İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’la görüşmek için Florida’ya uçtuğu gün İran’ın başkenti Tahran’da esnaf protestoları başlamıştı. Netanyahu bugün ülkesine dönerken İran’daki protestolar da şiddetlenerek devam ediyor. İran hükümeti şimdiye dek protestolar karşısında son derece ılımlı bir tavır gösterirken, henüz asıl sözü söyleyecek olan İran Dini Lideri Ali Hamaney bir açıklama yapmış değil. İsrail protestoların başından itibaren hem Dışişleri Bakanlığı’nın hem de MOSSAD’ın Farsça sosyal medya hesaplarından protestoculara “yanınızdayız” mesajı verip Şah dönemi sembolleriyle paylaşımlar yapıyor, İran halkının iktidara tepkisini manipüle etmeye çalışıyor. Öte yandan gösterilerde Şah yanlısı sloganların da ağırlık kazanmaya başladığı görülüyor. Trump'tan İran'a yeni tehdit: 'Harekete geçmeye hazırız' Bugünse Trump Tahran’a karşı tehdidin dozunu artırarak askeri müdahaleye hazır olduklarını duyurdu. Trump sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "İran, barışçıl protestoculara ateş açar ve onları şiddetle öldürürse —ki bu onların alışılmış bir tutumudur— Amerika Birleşik Devletleri onların yardımına gelecektir. Teyakkuzdayız, silahlarımız hazır ve harekete geçmeye hazırız. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederiz!” ifadesini kullandı. İran’dan ABD’ye sert yanıt: 'Kendi askerlerine dikkat etsinler' İran’ın ılımlı muhafazakar isimlerinden biri olan, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani’nin Trump’a yanıtıysa sert oldu. Laricani sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “İsrailli yetkililerin ve Trump'ın tutumuyla birlikte olayların arka planı netleşti" diye yazdı. Esnafın protestolarını "yıkıcı unsurlardan" ayrı tuttuklarını belirten Laricani "Trump’a, Amerika'nın bu iç meseleye müdahalesinin tüm bölgenin karışmasına ve Amerika'nın çıkarlarının zarar görmesine eşdeğer olduğunu bilmesi gerektiğini hatırlatıyoruz" ifadesini kullandı. Laricani "Amerikan halkı bilmelidir ki, bu macerayı Trump başlattı. Kendi askerlerine dikkat etsinler” diye ekledi. Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani de Trump’ın mesajına tepki gösterdiği paylaşımında “İran halkı, Amerikalıların sözde ‘kurtarma’ girişimlerini iyi bilmektedir; Irak’tan Afganistan’a, Gazze’ye kadar. Bahanelerle İran’ın güvenliğine yaklaşmaya kalkışan her müdahaleci el, hedefine ulaşmadan önce pişman edici bir yanıtla kesilecektir. İran’ın ulusal güvenliği kırmızı çizgidir; maceracı tweetlerin konusu değildir” ifadelerini kullandı. Netanyahu Trump'tan 'ikinci raund' için destek aldı ABD'de yayın yapan Axios haber sitesi Netanyahu ile Trump’ın Pazartesi günkü görüşmelerinde 2026 yılında İran’a yeniden saldırma olasılığını değerlendirdiklerini yazmıştı. Haberde ismi açıklanmayan bir ABD’li yetkili Trump’ın İran’a karşı “ikinci raund”a destek verebileceğini söyledi. Ona göre İran’ın nükleer programını yeniden oluşturma yolunda “gerçek ve doğrulanabilir adımlar” attığını görmesi durumunda Trump’ın İsrail’in İran’a saldırısına destek vermesi yüksek olasılık. Öte yandan haberde Trump ile Netanyahu arasında bu konuda henüz bir takvimin bağlanmadığı da kaydedildi. 'Yanlış hesap' provokasyonu mu hazırlanıyor? Haberde dikkat çeken bir başka şeyse İsrail ile İran arasında yakın vadede çıkabilecek bir savaşın en olası nedeninin “bir tarafın diğer tarafın olası bir saldırısını önlemeye çalışmasından kaynaklanacak bir yanlış hesaplama olduğu” iddiası oldu. Bazı ABD ve İsrailli yetkililerin görüşünün bu yönde olduğu belirtildi. Bu iddianın hemen ardından İsrail gazetesi Jerusalem Post , İsrail ordu yetkililerinin “İran’ın rejim zayıflarken son çare olarak (İsrail’e) bir füze saldırısına girişip girişmeyeceğini yakından