Son yıllarda yeni bir akım başladı: Dünyada ve ülkemizde kimi kuruluşlar, yıl içinde öne çıkan belli başlı kavramları saptayıp “Yılın Sözcükleri” olarak açıklıyorlar... Bu akımın dünyadaki öncülüğünü, yanılmıyorsam Oxford Üniversitesi Yayınevi’nin yayımladığı Oxford Sözlüğü yapıyor. Bu yayın, İngilizcenin dünyadaki en kapsamlı sözlüğü sayılıyor. “Yılın Sözcükleri” , daha çok dijital çağın ruhunu ve ana eğilimlerini yansıtıyor. Bu seçimler, kamuoyu yoklamaları ve metin verileri değerlendirilerek dil uzmanlarınca yapılıyor. Amaç, bir anlamda dönemin toplumsal ve kültürel iklimini kavramlaştırmak... Oxford Sözlüğü , 2025 yılının sözcüğü olarak “ Rage Bait” i seçmiş. “Öfke Yemi / Öfke Tuzağı” anlamına gelen bu kavram için şu açıklama yapılmış: “ Kullanıcıları sinirlendirip etkileşim sağlamak amacıyla hazırlanan çevrimiçi içerikler.” Adı geçen Sözlüğün son birkaç yılda öne çıkardığı sözcükler şunlar: 2024: Brain Rot (Beyin Çürümesi) : Düşük nitelikli çevrimiçi içeriklerin aşırı tüketimi sonucu zihinsel durumun bozulması. 2023: Rizz : Karizmatik olmak, flört etmek ya da çekicilik anlamına gelen popüler bir terim. 2022: Goblin Mode (Goblin Modu) : Denetimsiz, tembel ve bencil davranışları tanımlayan bir ifade. ∗∗∗ CAMBRIDGE SÖZLÜĞÜ'NÜN SEÇİMİ Cambridge Üniversitesi Sözlüğü ’nün 2025 yılındaki sözcüğü ise “parasocial” ( parasosyal) olarak belirlenmiş. Yeni duyduğumuz bir kavram bu. Bizim sözlüklerimize girmemiş henüz. “Bir kişinin gerçekte tanımadığı ünlü biriyle kurduğunu hissettiği tek taraflı ilişki” diye tanımlanıyor. Daha açık anlatımla, birilerinin tanımadığı kurgusal karakterler ya da medya figürleriyle kurduğu, ancak karşı tarafın haberdar olmadığı tek yönlü, yalancı bir yakınlık ve duygusal bağ demekmiş. İzleyici, bu figürleri gerçek bir arkadaş ya da tanıdık gibi algılayıp onlarla özdeşlik kuruyor, onların başına gelenlere üzülüp seviniyor. Bu durumun özellikle sanal ağ ve yapay zekâ ile daha da yaygınlaştığı belirtiliyor... Prof. Dr. Selçuk Şirin , Oksijen gazetesindeki yazısında, “Modern yalnızlığın yeni adı” diye tanımlamış bu kavramı... Özgür Ansiklopedi Vikipedi ise “ parasosyal ilişki” yi şöyle açıklıyor: “Parasosyal etkileşim veya parasosyal ilişki , bir kişinin, televizyonda, sinemada, internette vb. platformlarda karşılaştığı kişilerle karşılıklı kurmuş olduğu, deneyimlediği bir tür psikolojik ilişkiyi ifade eder. İzleyiciler veya dinleyiciler, onlarla hiçbir etkileşimi olmamasına veya sınırlı etkileşimi olmasına rağmen medya kişiliklerini arkadaş olarak görmeye başlar. Parasosyal etkileşim, insanların talk-show sunucuları, internet ünlüleri , kurgusal karakterler gibi kişiliklerle sanki onlarla karşılıklı bir ilişki içindeymiş gibi etkileşime girdiği yanıltıcı bir deneyim olarak tanımlanır. Bu terim, 1956 yılında Donald Horton ve Richard Wohl tarafından ilk kez kullanılmıştır.” Terimin tarihi eski ama güncel kullanımıyla dijital çağda tanışmış bulunuyoruz... ∗∗∗ TDK’NİN SORUŞTURMASI Uluslararası kuruluşların başlattığı “Yılın Sözcüğü” soruşturmalarına bizim Türk Dil Kurumu da ilgisiz kalamadı. O da iki yıldır ülkemizde aynı uygulamayı sürdürüyor. TDK ’nin geçen yılki sözcüğü “kalabalık yalnızlık” tı. Şiirimizde de kendine yer bulmuş bir imgedir bu. Arif Damar ’ın “Yalnızlığım kalabalık gitgide” dizesini çok severim. Yalnızlığın en derin halidir “kalabalık yalnızlık” . Mevlânâ da “Yalnızlığın en kötüsü, seni anlamayanların arasında kalmaktır” sözüyle bu duyguyu anlatmak istemiş... TDK ’nin 2025 yılında seçtiği sözcük ise “dijital vicdan” . Kurum'dan yapılan açıklamaya göre, halktan gelen önerilerin değerlendirilmesiyle belirlenen "dijital vicdan, vicdani körlük, çorak, eylemsiz merhamet ve tek tipleşme" sözcükleri arasında en çok oyu “ dijital vicdan” almış... “Dijital vicdan” , “Gerçek hayatta sorumluluk almayıp sosyal medyadaki paylaşım veya beğenilerle vicdanı rahatlatma eylemi” olarak tanımlanıyor. “Vicdani körlük” ise “Bireylerin ve toplumların ağır zulüm karşısında ahlaki duyarlıklarını yitirerek kayıtsızlaşması” anlamına geliyor. Dünyanın bugünkü ahlaki çöküşünü çok iyi betimleyen bir kavramdı “vicdani körlük” . Ama halkımız, içinde “vicdan” olan öteki kavramı seçmiş. “Yılın Sözcüğü” soruşturmaları bu denli ilgi görünce kimi medya kuruluşları da kendi okurları arasında aynı anketi yapmış. Sözgelimi T24 sitesi, okurlarına “Size göre yılın sözcükleri nelerdir?” diye sorunca ankete daha çok siyasal içerikli yanıtlar gelmiş. Bu sitenin okurlarının seçtiği sözcükler, Türkiye’nin bugünkü siyasal fotoğrafını çok güzel yansıtıyor: “ Gözaltına alınıyorum”, “Etkin pişmanlık”, “Erişim engeli”, “Yoksulluk”, “Yarınsızlık”, “Kayyım”, “Süreç”... ∗∗∗ SOKAĞIN SÖZCÜKLERİ! Sokağın gündeminde ise ekonomi var! Kendilerine mikrofon uzatılan insanlar, büyük bir öfkeyle “Geçinemiyoruz!” diye bağırıyor! Onlar için yılın sözcüğü “Derin yoksulluk” ! Emeklilerin ve asgari ücretlilerin oluşturduğu bu geniş toplum kesimi, açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmiş. “Sefiller ”i oynayan emekçiler, dijital dünyanın kavramlarının çok uzağında yaşıyor ve kendi sözcüklerini kendi gerçekliklerinden seçerek haykırıyorlar: “Açız, geçinemiyoruz!...” Ne yazık ki sokağın sesine ve bu çığlığa “yüreklerin kulakları sağır!”