Halkın zaten farkında olduğu toplumsal çürüme, etrafından dolaşılamayacak şekilde gündem olunca muhafazakarlar da neden üretme yarışına girmişti. Kimine göre AKP tarafından yaratılan muhafazakâr elitler “ahlak dışı” eylemleri normal görmeye başlamıştı, kimine göre “mücahitlikten müteahhitliğe” anlayışı yaygınlaşmıştı. Bazıları “eğitim şart” demiş, bazıları da “Dindar dövmek bizde bir asırlık spor dalıdır" diyerek yine mağduru oynamıştı. Bazı isimler de şimdiden kendilerini AKP'yle mesafelendirmeye, AKP'nin günahlarının "islamcılara" yazılmaması için çabalamaya girişmişti. Geçtiğimiz günlerde muhafazakar yazarların üst üste kaleme aldığı bu yazılara soL'da değinmiş ve " Muhafazakarların toplumsal çürüme sınavında yanlış cevap çok, doğru cevap yok " demiştik. Hal böyleyken, AKP'den de konuya dair bir adım geldi. AKP'nin "toplumun ahlâka bakışı ve toplumsal ahlâkla" ilgili araştırma yaptırdığı ve bu araştırmanın sonucunun da parti içinde değerlendirmeye alındığı öğrenildi. AKP tarafından yaptırılan araştırmanın, evlilik kurumu ile dini ve manevi değerler üzerinden ilerlemesi, iktidarın toplumsal çürümeye yönelik bakış açısını bir kez daha ortaya koydu. Söz konusu araştırmanın basına yansıdığı gün, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman'ın "Eğer aileyi korumak, kadını korumak, çocuğu korumak, bireyi korumak yasakçılıksa evet biz yasakçıyız" açıklamasında bulunması dikkat çekti. AKP'nin araştırması: Modern hayat tarzı öne çıkıyor, evlilik kurumu güç kaybediyor İktidara yakınlığıyla bilinen Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu'nun haberine göre; AKP'ye toplumun ahlâka bakışı, toplumsal ahlâkla ilgili değerlendirmelerine dair sonuçların yer aldığı bir araştırma sunuldu. Araştırmaya katılanların yüzde 94’ü “Toplumun ahlâkı son yıllarda sizce nasıl değişmiştir?” sorusuna, “Toplum ahlâkı son yıllarda giderek bozuldu” cevabını verdi. Hayat tarzındaki değişimlerin "ahlâk sınırlarını zorladığını" düşünenlerin oranı yüzde 85 olurken, her 5 kişiden 4’ü ise “Herkes istediği gibi yaşar” anlayışının ahlâk sınırlarını zayıflattığı görüşünde. AKP'ye sunulan araştırmaya katılanların yüzde 84,7’si geleneksel değerlerin modern hayat tarzı karşısında geri planda olduğunu, yüzde 91,1’i evlilik kurumunun toplum nezdinde güç kaybettiğini dile getirdi. Her 10 kişiden 9’u da evlilik dışı ilişkilerin toplumda giderek normalleştiğini söyledi. Araştırma katılımcılarının yüzde 79,7’si boşanmaların artmasının ahlâki bozulmanın göstergesi olduğunu savundu, yüzde 93,6’sı da kumar ve bahis oyunlarının toplum için ciddi bir tehdit olduğunu ifade etti. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 95,4’ü bağımlılık türlerinin (kumar, alkol, madde) ahlâki bozulmayı hızlandırdığı, yüzde 85,8’i sosyal medyanın ahlâki değerleri olumsuz etkilediği, yüzde 84’ü televizyon programlarının ahlâki değerleri zayıflattığı görüşünde. Toplum ahlâkını en çok zedeleyen alışkanlığın ne olduğuna yönelik soruda, araştırmaya katılanların verdiği cevaplarda, yüzde 27 ile açık ara sosyal medya ilk sıraya yerleşti. Sosyal medyayı yüzde 8 ile ekonomik yoksulluk, yüzde 7,8’le alkol ve uyuşturucu bağımlılığı takip etti. Katılımcıların yüzde 78’den fazlası ise dinî ve manevi değerlerden uzaklaşmanın ahlâki problemleri artırdığını