Johann Hari, dikkatimizin çalındığını söylüyor. Ancak bu başlığı yeniden düşünmek gerekiyor; çünkü söz konusu olan gizli ya da meşruiyet kaygısıyla yürütülen bir süreç değil. Aksine, açıkça ve hiçbir yaptırımla karşılaşmadan işleyen bir el koyma söz konusu. O hâlde bunu daha net ifade edelim: Sermaye sınıfı dikkatimize el koyuyor. William James, dikkati şöyle tanımlar: “Dikkatin ne olduğunu herkes bilir… Dikkat bir spot ışığıdır—Beyoncé’nin sahnede tek başına belirdiği ve etrafınızdaki herkesin sanki kaybolduğu an gibi.” (Hari, 2022, s. 96). Ortamda bir şeyi seçip sadece ona yoğunlaşabilmek “spot ışığının” dolayısıyla dikkat becerimizin çalıştığını gösterir. Fakat bizi takip eden, yönlendiren teknoloji firmaları dikkatimize el koymak için, Hari’nin (2022) ifadesiyle “ikna teknolojileri üzerine laboratuvarlar kurup insanları nasıl 'hack’leyeceklerini” öğreten çalışmalar yürütürler.” Bu laboratuvarlarda geliştirdikleri bazı yöntemlerle (bildirimler, sonsuz kaydırma, beğeni, kızgınlık/korku uyandıran içerikler, hızlı, kısa, parçalı anlatımlar…) kullanıcılar zamanla B. F. Skinner’ın güvercinine benzemeye başlar.. 1 Teknoloji şirketlerinin dikkat becerimize verdikleri zararları şöyle toparlayabiliriz: siteler ve uygulamalar, zihnimizi sık aralıklarla ödül bekler hâle getirecek biçimde tasarlanır; böylece yaptığımız işler arasında normalden çok daha fazla geçiş yapmaya zorlanırız. Tristan Harris’e göre bu platformlar, “petrol çıkarır gibi” bizden veri çekerek neyin bizi harekete geçirdiğini, bireysel tetikleyicilerimizi ve dikkatimizi neyin dağıttığını öğrenir; ardından bu bilgiyi kullanarak dikkatimizi ele geçirirler. Algoritmaların çalışma biçimi, çoğu zaman bizde öfke uyandırarak bu döngüyü daha da güçlendirir. (Hari, 2022) Dr. Nadine Harris bunu şöyle somutlaştırır: Bir gün size bir ayının saldırdığını hayal edin. Dikkatinizi olağan kaygılarınıza -akşam ne yiyeceğinize, kirayı nasıl ödeyeceğinize- vermeyi bırakırsınız. Diken üstünde olursunuz (Hari, 2022, s. 136-137). Aynı teknoloji, insanları bireysel ya da toplumsal hedeflere ulaştırmak ve kamusal hizmet için de kullanılabilir. Bu noktada belirleyici olan, teknolojinin hangi sınıfın elinde bulunduğu ve ne amaçla kullanıldığıdır. Dikkat ekonomisinin ulaştığı hacim, bu teknolojilerin hangi yönde işlediğine dair güçlü bir gösterge sunmaktadır. Nitekim Google’ın çatı şirketi Alphabet, piyasa değeri 3 trilyon doları aşan sayılı elit teknoloji şirketleri arasına girmiştir. Listenin zirvesinde yaklaşık 4,2 trilyon dolarlık piyasa değeriyle Nvidia yer alırken; onu 3,8 trilyon dolarla Microsoft ve 3,5 trilyon dolarlık değeriyle Apple izlemektedir (Euronews, 2025). Bu rakamlar, birçok ülkenin toplam servetine denk düşmektedir. Karşımızda küresel ölçekte örgütlenmiş bir sermaye birikimi var. Dolayısıyla Hari’nin dediği gibi, bu şirketlere “insanların dikkatini dağıtmayın” demek, bir petrol şirketine “petrol çıkarmayın” demeye benziyor. Çünkü söz konusu olan, şirketlerin etik tercihleri değil; kâr mantığıyla işleyen kapitalizmdir. Zalim iyimserlik Teknoloji patronları, dikkatimizi parçalarken aynı zamanda kendimizle, başkalarıyla ve doğayla kurduğumuz bağı da zayıflatıyor. Derinleşmeyi