Almanya İkinci Dünya Savaşı’nı neden kaybetti? Sebepler sıralanırken denir ki: Adolf Hitler askerliğini orduda onbaşı olarak yapmıştı. Onbaşı aklıyla orduları yönetmeye kalktı. Generaller Hitler’den çekindikleri için düşündüklerini söyleyemezdi. Onbaşının aklıyla hareket eden Alman orduları sonunda felakete sürüklendi. Emlakçı kökenli ABD lideri Donald Trump’ın durumu benzeşiyor. Ne diplomasi deneyimi var, ne strateji bilgisi, ne hukuk kültürü... Hitler gibi sadece güce inanıyor ve megalomaniyle hareket ediyor. Sadece iş adamı deneyimi, doymak bilmeyen bir kişilik ve cahil cesaretiyle büyük işler başarılabilir mi? Akil bir dostumuz diyor ki: - Nerede duracağı belli olmayan frensiz bir gidiş iş hayatında belki bir dönem başarı getirebilir. Ama devlet yönetiminde aksi sonuç verir. - Peki ne olur? - Düşmanlarından önce dostları telaşlanır, ona karşı birleşir. Yarın ne yapacağı belli olmayan bir liderin peşinden kimse gitmez. O lider güven sağlayamaz. Yalnızlığa ve başarısızlığa mahkumdur. Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland’ı da hedefe koyması akılcı hareket edemediğinin kanıtıdır. Nitekim 4 İskandinav ülkesiyle İngiltere, İspanya gibi devletler buna anında tepki gösterdi. NATO içinde tedirginlik başladı. Çünkü tarihte ilk kez bir NATO ülkesi NATO’nun tehdidine uğruyordu. Sonra Güney Amerika’da yapılan yanlışa bakın. Venezuela’ya Çin’le ilişkisini kesmesi için operasyon yapıldığı söyleniyor. Oysa izlenen yol diğer Güney Amerika ülkelerini topluca Çin’in tarafına itiyor. Bu siyasetin başarı şansı olabilir mi? BBC Dünyada yıllardır haberciliğin örnek kurumlarından biri olarak tanıtılan İngiliz BBC Televizyonu’ndan bir haber... İngiliz gazeteci Owen Jones’in Guardian’da yazdığına göre... BBC personeline haberlerde Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD’ye kaçırılmasını “kaçırma” (kidnapping) olarak ifade edilmemesi talimatı verildi. Habercilerden Maduro için “Yakalandı”, “Ele geçirildi” gibi daha hafif ifadeler kullanmaları istendi. Avrupa yıllar boyunca inşa ettiği değerleri kaybederken İngilizlerin Amerikan kuyrukçuluğu bu ucuz noktalara varmış bulunuyor. BBC yakın zamanda İsrail - Gazze haberleri nedeniyle de eleştirilere maruz kalmış, İsrail yanlısı olarak suçlanmıştı. BBC artık haberciliğin gurur noktası değildir. MARMARA Sultanahmet’teki tarihi Marmara Üniversitesi Rektörlük binası, Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne verildi. Bu üniversitenin rektörlüğüne de Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Mehmet Görmez atandı. Sultanahmet Meydanı’nın güney ucunda bulunan bina, 1883 yılında Orman Bakanlığı için inşa edilmiş, “Hamidiye Ticaret Mekteb-i Âlîsi” olarak da kullanılmıştı. 1984 yılında ise Marmara Üniversitesi Rektörlüğü olarak hizmete girdi. KIRTAS Tüm Kırtasiyeciler Derneği’nin (TÜKİD) toplantısıyla ilgili bir haber gördük. Kırtasiye sözcüğü genelde yanlış kullanılıyor. Arapça “kırtas” kağıt demek... Kırtasiye kağıt satan dükkân anlamına geliyor. Kırtasiye işletenler toplanmışsa buna Kırtasiyeler diyeceksiniz, kırtasiyeciler değil... Derneğin adı da ‘Kırtasiyeler Derneği’ olmalı! İSTANBUL İstanbul ne zaman ve nasıl İstanbul oldu... Osmanlı döneminde İstanbul’un adı resmi kayıtlarda Konstantiniyye idi. Tarih içinde İslambol, Âsitâne, Dersaadet, Deraliyye, Dârülhilâfe gibi adlarla da anılmıştı. Batı’da ise Constantinople diye anılır, Türkiye’ye posta bu adla veya Stamboul adıyla gelirdi. Diğer kimi şehirler de yine Batılıların dilinde farklı yazılırdı. Mektup zarflarına Ankara Angora, Trabzon Trebizonde diye yazılırdı örneğin. 3 Ocak 1929 tarihinde, Türkiye Posta, Telgraf ve Telefon Umum Müdürü, merkezi İsviçre’de bulunan Uluslararası Posta Teşkilatı’na (UPU) bir mektup yazarak bundan sonra gönderilen postalarda “Constantinople” veya “Stamboul” yerine “İstanbul” isminin kullanılmasını resmen bildirdi. Bunun için bir yıl süre verildi ve 28 Mart 1930 tarihinden itibaren yurt dışından Constantinople veya Angora gibi isimlerle gelen postaların iadesine başlandı. Aslında İstanbul da Yunan kökenli bir isimdi. Ama en azından “Konstantin’in şehri” anlamını taşımıyordu.