum günü İbrahim Altun, Independent Türkçe için yazdı İbrahim Altun Cuma, Ocak 2, 2026 - 09:45 Main image:
Fotoğraf: AA
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: 1 Ocak Kürtlerin ulusal doğum günü mü? copyright Independentturkish: