Tayfun Kahraman’ı serbest bırakın

“Ben 2000’li yıllarda şehir plancısı olarak göreve başladım. İlk yaptığım iş meslek odasına kayıt olmaktı. 2010 yılında Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı seçildim. İddianamede konu Gezi Parkı projesinin hukuki talebiyle başlayan ve bir araya gelen kurumların oluşturduğu, Taksim Dayanışması ’ndaki TMMOB ve Şehir Plancıları Şubesi’ndeki görevlerimde bu süreçte yer aldım. Taksim Dayanışması’nı oluşturan iki meslek odası olan Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası ile TTB’yi de içine alan bu yapı bir koordinasyon değil, bir tercümandır, tercümanlık görevini yerine getirmiştir. Taksim Dayanışması’nın bir araya gelmesi sonrasında Taksim’in işgali ile ilgili halkı bilinçlendirmek, insan zincirleri gibi ifade özgürlüğü kapsamındaki faaliyetlere başlandı. Taksim’de projede yer almayan yaya yolunun açılması ile ilgili Asker Ocağı caddesinde ağaçların kesilmesi engellenmiştir. Yer almayan bir yaya yolunun engellediğimiz için polis müdahalesi ile karşılaştık. Kamuoyu bizlere sahip çıkmış ve milyonlarca insan polis şiddetini protesto etmek için sokağa çıkmış ve Taksim Meydanı yayalaştırma projesine itiraz kitleselleşmiştir. Bunu hiçbir organizasyonun yaptıramayacağı açıktır. Gezi’yi büyüten unsur destek çağrıları değil, dönemin hükümetinin gerilimi yatıştırmaktan uzak açıklamaları olmuştur. Taksim Dayanışması tarafından yapılan açıklamalar demokratik hak talepleri, toplumsal sağduyuya sahip açıklamalardır. Bu taleplerle ilgili darbeye teşebbüs suçlaması geliştirmek akıl dışıdır.” ∗∗∗ Yukarıda özetleyerek aktardığım savunma Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman ’a ait. Gezi eylemleri patlak verdiğinde Tayfun Kahraman TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanlığı görevindeydi. Taksim Dayanışması’nın dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Başbakan Tayyip Erdoğan ’la yaptığı görüşmelerde yer almış, görüşmeden sonra basına açıklamayı da yapmıştı. Aradan beş yıl geçtikten sonra, Kasım 2018’de İstanbul Emniyeti Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Can Atalay ve Mücella Yapıcı ile birlikte ifadeye çağırdı. Sonrasında da Gezi davası açıldı. Suçlama “Gezi eylemlerini organize ve finanse ettiği” iddia edilen Osman Kavala ile birlikte “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” etmekti. Normalde Gezi Parkı’ndaki kargaların bile güleceği bir iddiaydı. Nitekim öyle oldu. Davanın 18 Şubat 2020’deki duruşmasında beraat kararları çıktı. Ancak önce beraat kararları Bölge İdare Mahkemesi tarafından bozuldu, sonra da Osman Kavala’nın hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “siyasal ve askeri casusluk” suçlamalarıyla açılan davanın Gezi davasıyla birleştirilmesine karar verildi. Bu ikinci davanın karar duruşması 25 Nisan 2022‘de yapıldı. Mahkeme, Osman Kavala’nın hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlamasından ağırlaştırılmış müebbet cezasına; Çiğdem Mater, Mücella Yapıcı, Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin hükümeti ortaya kaldırmaya teşebbüse yardım etmekten 18’er yıl hapis cezasına çarptırılmalarına ve tutuklanmalarına karar verdi. Tayfun Kahraman o günden bu yana, dört sene oluyor, eşi Meriç’ten, kız Vera’dan, dostlarından, arkadaşlarından, mesleğinden uzakta, Silivri Cezaevi’nde. Anayasa Mahkemesinin 31 Temmuz 2025’te verdiği “adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ve yeniden yargılanması gerektiği”ne dair kararı 17 Ekim 2025’te Resmi Gazete’de yayınlanmasına rağmen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından uygulanmadı ve tahliyesi engellendi . ∗∗∗ Tayfun’la meslek örgütlerimizdeki görevlerimiz vesilesiyle tanışıklığımız daha eskiye dayanır ama en çok Taksim Dayanışması sürecinde birlikte olmuştuk. Hayatta tanıdığım en sakin , en dengeli , en mutedil insanlardandır. Hükümeti devirmek bir yana Gezi’de tansiyonun en yükseldiği zamanlarda bile soğukkanlılığını ve sükunetini korurdu. Tayfun uzun yıllardır Multipl Skleroz , MS hastası. MS’in ne denli zor bir hastalık, tedavisinin ne kadar özen isteyen bir süreç olduğunu bir çeken hastalar bilir, bir de takip eden doktorlar. Hele de hastaneye gidip gelmenin bile işkenceye döndüğü cezaevi koşullarında. Tayfun geçtiğimiz Cuma günü yeni bir MS atağıyla Cerrahpaşa’ya yatırıldı. Tayfun’a yapılan; 12 Eylül döneminde bile şahit olmadığımız, düşman hukukunda bile yeri olmayan bir eziyet, zulüm. Tayfun Kahramanı ve tabii ki bütün Gezi tutuklularını serbest bırakın.