engelliyor. Böylece, karşı karşıya olduğumuz kolektif krizden onların istediği yöntemle, bireysel çözümlerle çıkmamızı bekliyorlar. Zalim iyimserler, dikkat becerimizde tahribata yol açan; stres, hızlanma baskısı, enformasyon hacmindeki artış, çalışma saatleri, uykusuzluk, sağlıksız beslenme gibi sorunlardan bireysel farkındalıklarla çıkılabileceği mesajını yayıyorlar. “Zalim iyimserlik ilk bakışta nazik ve iyimser görünüyor, ama çok çirkin artçı etkileri var çoğu zaman. O ufak, sınırlı çözüm başarısız olduğunda -ki çoğu zaman öyle oluyor- bireyin sistemi değil kendini suçlamasını sağlıyor. Çuvalladığını, yeterince iyi olmadığını düşünmeye başlıyor insan. “Dikkati stresin toplumsal nedenlerinden”, örneğin fazla çalışmadan uzaklaştırıp “kurbanı suçlama” haline dönüşebiliyor bu yaklaşım çabucak. Sorun sistemde değil sende, diye fısıldıyor.” (Hari, 2022, s. 153) Örneğin, dijital detoksu çözüm diye sunuyorlar fakat James Williams’ın söylediği gibi; nasıl ki haftada iki gün gaz maskesi takmak kirliliğe çözüm değilse, dijital detoks da çözüm değil…(James, akt. Hari, 2022, s. 109). Ya da “İşinizi yeni kaybetmiş, bir sonraki hafta evinizden çıkarılma tehlikesi altındayken meditasyonla huzur bulmak o kadar kolay değil” (Hari, 2022). Bu noktada, bireysel çözümlerin yetersiz kalmasının alternatifi kötümserlik ya da hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği düşüncesi değildir. Dikkatimize el konulması ve paylaştığımız pek çok ortak soruna karşı mücadelede, sorunun doğrudan muhatabı olan insanlarla birlikte hareket etmenin yollarını aramak, çözüme giden süreçte önemli bir alternatif sunabilir. Hari (2022), “stat ışıkları” olarak adlandırdığı bir dikkat katmanından söz ederek, bu katmanın insanların birbirini görme ve işitme, kolektif hedefler belirleme ve bu hedefler doğrultusunda birlikte mücadele etme becerilerine odaklandığını vurgular. Haftada altı gün ve günde on dört saat çalışmanın “normalimiz” olduğu dünyada, sekiz saatlik iş günü; işçilerin dikkatini, bedenini ve hayatını geri kazanmak için verdikleri ortak mücadelenin sonucuydu. Kimse tek başına meditasyonlarla bu hakkı elde etmedi. Birbirini görerek, birbirini duyarak ve ortak bir hedef etrafında örgütlenerek kazandılar. Bugün dikkatimize sistematik biçimde el konulmasına karşı ihtiyaç duyduğumuz şey de tam olarak budur: stat ışıklarını yeniden birbirimize çevirip ortak mücadele etmek. Kaynakça: Hari, J. (2022). Çalınan dikkat: Neden odaklanamıyoruz? Metis Yayınları. Euronews. (2025, 15 Eylül). Alphabet’in piyasa değeri 3 trilyon doları aştı. https://tr.euronews.com/business/2025/09/15/alphabetin-piyasa-degeri-3-… 1 B. F. Skinner’ın ünlü “güvercin deneyi” özetle: Bir güvercin kafese konur, acıkması beklenir. Kafese, düğmeye basıldığında yem bırakan bir düzenek yerleştirilir. Güvercin rastgele bir hareket yaptığında düğmeye basılarak yem verilir; aynı hareketi her tekrarlayışında yine ödül gelir. Bir süre sonra güvercin, yem alabilmek için o rastgele hareketi daha sık yapmaya başlar. (Hari, 2022) Daha sonra bu pekiştirme fikrinden kullanıcıların davranışlarını (kalpler ve beğeniler almasını sağlayarak) şekillendirmek için İnstagram kurucuları da faydalanır.