ABD’nin Venezuela’ya dönük saldırıları ve Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile eşini kaçırmasının ardından İstanbul Kadıköy'de Türkiye Komünist Partisi (TKP)'nin çağrısıyla kitlesel bir eylem düzenlendi. "Kahrolsun ABD emperyalizmi, Venezuela halkının yanındayız" pankartıyla yürüyen İstanbullular, "Venezuela halkı yalnız değildir", "ABD elini Karayip'ten çek", "Haydut ABD işbirlikçi AKP", "ABD defol bu memleket bizim", "İşgalciler her zaman kaybeder", "Trump'ın dostları hesap verecek" sloganlarını attı. Kadıköy Rıhtım Meydanı'nda sonra eren yürüyüşte bir konuşma yapan TKP Merkez Komite üyesi Senem Doruk İnam, açıklamalarına "İnsanlık onuruna, insanlık gururuna yapılmış büyük saldırıya karşı bugün hep birlikte sesimizi çıkarmak, boyun eğmemek için bir araya geldik. Siz de bu onurlu duruşun önemli bir parçası oldunuz" diyerek başladı. ‘Siz kimsiniz ki Venezuela halkını yargılayacaksınız?’ "Dün gözümüzü Venezuela halkının üzerine atılan bombalara açtık. Sonra Venezuela devlet başkanının ve eşinin haydutça kaçırılmasını izlemiş olduk" diyen İnam, "Ne dediler? Uyuşturucuyu bahane ettiler. Ne dediler? Venezuela devlet başkanı uyuşturucu karteli dediler. Bu büyük bir yalan büyük bir aldatmaca. Uyuşturucudan bahsedenlere soruyoruz. Yıllardır emekçi halklar ayağa kalktığında siyasette söz sahibi olmaya çalıştığında o halkları uyuşturucuya boğan sizler değil misiniz? Soruyoruz. Afganistan'ı, Ortadoğu'yu, eroin bataklığına çeviren sizler değil misiniz? Siz kimsiniz ki yargılayacaksınız Venezuela halkını? Siz kimsiniz?" ifadelerini kullandı. ‘Latin Amerika halkına boyun eğdiremediler’ Senem Doruk İnam şöyle konuştu: "Ortada gözü dönmüş, küstah, ne yaptığını bilmez, hainlerle karşı karşıyayız. Bunları izliyoruz ekranlardan. O Trump denen midemizi bulandıran adam oturup bütün dünyayı kendi arka bahçesi haline getirmeye çalışıyor. Latin Amerika halklarının buna boyun eğeceğini buna sessiz kalacağını düşünüyor. Ama kötü haberi verelim. Çok yanılıyorlar, çok yanılıyorlar. Yıllardır Latin Amerika halkına boyun eğdiremediler. Halklar boyun eğmedi. Diz çökmedi. Eminiz ve buradan dayanışmanızı yükseltiyoruz. Latin Amerika halkları boyun eğmeyecekler. Bu barbarlıktan, bu haydutluktan, bu gözü dönmüşlükten hesap soracaklar. Sözümüz söz olsun. Biz de hep arkalarında ve yanlarında olacağız. ‘Eğer Küba’ya elinizi uzatıyorsanız o ellerinizi kırarız’ Dedik ya uyuşturucu bahane diye. Meselenin halklara boyun eğdirmek, diz çöktürmek olduğunu biliyoruz. Meselenin Venezuela'nın petrol kaynakları, doğal kaynakları olduğunu biliyoruz. Çıkmış utanmadan Trump diyor ki 'Biz yöneteceğiz.' Çıkmış diyor ki 'Biz kimin yöneteceğine karar vereceğiz.' Çıkmış diyor ki 'O petrolleri bizim şirketlerimiz yönetecek.' Ve utanmadan, tehdit ediyor. 