soL’da günlerdir Türkiye’deki mandacı, Amerikancı ve işbirlikçilerin listesini çıkarıyor, utanç verici sessizlikleri ve açıklamaları ayrıntılarıyla aktarıyoruz. Venezuela’daki ABD haydutluğu sonrası sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada devam eden Amerikancılığı da detaylarıyla paylaşmaya devam ediyoruz. Bu konuda dikkat çekici örneklerden birini de, DEM Parti’nin son derece “dengeli” olan Maduro açıklaması sonrası gördük. Rojava’da ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde ABD ile müttefiklik ilişkisi kuran Öcalan ve Barzani çizgisindeki iki hareketin siyasi doğrultusunun etkisiyle, islamcı ve milliyetçi Kürt gruplar, DEM Parti açıklaması sonrası linç kampanyası başlattı. Önce linç girişimine maruz kalan açıklamaya ve bu açıklamanın ne kadar Amerikan karşıtı olduğuna bakalım... * Dünyanın farklı bölgelerinde derinleşen gerilimler, çatışmalar ve tek taraflı müdahaleler, uluslararası düzenin hızla aşındığı bir döneme işaret etmektedir. Bu sürecin en son ve en kaygı verici örneklerinden birine, ABD yönetiminin Venezuela’da gerçekleştirdiği askeri operasyonla tanık olduk. * ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle yürütülen bu müdahale; Birleşmiş Milletler’in kurucu anlaşmaları ile uluslararası hukukun açık ihlali, bir ülkenin egemenlik haklarına yönelik kabul edilemez bir saldırı ve halkların kendi geleceklerine demokratik yollarla karar verme hakkının gaspıdır. * Venezuela’da uzun süredir devam eden siyasal krizin sorumluluğu yalnızca dış müdahalelere indirgenemez. Maduro yönetiminin insan hakları ihlalleri, muhalefete yönelik baskıları ve demokratik siyasal alanı daraltan uygulamaları da ülkeyi derin bir çıkmaza sürüklemiştir. Ancak bu sorunların çözümü askeri operasyonlar, kuşatmalar ya da dışarıdan dayatılan yönetim değişiklikleri değildir. * Venezuela’da kalıcı istikrar ve refah ne otoriter yönetim pratikleriyle ne de uluslararası askeri müdahalelerle sağlanabilir. Son derece "dengeli" dediğimiz açıklama bu. ABD'nin haydutça saldırısına doğrudan bir kınama yok, Maduro'nun kaçırılmasına değinilmiyor bile, açıklamada Maduro ismi sadece "insan hakları ihlali" ile anılıyor, bir ülkenin egemenliğine ve bağımsızlığına saldırıya "operasyon" deniliyor. Ancak bu kadar "dengeli" bir açıklama dahi, Amerikancıları ve İsrailcileri kızdırmaya yetti. DEM Parti açıklamasının altına islamcı ve milliyetçi Kürt grupların parçası olan isimlerden tepki mesajları yağdı. Gelin şimdi o mesajların sadece bir bölümüne bakalım. 'Hem Kürtlerin hem de Amerika'nın azılı düşmanı Maduro...' Parti açıklamasının altına atılan ilk mesaj şu: Yapılan paylaşımda şöyle deniliyor: '21. yüzyılda Washington, Paris ve Brüksel'deki karar alıcılar Big Data ile partnerlerin her tweetini, her açıklamasını analiz ediyor ve "güvenilir partner" risk puanı üretiyor. DEM Parti'nin Nicolas Maduro desteği ve "Paris yansın" paylaşımları Kürtler için bu puanı düşürüyor. Türkiye lobisi bu dijital verileri Kongre'de silah olarak kullanıyor: "Bakın, Kürtler sizin düşmanınızı destekliyor." diyor. Özcan'ın "sosyal medya diplomasi değil" tezi, 21. yüzyılın dijital gerçekliğini görmezden geliyor. Bunlar DEM Parti'den bir milletvekilliği koltuğu kapmak için, Kürtlerin kaderini yakan tipler!' "Kürtlerin