iddia etti. Araştırmada, gençlerin ahlâki değer anlayışının geçmiş kuşaklara göre zayıfladığını düşünenlerin oranı ise yüzde 90 oldu. Ahlâki bozulmadan en fazla etkilenen alanların ise yüzde 35,4’le gençlik ve eğitim, yüzde 33,5 ile aile ve evlilik kurumu olduğu öne sürüldü. Toplum ahlâkının güçlendirilmesi için ne yapılması gerektiğine yönelik soruya da araştırmaya katılanların yüzde 24,3’ü değerler ve ahlâk eğitimi, yüzde 20’si aileyi ve evliliği güçlendiren politikalar, yüzde 18’i ekonomik refahın artırılması, yüzde 13,8’i dini ve manevi rehberliğin güçlendirilmesi cevabını verdi. AKP'li Yayman: Aileyi korumak yasakçılıksa, evet biz yasakçıyız AKP'nin yaptırdığı söz konusu araştırmanın basına yansıdığı gün, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman da dikkat çeken bir açıklama yaptı. AKP Genel Merkezi'nde düzenlenen değerlendirme toplantısında basın mensuplarıyla bir araya gelen Yayman, parti olarak kültür ve sanata nasıl baktıklarını ifade etmek üzere "Kültür Sanat Siyasi Tutum Belgesi" hazırlayacaklarını açıkladı. Yayman, "Dünyada ve Türkiye'deki örneklere baktığımızda, ulus aşırı küresel şirketler kendilerini yasamanın, yürütmenin, yargının üzerinde görüyorlar ve bir anlamda aileye karşı bir savaş açmış durumdalar. Bunu hem dijital platformlarda, hem sosyal medyada, hem de televizyon dizilerinde görmek mümkün" diye konuştu. "Başta sosyal medya ve dijital ağlar olmak üzere yasaklamaların bir çare olmadığını hepimiz görmekteyiz" diyen Yayman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Fakat, burada 'bırakınız yapsınlar' anlayışını da doğru bulmuyoruz. Aile, bizim kırmızı çizgimizdir. Çocuk, bizim kırmızı çizgimizdir. Kadın, bizim kırmızı çizgimizdir. Bireyin korunması, mahremiyetin muhafaza edilmesi bizim kırmızı çizgimizdir. Kendilerini yasama, yürütme, yargının üzerinde gören ve tek tipçi bir kültürel hegemonya inşa etmek isteyen küresel şirketlerin tavrını asla doğru bulmuyoruz. Açık, net söyleyelim, burada eğer aileyi korumak, kadını korumak, çocuğu korumak, bireyi korumak yasakçılıksa evet biz yasakçıyız." 'Ailenin, kadının, çocuğun korunması milli güvenlik meselesi' Televizyon dizilerindeki "sorumsuz davranışları" tasvip etmediklerini söyleyen Yayman, "Dizi yapımcılarına, sinema emekçilerine çağrımız şudur; Türkiye'de muhteşem hikayeler vardır, bu hikayelerin anlatılması başlı başına çok önemlidir. Onun için cinselliği, kumpasları, entrikaları öne çıkaran bir hikayecilik anlayışını doğru bulmadığımızı ve toplumun, ailenin korunmasının önemli olduğunu ifade ediyorum" diye konuştu. Yayman, "ailenin, kadının, çocuğun korunmasını bir milli güvenlik meselesi olarak gördüklerini" söyledi ve "Dizi sektörünü önemsiyoruz, değerinin farkındayız. Ama diğer taraftan bırakın Türkiye'nin normlarını, yerli ve milli değerleri, evrensel normlara, evrensel değerlere uygun düşmeyen birtakım hikayeler üzerinden reyting ve etkileşim almak amacıyla diziler çekilmesini de doğru bulmuyoruz" ifadelerini kullandı. Yayman sosyal medyaya dair de şöyle konuştu: "Sosyal medya bir kötülük mecrası haline gelmiş durumda. Sürekli bir tartışma, gerilim, kutuplaşmanın yeniden yeniden üretildiğini görüyoruz. Dolayısıyla, ben Türkiye'de sosyal medya kullanma yaşının 15 olması gerektiğini daha önce söylemiştim."