DEM Parti, ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşinin kaçırılmasına dair açıklama yaptı. "Maduro yönetiminin insan hakları ihlalleri, muhalefete yönelik baskıları ve demokratik siyasal alanı daraltan uygulamaları da ülkeyi derin bir çıkmaza sürüklemiştir" iddiasında bulunulan açıklamada, yine de "bu sorunların çözümünün" askeri operasyonlar, kuşatmalar ya da dışarıdan dayatılan yönetim değişiklikleri olmadığı ifade edildi. 'Tüm dünya açısından son derece tehlikeli bir kapıyı aralamakta' DEM Parti, Venezuela'ya yönelik haydutça saldırıya yönelik sessizliğini bugün bozdu. DEM Parti Dış İlişkiler Komisyonu Eşsözcüleri Ebru Günay ve Berdan Öztürk imzasıyla yayımlanan açıklamada, "Dünyanın farklı bölgelerinde derinleşen gerilimler, çatışmalar ve tek taraflı müdahaleler, uluslararası düzenin hızla aşındığı bir döneme işaret etmektedir. Bu sürecin en son ve en kaygı verici örneklerinden birine, ABD yönetiminin Venezuela’da gerçekleştirdiği askeri operasyonla tanık olduk" denildi. Açıklamada söz konusu "müdahalenin"; Birleşmiş Milletler’in kurucu anlaşmaları ile uluslararası hukukun açık ihlali, bir ülkenin egemenlik haklarına yönelik kabul edilemez bir saldırı ve halkların kendi geleceklerine demokratik yollarla karar verme hakkının gaspı olduğu ifade edildi. Bir ülkenin, “istenilen yönetim oluşana kadar dış güçler tarafından yönetileceği” biçimindeki yaklaşımın yalnızca Venezuela için değil, tüm dünya açısından son derece tehlikeli bir kapıyı aralamakta olduğu belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi: "Askeri kapasite üstünlüğünün siyasi tercihler dayatmak ve halkların iradesini bastırmak için kullanılabileceğinin ilan edilmesi, açık bir tehdit ve küresel ölçekte kuralsızlığın beyanıdır. Bu tutum uluslararası kurumların, çok taraflı mekanizmaların ve ortak hukuki normların bilinçli biçimde devre dışı bırakılması anlamına gelmektedir. Venezuela’nın enerji, doğal ve yeraltı kaynakları, küresel güç mücadelelerinin değil, o ülkede yaşayan halkların ortak ve meşru mülkiyetidir. Ayrıca uyarıyoruz ki; böylesi askeri müdahalelerin yarattığı otorite boşluğu ve kaos ortamı, tarihsel tecrübelerle sabittir ki halklara barış değil daha fazla yıkım getirmektedir. Venezuela’da devlet kurumlarının ve idari yapının işlevsizleştirilmesi, bölgeyi küresel uyuşturucu kartelleri ve organize suç örgütleri için denetimsiz bir faaliyet ve hakimiyet alanına dönüştürme riski taşımaktadır. Bu durum, sadece Venezuela halkını değil tüm bölgeyi tehdit eden, sınırları aşan derin bir güvenlik sorunu yaratacaktır." 'Maduro yönetimi ülkeyi derin bir çıkmaza sürükledi' "Öte yandan, Venezuela’da uzun süredir devam eden siyasal krizin sorumluluğu yalnızca dış müdahalelere indirgenemez" denilen açıklamada, "Maduro yönetiminin insan hakları ihlalleri, muhalefete yönelik baskıları ve demokratik siyasal alanı daraltan uygulamaları da ülkeyi derin bir çıkmaza sürüklemiştir. Ancak bu sorunların çözümü askeri operasyonlar, kuşatmalar ya da dışarıdan dayatılan yönetim değişiklikleri değildir" ifadelerine yer verildi. Açıklama şöyle sonlandırıldı: "Venezuela’da kalıcı istikrar ve refah ne otoriter yönetim pratikleriyle ne de uluslararası askeri müdahalelerle sağlanabilir. Çözüm, Venezuela halklarının demokratik iradesine saygı gösterilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi ve kapsayıcı, barışçıl bir siyasal sürecin önünün açılmasıyla mümkündür. 21’nci yüzyıla barış, adalet ve eşitlik umuduyla giren halklar, gücü elinde bulunduranların dünyaya hükmetme iddiasını kabul etmez ve etmeyecektir. DEM Parti olarak, Venezuela halklarının demokrasiye, özgürlüğe ve onurlu bir yaşama kavuşma hakkının yanında olduğumuzu; her türlü emperyalist müdahaleye, askeri tehdide ve hukuksuzluğa karşı durduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz."