Aydınlık kazanacak!

Yeni bir yıl başlıyor. Yeni yılın sona erene göre daha aydınlık olacağı açıktır. Yeni yılın aydınlığı, ne geçen yıldan kötüsü olamaz kaçamağına, ne boş bir iyimserliğe ne de gökteki yıldızların hareketlerine değil nesnel gerçeklere dayanıyor. NASIL MI? Geçen yıl, ülkeyi yöneten AKP-MHP iktidarının görülmedik başarısızlıklarıyla geçti. Başta hukuk ve ekonomi olmak üzere toplumsal yaşamın ana dayanaklarında bu başarısızlık tıkanmayı da birlikte getiriyor. Aşırı siyasallaşmış olan yargı tam bir şaşkınlık yaşıyor; yalnız yargılama süreçleri değil kimlerin içeride, kimlerin dışarıda tutulacağı da, hukukta olması gereken nesnellikten çok uzak bulunuyor. Ekonomi hukuktan da batık, yıllardır, ekonomiye giriş kitaplarında “en büyük halk düşmanı” denilen enflasyonu bile düşüremiyor.  Hukuk ve ekonomide, bu iki temelde, başarısız olunca da, işsizlikten yoksulluğa, uyuşturucudan teröre, hemen her konuda sorunlar ağırlaştıkça ağırlaşıyor. Diğer iki çok önemli alanı, eğitimi ve dış siyaseti hiç sormayın! Eğitim düzeni, tümüyle bir yazboz düzensizliğine gömülmüş bulunuyor. Hele  “yılbaşına bakış” ilkellikleri o tertemiz çocuklara bile indiriliyor. Dış ilişkiler mi?  Başkan Trump ile İsrail Başbakanı Netenyahu tarafından, tümü Ortadoğu’yu da kapsayacak biçimde,  “övgülerle” ve çok ilginçtir Trump’ın Florida’da bulunan Mar-a-Lago adlı ünlü “çiftliğinde”  ele alınıyor; bu ülkenin parasıyla satın almasına lütfen olanak tanınan”F-35’ler konusunda İsrail’e güvence veriliyor! “Sarayın üst düzey düşünürleri” alınmasın ama, iktidarın ideolojisi de gerçekten dökülüyor. Son günlerde görüşleriyle  öne çıkan İlim Yayma Vakfı Başkanı Bilal Erdoğan,  bir taraftan “şalvar” övgüleri yaparken ve Filistin mitingleri düzenlerken,  bir taraftan da “toplumun saygı duyduğu, sözüne itibar ettiği, yerli ve milli olan, yeni bir aydın sınıfına ihtiyacımız var” diyor. Önce Osmanlı’yı  Padişah II. Mahmut şalvardan pantolona  geçirdi; bu nedenle de kimi tarihçiler onu Mustafa Kemal’in öncülü sayar. Sonra,  bu sözlerin neresini düzelteceksiniz? Sondan başlayayım,  bilimsel olarak “aydın” toplumsal sınıf değil, ara tabakadır. Aydın tanımının da içi bomboş. Şöyle ki “aydın” bilimselliği ve dürüstlüğü ile toplumun saygısını hak etmeli; “yetmez ama” gibi yalpalamalara girmemeli ki “sözüne itibar” edilsin ve çok daha önemlisi, “aydın” yerli ve milli olarak damgalanamaz;  tanımı gereği  ya da gerçek aydınsa aslında  öyledir: yalnızca gerçekleri ve ürettiği bilgiyi halkının kullanımına  sunar. Eğer “aydın” denilince “elit” anlatılmak isteniyorsa onun tanımını da son günlerde Cem Yılmaz kusursuz yapıyor! Sonuç olarak 2025’te iyice su yüzüne çıktığı gibi, iktidarın gerek uygulamaları, gerekse kimi düşünceleri, eksiksiz bir  başarısızlığın kanıtlarıdır. YA AYDINLIK? Geçen yıl aydınlığın kanıtları da iyice belirginleşti. Milyonlar, her olanağı kullanarak Mustafa Kemal Atatürk’e daha doğrusu onun bu ülkeye kazandırdığı değerlere giderek yükselen bir bilinç düzeyi ve duyarlılıkla koşuyor. Düşünebiliyor musunuz; harp okullarını üstelik birincilikle bitiren gençlerin “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye çıkardıkları gür ses, Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Anamur’a kadar tüm yurtta yankılanıyor. Yine milyonlar, yoksulluğa, baskıya, hava koşullarına,  polis engellerine aldırmadan, sayıları her gün daha da artarak, tam bir olgunlukla “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz” diyerek çıkış yolunu aydınlatıyor. NEDEN Mİ? Çünkü o milyonlar,  daha niceleri gibi, “Paşa hadimine tembih eylesin, kolum çekip elim bağlamasınlar” diyen Pir Sultan ile süregelen, “hürriyet için küreyi arzı patlatır çıkarız” diyen Vatan Şairi Namık Kemal ile gürleyen; “bir eğik baş bir boyunduruktan ağırdır boynuma; fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim” diyerek gerçek aydını tanımlayan şair Tevfik Fikret ile yükselen ve “yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” diyen Nâzım Hikmet’e ulaşan büyük birikimin ürünleridir. Yine o milyonlar, “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Kurucunun aydınlığını; “Ben Atatürkçü’yüm, ben anti emperyalistim, ben ulusal bağımsızlıkçıyım” diyen Uğur Mumcu ve onun gibi canı alınan ya da bu uğurda gözünü kırpmadan can veren onlarca gerçek “aydının” belleklerine yazdığı özellikleri yaşama geçiriyor. Aynı halk, umutları kırılan gençlerin, eşitlik kazanımları ellerinden alınmak istenen ve yalnızca 2026’da 391’i katledilen kadınların, yıllardır yargı kararları hiçe sayılarak hapiste tutulan çok sayıda aydın ve siyasetçinin; “tutuklama üstüne tutuklama” yaşayanların; sayıları az da olsa,  sabah-akşam tutuklanma olasılığı bulunan dürüst gazetecilerin;  suçluluğu kanıtlanmadan ve dahası kimileri ağır sağlık sorunları yaşamasına karşın hapiste tutulan onca belediye başkanının, yüzlerce uzmanın ve hepsinin simgesi özelliği kazanan Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu’nun kararlılığını yansıtıyor. Bu biri birini tamamlayan toplumsal ve bireysel kararlıklardır ki yeni yılı ve sonrasını aydınlatıyor. *** Bu arada, dünyada da tarihsel gelişmeler oluyor; işte ikisi: 1.Dünya kapitalizminin başkenti New York’u, Belediye Başkanı olarak, 1 Ocak’ta görkemli bir törenle ve Kur’an’a el basarak görevine başlayan Müslüman Sosyalist Zohran K. Mamdani yönetecek. 2. Çin, Yapay Zekâ (AI) ile en önde gelen uzman doktorların bile gözünden kaçan pankreas kanseri dokusunu yakalamayı başardı.