Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz – Aralık 2025 tarihleri arasındaki 6 aylık enflasyon oranını yüzde 12,19 olarak açıkladı. Gerçek hayat pahalılığı ile bağdaşmayan bu “sahte” enflasyon oranı, emekli aylıklarına yapılacak artışı da doğrudan etkiliyor. Ülkemizde 11,5 milyon SSK emeklisi, 2,8 milyon Bağ-Kur emeklisi ve 2,5 milyon da memur emeklisi bulunuyor. Toplam emekli sayısı, yaklaşık 17 milyon dur. Bu sayıya dul ve yetimler gibi diğer hak sahipleri de dahildir. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında Ocak 2026 itibariyle yüzde 12,19’luk bir artış yapılacak. En düşük işçi ve Bağ-Kur emekli aylığı da, hükümetin yasal düzenleme yapması halinde 18 bin 938 lira olacak. Memur ve memur emeklileri için ise , toplu sözleşme zammı ve enflasyon farkıyla birlikte maaşlarında yüzde 18,60’lık bir artış yapılacak. Bu durumda en düşük memur emekli aylığı , 1.000 TL’lik seyyanen zamla birlikte 27 bin 887 TL 'ye yükselecek. Aslında emekli maaşlarında yapılan bu artış, bir zam değil bir enflasyon farkı ödemesidir. Yani emekliler, geçmiş dönemde kaybettiklerinin bir kısmını geri almış olacaklardır. Açlık sınırının altında Türk-İş’in Ocak 2026 başı itibariyle açıkladığı açlık sınırı (dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcamaları) 30 bin 143 lira dır, dört kişilik bir ailenin asgari geçim harcamalarını ifade eden yoksulluk sınırı ise 98 bin 188 lira dır. 18 bin 938 lira olan en düşük işçi ve Bağ-Kur emekli aylığı, yani bu sefalet maaşı, 30 bin 143 liralık açlık sınırının nerdeyse yarısı kadardır Öte yandan 27 bin 887 lira olan en düşük memur emeklisi aylığı da, yine açlık sınırının altında kalmaktadır. Beş en düşük emekli aylığı (94 bin 690 TL), bir yoksulluk sınırına (98 bin 188 TL) dahi ulaşamıyor. 'Ölüm harçlığı' TÜİK’in 5 Ocak’ta enflasyon oranını açıklamasıyla birlikte çeşitli memur ve emekli kuruluşları protesto eyleminde bulundular. KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu), Ankara’da TÜİK önünde tepkisini dile getirirken Birleşik Kamu-İş üyeleri de ayrı olarak ayni yerde tepki gösterdi. Hükümete yakın Memur-Sen ise, bir salonda düzenlediği etkinlikte itirazlarını ifade etti. DİSK’e bağlı Devrimci Emekliler Sendikası (Dev Emekli-Sen) ve Tüm Emeklilerin Sendikası da İstanbul ve Ankara’da TÜİK’in sahte enflasyon oranına tepki gösterdi. Dev Emekli-Sen ’e üye emekliler, TÜİK’in İstanbul Temsilciliği önünde yaptıkları eylemde şu hususları dile getirdiler: “Artık bıçak kemiği delip geçmiştir. Karşımızdaki tablo, basit bir geçim sıkıntısı değil, planlı ve programlı bir ‘sosyal cinayet’ girişimidir. Hükümetin uyguladığı ekonomi politikaları, enflasyonu düşürmek adı altında talebi kısmayı, yani halkın alım gücünü yok etmeyi hedeflemektedir. 18 bin 900 lira bir aylık değil, bir ‘ölüm harçlığıdır” (Gazete Pencere, 6 Ocak 2026). Öte yandan çeşitli kentlerde yüzde 12,19’luk maaş artışını protesto eden emekliler, “Bize acınızdan ölün’ diyorlar” şeklinde tepki gösterdiler. Yani emekliler, “bizleri açlıkla terbiye edip ölmemizi bekliyorlar” anlamında yorumda bulundular. 6 Ocak günü de, yine emekliler çeşitlik kentlerdeki protestolarını sürdürdüler. En düşük ölüm aylığı Sayıları beş milyonu bulan dul ve yetimlere yasada belirtilen oranlar dahilinde bir ölüm aylığı ödeniyor. Ölüm aylığından, vefat eden sigortalının eşi, çocukları ve bazı şartlara göre de anne ve babası yararlanabiliyor. Vefat eden sigortalının dul eşine yüzde 50 oranında aylık bağlanırken, sigortalının çocuğu yoksa ve eşine kendi sigortalılığı nedeniyle gelir ya da aylık bağlanmamışsa yüzde 75 oranında bir ölüm aylığı ödenebiliyor. Bu durumda en düşük ölüm aylığı Ocak 2026 itibariyle 14 bin 203,5 TL olacak. Kuşkusuz dul ve yetimlere ödenen ölüm aylıkları da çok düşüktür. AKP iktidarının “kemer sıkma” politikaları sonucu açlıkla mücadele eden emekliye 18 bin 938 liralık bir “ölüm harçlığı” reva görülüyor. Aslında bu durum, emekliyi “bütçeye yük” gören bir anlayışın sonucudur. 'Kemer sıkma'ya devam 2026 yılı asgari ücretinin 28 bin 75 lira ile yine açlık sınırının altında kalması, keza emeklilere reva görülen 18 bin 938 liralık emekli aylığı uygulaması, AKP iktidarının bu yıl da “kemer sıkma” ve emek gelirlerini bastırma politikasına devam edeceğini gösteriyor. DİSK-AR’ın (DİSK Araştırma Merkezi) verileri, emeklilerin 23 yıllık AKP iktidarı döneminde en yoksullaşan bir kesim olduğunu, gelirlerinin sefalet maaşı düzeyine düştüğünü ortaya koyuyor. Emekli aylıklarının “sefalet maaşı” düzeyine gelmesinde, özellikle AKP’nin 2008 yılında çıkardığı 5510 sayılı yasa neden olmuştur. Bu yasayla emeklinin büyümeden aldığı pay, yüzde 100’den yüzde 30’a düşürülmüş, aylık bağlama oranları yüzde 75’ten yüzde 50’ye indirilmiş, geçmişte yüzde 70 olan emekli aylıklarının alt sınırı da yüzde 35’e kadar aşağıya çekilmiştir. Mücadelede ısrar! Emekli sendika ve dernekleri, 5 Ocak öncesinde de çeşitli eylem ve etkinliklerde bulundular. Tüm Emeklilerin Sendikası , 2 Ocak 2026 günü 29 ilin 51 noktasında eş zamanlı açıklama yaptı. Sendika yöneticileri taleplerini şöyle özetlediler: "Tüm emeklilere 20 bin liralık seyyanen zam yapılsın, en düşük emekli aylığı yeni işe başlayan memur maaşına eşitlensin , enflasyon kayıpları telafi edilsin, sağlıktaki katkı payları kaldırılsın, emekliler için barınma desteği hayata geçirilsin ve emeklilere sendika hakkı yasal hale getirilsin”. Öte yandan Emeklinin Sesi Derneği üyeleri de, 31 Aralık 2025 günü Kadıköy İskele Meydanı’nda “Yeni yıla girmiyoruz, geçinemiyoruz” pankartlarıyla bir oturma eylemi gerçekleştirdi. Emeklilikte Yaşa Takılanlar ve Emekliler Federasyonu (EYT-EF) da, 28 Aralık 2025 pazar günü yine Kadıköy İskele Meydanı’nda “İnsanca ve onurlu bir yaşam her vatandaşın hakkıdır” talebiyle bir etkinlik yaptı. Etkinlikte, 8 Eylül 1999 sonrası sigortalılar için de eşit ve adil bir emeklilik sistemi çağrısında bulunuldu. Görüldüğü gibileri emekliler, ileri yaşlarına, kışın soğuğuna rağmen sokaklarda ısrarlı bir şekilde hak mücadelelerini sürdürüyorlar. 2026 yılı içinde de bu eylem ve etkinliklerin devam etmesi bekleniyor…