'Sıra Küba'da' diyor. Eğer Küba'ya, sosyalist Küba'ya elinizi uzatırsanız o ellerinizi kırarız sizin, kırarız. ‘Ülkemizdeki işbirlikçilerden de hesap soracağız’ Ne Venezuela halkı ne Küba halkı bu barbarlara bu haydutlara boyun eğmeyecekler. Hesabını hep birlikte ama hep birlikte soracağız. Yetmeyecek. Sadece onlardan hesap sormayacağız. Ülkemizdeki ikiyüzlü ve işbirlikçilerden de hesap soracağız. Şimdi iki gündür izliyoruz değil mi? Kim ne dedi? Ne söyledi? Kimin yanında oldu? Kime ne dedi diye? Şaşırıyorlar değil mi? Tayyip Erdoğan çıkıp bir şey demedi, kınamadı diye. Neye şaşırıyorsunuz? Soruyoruz size neye şaşırıyorsunuz? ABD'nin kayığına binmiş ABD'ciliği bayrak edinmiş bir iktidardan ne bekliyordunuz ki siz? Ne bekliyordunuz? ‘İşgalciler sonsuza kadar kazanamazlar’ Hep birlikte dünyayı karanlığa boğmak istiyorlar. Ellerindeki paraya ve silahlara güveniyorlar. Evet paraları çok olabilir. Evet silahları çok kuvvetli olabilir. Ve yıllardır çok da büyük bir tokat yememiş olabilirler. Ama hatırlatıyoruz dostlar, hatırlatıyoruz. İşgalciler, sömürücüler sonsuza kadar kazanamazlar. Nasıl Domuzlar Körfezi’nde o silahlar ellerinde patladı? Nasıl Vietnam'da, Irak'ta o silahlar ellerinde patladı? Latin Amerika halkı yine onlara gününü gösterecek. Eminiz bundan. ‘Onlar saldırmaya devam ettikçe bizler direnmeye devam edeceğiz’ Dün bombalar yağarken Venezuela devlet başkanı ve eşi kaçırılırken Türkiye Komünist Partisi Ankara'da ABD Büyükelçiliği'nin önündeydi. Oradan seslendik. Bu haydutluğa bu vahşiliğe izin vermeyeceğimizi oradan haykırdık. Bugün İstanbul'dayız. Yarın Türkiye'nin dört bir yanındayız. Onlar saldırmaya devam ettikçe bizler direnmeye, boyun eğmemeye, bu barbarlığın karşısında dimdik durmaya kararlıyız. Bizler komünistiz, devrimciyiz, bu ülkenin bağımsızlıkçı, yurtsever insanlarıyız. Asla ve asla bu ülkeyi sahipsiz sanmasınlar. Asla ve asla Latin Amerika halklarını, Küba'yı, Venezuela’yı sahipsiz sanmasınlar. Hep birlikte direnmeye, boyun eğmemeye devam edeceğiz. Onlar bu dünyayı el birliğiyle karanlığa boğmak istiyorlar. Uyuşturucu diyenler var ya kendileri çocuk istismarı, çocuk tacirliğiyle eğlence planları yaparken Amerika'da sermayedarlar, para babaları bu ülkeyi karanlığa boğarlarken biz iyiliğin, güzelliğin, eşitliğin, bağımsızlığın yanında saf tutuyoruz. Ve saf tutmaya devam edeceğiz. Bu sesi büyüteceğiz. ‘Tehlike yanıbaşımızda’ Evet örgütlü olmak zorundayız. Çünkü bugün bazılarına uzak geliyor olabilir. Venezuela, Küba, Latin Amerika uzak geliyor olabilir. Ama bu tehlike yanı başımızda. ABD'yle kol kola giren, emperyalistlerle kol kola girenler bu ülkenin iktidarında, bu ülkenin düzen siyasetinde. Dolayısıyla görevimizin başında olmak zorundayız. Bugün Latin Amerika halklarının başına gelen yarın Türkiye'nin başına gelebilir. O günü beklemeyelim. Örgütlenelim, çoğalalım, hep birlikte emperyalizme karşı ayağa kalkalım. Ayağa kalkalım."