izlediklerini” yazdı. Haberde İsrail “savunma” teşkilatının Tahran’ın şu anda savaş istemediği ve buna kapasitesinin yetersiz olduğu ancak sürpriz bir saldırı olasılığının da dışlanamayacağı kanısında olduğu kaydedildi. İsrailli yetkililerin 1978-1979 devriminin de bugünkü protestolarla kısmen benzer sosyoekonomik şikayetlerden kaynaklandığını belirttikleri aktarılan haberde ekonomik çöküş devam ederse rejimin dışarıya, İsrail’e saldırıya yönelebileceği iddiası dile getirildi. Önce Axios’taki “savaşı tetikleyen neden yanlış hesaplama olur” iddiası, ardından Jerusalem Post’un İsrailli yetkililerin İran’dan bir “son çare atağı” bekledikleri haberi yeni bir saldırının nasıl provoke edileceğine dair işaretler veriyor. Florida'da havai fişekler patlarken Suriye'de süre dolmuştu Netanyahu ile Trump’ın Florida’daki Mar-a-Lago malikanesinde havai fişek gösterisi izleyerek yeni yıla girdiği saatlerde, Suriye’de HTŞ ile SDG arasındaki 10 Mart mutabakatının uygulanması için öngörülen süre sona ermişti. SPOTTED: Israel’s Prime Minister @netanyahu is currently at Mar a Lago hanging out with President Trump and @FLOTUS at their New Year’s Eve Party! @TuckerCarlson is reportedly on suicide watch. pic.twitter.com/O5mnTG2k6o — Laura Loomer (@LauraLoomer) January 1, 2026 Türkiye ile İsrail arasında son dönemde Suriye üzerinden yaşanan gerilim başlıklarından birini Ankara'nın SDG'yi İsrail çizgisinde hareket etmekle suçlaması oluşturuyor. Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye hava sahası İsrail’e açıldı. İsrail HTŞ’nin iktidarı ele geçirmesinin ardından Suriye’yi defalarca bombaladı, askeri ve bilimsel altyapısını yok etti, Golan’daki işgali genişletti. Ancak en önemlisi İsrail, geçen Haziran ayında İran’a karşı başlattığı 12 Gün Savaşı’nda Suriye hava sahası üzerinden gönderdiği uçaklarla İran’ı bombaladı. Suriye'de HTŞ'nin iktidara gelişi bu açıdan en çok İsrail'e yaradı. Trump'tan Netanyahu'ya Erdoğan ve Şara mesajı Şimdi Ankara’nın Suriye’ye yerleştirmek istediği radar ve hava savunma sistemleri üzerinden İsrail ile gerilimi sürüyor. Ancak Trump’ın, ortak basın toplantısında Netanyahu’yu “savaş kahramanı”, “o başbakan olmasaydı şimdi İsrail belki de varolmayacaktı” gibi sözlerle övdükten sonra, onun Erdoğan ile sorun yaşamayacağına, HTŞ lideri Ahmed Şara ile de iyi geçineceğine inandığını söylemesi dikkat çekiyordu. Suriye’de HTŞ yönetimi ile İsrail arasında "güvenlik" anlaşması müzakereleri sürüyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Ankara’nın Suriye ile İsrail arasındaki müzakerelerin sonuca ulaşmasını beklediğini geçtiğimiz günlerde dile getirmişti . İsrail heyetine göre Trump'la hiçbir anlaşmazlık yok Netanyahu’nun ABD ziyaretinden dönüşünde yardımcılarından biri basına ABD heyetiyle “kapalı kapılar ardında bile” hiçbir anlaşmazlık yaşamadıklarını söyledi. Anlaşılan ABD’nin Gazze planına destek veren Türkiye dahil bölge ülkeleri, ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşın “ikinci raundu” için de birlikte çalışmaya hevesli. Mar-a-Lago’da zirveye dair yapılan yorumlarda aslında hiçbir konuda net bir anlaşmaya varılmadığı ancak ABD’nin İsrail’e Suriye’de Şara ile uzlaşma, Gazze’de Türkiye’nin askeri varlığına uyma karşılığı Hizbullah ve İran’a saldırı vaat ettiği ileri sürülüyor. Lübnan'da ateşkesi sürekli ihlal eden İsrail bugün de Hizbullah'a ait silah depoları olduğunu iddia ettiği hedefleri vurdu. Netanyahu ile görüşme sonrası en net mesajı İran’a yönelik tehditlerinde veren Trump, Hizbullah’ın silahsızlanmaması durumunda da İsrail’in saldırılarının arkasında olacaklarını da vurguladı. Türkiye, Katar ve Mısır'dan Lübnan'a 'son şansınız, Hizbullah'ı silahsızlandırın' mesajı Öte yandan Trump’ın Gazze “barış” planının imzacıları Türkiye, Katar ve Mısır’ın Lübnan’a Hizbullah’ın silahsızlandırılması için “son şans tavsiyesi” niteliğinde bir mesaj ilettiği ortaya çıktı. 