kaderini yakan" şeyin, Maduro'ya destekle uzaktan yakından ilgisi olmayan bu açıklama olduğunu düşünüyor bu isim. Aynı isim devamında DEM Partili biriyle yaptığı tartışmada, " Kürtlerin tepkisi DEM Parti'nin ABD'yi eleştirmesine değil, hem Kürtlerin hem de ABD'nin azılı düşmanı olan dünyanın en büyük uyuşturucu kartellerinden Maduro'nun safına geçtiğini "Kürtler adına" açıklamasınadır! " diyor. Yine bir başka isim, Kürtlerin büyük bölümünün Venezuela konusundaki Amerikan karşıtı açıklamaya tepkili olduğunu söylüyor. Hatta Kürtlerin yüzde 90'ının böyle düşündüğü gibi tuhaf bir iddiada bulunuyor. "Dem Parti'nin, Kürtler adına Venezuela başbakanı maduro hakkında yaptığı Amerikan karşıtı açıklamanın, yersiz olduğunu belirttiğim eleştirel yazı, DEM Parti Genel Merkezinin yaptığı açıklamadan daha çok beğenildi ve destek gördü.Bu şu anlama geliyor; Bu sadece benim düşüncelerim değil, Kürtlerin %90'dan fazlası bu şekilde düşünüyor. Ben de bu durumu gördüğüm için halkın düşüncelerini ve rahatsızlığını yazmaya çalışıyorum. Nitekim aşağıdaki açıklama istatistikleri de bunu ortaya koyuyor." Bir diğer paylaşımda ise Venezuela'dan Maduro'yu haydutça kaçırıp getiren ABD askerlerini gösterdiği belirtilen bir videoyu paylaşan hesap, Amerikancılığı bir üst seviyeye taşıyor: Yapılan paylaşımda "Allah,ABD-İsrail'e Güç Kuvet Versin" deniliyor. Trump videosu paylaşan bir diğer hesaptan da DEM Parti'ye tepki gelirken, TKP gibi pozisyon alındığı iddia ediliyor. Sıradaki hedefin de İran olduğunu duyuruyor: Yapılan paylaşımda şöyle deniliyor: İki de bir ANTİ-EMPERYALİST palavralarıyla karşımıza çıkan DEM Parti yanlış bir yoldadır. Sana ne Maduro’nun korsanca New York’a götürülmesinden? Bir kere bunu en çok protesto eden TKP ile neden aynı saftasın? Nedir bu küflenmiş Sovyet dansı? Hoşunuza gitsin gitmesin artık umurumuzda değil. Devamı gelecek ve bizler tabii ki alkışlayacağız. İşte geliyor gelmekte olan, kokuşmuş Molla ekibi cehennemlik olacak! Amerikancılığın yükseldiği iddiasını savunan bir diğer hesap da durumdan memnuniyetini dile getiriyor: Yapılan paylaşımda şöyle deniliyor: DEM Parti’nin, Venezuela meselesinde anti-ABD kampında yer almış olmasına, bu partinin dışındaki Kürd milliyetçilerinin yanı sıra yine bu partinin Kürd seçmenlerinin yoğun tepkisi iki açıdan önemlidir. Birincisi, her türlü ideolojik prangalardan azade, akılcı bir Kürd milliyetçiliğinin bizzat DEM Parti’ye destek veren Kürdlerce de içselleştirilmiş olması, ikincisi ise bu partinin yönetiminin, bu temel konuda, kendi seçmeni ile her geçen gün daha fazla ters düştüğü gerçeğidir. Bir diğer isim de yine DEM Parti'yi eleştirip, Amerika'nın eleştirilmesini inanılmaz buluyor. Paylaşımda şöyle deniliyor: Kürdistan'ın toprak bütünlüğünü ve Kürtlerin bağımsızlık hakkını Türklere peşkeş çekip Amerika'ya Venezuela için karşı çıkıyorlar. İnanılır gibi değil. Şaşırtıcı mı? Başta vurguladık, Türkiye'de de dünyada da ciddi bir Amerikancılık ve emperyalizm hayranlığı pompalanıyor. Bunun sosyal medyaya yansıyan türleri her anlamıyla utanç verici. Egemenlik ve bağımsızlık gibi kavramlar bütünüyle ABD mandacılığına havale edilirken, DEM'in net bir ABD karşıtlığı içermeyen tutumunun dahi linç konusu haline getirilmesi gelinen noktayı da özetliyor.