13 Ekim'de Mısır'ın Şarm el Şeyh kentinde Gazze için Trump başkanlığında yapılan "barış" zirvesinden... Önceki gün Şarkul Avsat ’ta Lübnan bakanlık kaynaklarına dayandırılan haberde, Hizbullah'a Mısır, Katar ve Türkiye'den "son şans tavsiyesi" niteliğinde mesajlar gönderildiği, bunun amacının “Lübnan'ı İsrail saldırısından kurtarmak ve böylece Lübnan halkının ezici çoğunluğu ile uluslararası toplum arasındaki uçurumu daha da derinleştirmemek olduğu” ifadeleri yer aldı. 'Hizbullah bu kez İran'a karşı savaşta tarafsız olmayacak' İsrail’in İran’a saldırabilmesinin arkasında Suriye hava sahasını dilediğince kullanabilmesi olduğu kadar Hizbullah’ın askeri gücüne vurduğu darbe de önem taşıyor. Ancak Hizbullah son dönemde askeri kapasitesini toparladığını açıklarken bu kez işler İsrail açısından 12. Gün Savaşı’ndaki gibi gitmeyebilir. Haziran ayındaki savaşta İran'ın misilleme saldırılarının İsrail'de yarattığı yıkım Tel Aviv hükümetinde panik yaratmıştı. Buna işaret eden bir yorum savaş muhabiri, yazar Elijah Magnier’den geldi. İsrail’in Haziran ayında İran’a açtığı savaş sırasında Tahran’ın cepheleri bölmek, İsrail’in füze savunma sistemlerini zorlamak gibi nedenlerle Hizbullah’tan çatışmaya katılmasını istediğini yazan Magnier, Hizbullah’ın bu talebi reddettiğini dile getirdi. Hizbullah’ın komuta ve kontrol açısından uzun süreli bir savaşı sürdürecek ya da bunun toplumsal sonuçlarını göğüsleyecek durumda olmadığı gerekçesiyle İran’ın talebini reddettiğini kaydeden Magnier bugünse durumun farklı olduğuna işaret etti. Magnier “Bugün ise Hizbullah, kendisini askeri hazırlık açısından daha ileri bir seviyede görüyor ve İsrail’e yeni bir angajman kuralını dayatmanın tek yolunun savaş olduğu kanaatini giderek daha fazla benimsiyor. Aksi takdirde, Netanyahu ya da gelecekteki herhangi bir başbakan döneminde, mevcut hedefli suikastlar pratiğinin sona ermesi pek olası görünmüyor. Bu nedenle, İsrail–ABD’nin İran’a karşı bir savaşında Hizbullah’ın tarafsız kalacağı artık varsayılamaz; daha geniş çaplı bir bölgesel çatışma ihtimali de artık göz ardı edilemez” değerlendirmesini yaptı. Şara liderliğindeki Suriye Hizbullah'la savaşa girebilir mi? Trump geçen ay Beyaz Saray’da gazetecilere hitap ederken bazı ülkelerin Hizbullah’a müdahale edip onunla ve Lübnan’daki durumla ilgilenmek istediklerini söylemişti. “Gönüllü olarak gelip işi tamamen halletmek isteyen ülkeler var” ifadesini kullanan Trump, o ülkelere şu an bunu yapmak zorunda olmadıklarını söylediğini belirtmişti. Magnier Trump’ın esas olarak kastettiği ülkenin Suriye olduğunu belirtti ve HTŞ lideri Ahmed Şara’nın, Beşar Esad’ın 10 yılı aşkın süre iktidarda kalmasına verdiği destek nedeniyle Lübnan’a karşı derin bir husumet beslediğini yazdı. Iraklı yetkililerin Suriye’nin Lübnan’la çatışmaya girmesi durumunda Hizbullah’ı desteklemek için sınırı geçecek güçlerin geçişini engelleyemeyeceği konusunda da Şam’ı uyardığını belirten Magnier “Böyle bir senaryo, Irak, Suriye ve Lübnan’ı kapsayan eşzamanlı sınır ötesi çatışmalarda avantaj görebilecek Netanyahu’nun işine yarayabilir; ancak aynı zamanda bölgesel düzensizliği dizginleyemeyen ABD diplomasisinin bir başarısızlığını da gözler önüne serer” yorumunu yaptı. Netanyahu'nun başbakanlık ofisinden yapılan yeni yıl paylaşımından. Tüm gelişmeler Trump'ın Mar-a-Lago malikanesindeki yılbaşı partisine girerken yeni yıl dileğini soran gazetecilere "barış" demesinin aksine, Netanyahu ile birlikte izlediği havai fişeklerin kopardığı gürültünün bölgede daha kapsamlı bir savaşın çanlarının sesi olduğuna işaret ediyor.