Türkiye’nin genel ihracatı 2025’in ilk 11 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 artarken, tarım ihracatının yüzde 1,02 gerilemesi basit bir istatistik değil, yapısal bir sorunun işareti olabilir. Fındıkta yüzde 38, zeytinde yüzde 34, Antep fıstığında yüzde 61, kirazda yüzde 70 düşüş toplamda 16 milyon tonluk iklim kaynaklı bitkisel üretim kaybı. Rakamlar, tarım ihracatındaki gerilemenin görünenden çok daha riskli olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin asıl sorunu üretim kapasitesi değil, sahip olduğu kapasiteyle sürdürülebilir ticari değer yaratamaması. Dünyanın en büyük 7. tarımsal hasılasına sahip, nüfus büyüklüğünde 18. sırada yer alan bir ülkenin ihracatta ilk 20’de bile yer alamaması tesadüf olamaz. Çözüm, rakamlara önyargısız bakarak, tarım ticaretine odaklanmakta. Türk Tarım İhracatı Fındığa, Una, Almanya ve Irak’a Mı Bağımlı? Türkiye’nin 2025 ihracatı artarken, tarım ihracatının düşmesi ürün portföyü sorununu ortaya koyuyor. Fındık ihracatı 2024’e kıyasla miktar bazında yüzde 26,15, değer bazında yüzde 14,44 geriledi. Konuyla ilgili, Ferrero’ya vatanseverlik dersi vermek dışında bir stratejimiz var mı? Almanya ve Irak gibi pazarlarda kan kaybetmek ihracat dengesini bozuyor. Portföy riski yüksek ihracat stratejisi “tüm yumurtaları aynı sepete koymanın” sonucu. Şampiyonluklara doymayan medarı iftiharımız un 11 ayda yüzde 26,10’luk bir düşüş yaşadı. Sorun fındık ve un ihracatında değil, ihracatın iklime hassas ürünlerin sırtına yüklenmiş olmasında. Hep Aynı Ürünleri, Aynı Ülkelere İhraç Etmek Riskli Sektör uzmanlarına göre, “uzun yıllardır ihraç ettiğimiz ürünler hep aynı.” Teknoloji ağırlıklı katma değerli ürünlerden ziyade daha az inovasyon gerektiren ürünler ihraç ediyoruz. En çok ihraç ettiğimiz kalemler mamul ihracatı, meyve sebze, sert kabuklular.” Türkiye’nin Üretme Sorunu Yok Pahalıya Üretme Sorunu Var Yurtiçi hammadde üretim maliyetlerimiz yüksek. Kamu müdahale sistemi rekabeti zorluyor. Net üstünlüğümüz olan ürünler dışında rekabet imkânımız yok. Buğday, arpa, mısır gibi hububat ürünleri, soya fasulyesi, ayçiçeği gibi yağlı tohumlar, bakliyat ürünlerinde fiyatlarımız dışarıdan pahalı. Maliyetleri düşürüp ölçeği yönetme yerine sorunları fiyatla telafi etmeye çalışınca enflasyon ve rekabetsizlik tetikleniyor. Un Satıp Un Fabrikası Üreten Türkiye “Kendi Kuyusunu Kazıyor” Tarım ekonomistlerine göre, “Türkiye un gibi dünyanın en büyük değirmen makinaları ihracatçılarından. Bir taraftan un, makarna pazarları arıyoruz bir taraftan aynı ülkelere un fabrikaları kuruyoruz.” Türkiye’nin Tarım Ticareti Stratejisi Ne? Küresel tarım ticaretinde bolluğun saadet getirmediğini 2025’de yaşayarak öğrendik. Yıllardır fındık, un ihracat şampiyonluğunun havasını atarken değişen beslenme kültürünü okuyamaz hale geldik. Küresel tarım piyasalarını okuyabilen, tarım ekonomistleri yetiştirmeliyiz. İhracatçılar kendi pazarlarına odaklanmaktan, fiyat baskısından küresel tarım ticaretindeki değişimi izlemeye vakit ayıramıyor. Tarım Bakanlığı içerde gıda güvenliği, gıda fiyatları ve çiftçi sorunlarıyla o kadar meşgul ki küresel tarım ticaretine odaklanamıyor. Ticaret Bakanlığı genel ticareti bilse de tarım ticaretindeki dinamikleri önceleyemiyor olabilir mi? Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın 2025 yılı için “zorlu küresel koşullara rağmen ihracatta artış sürüyor” açıklamasına istinaden “bolluğun yaşandığı 2025 zorsa bir de yokluk yıllarını düşünün. Tarım Orman Bakanlığı’nda “Tarım Ticaret Genel Müdürlüğü” Kurulmalı Yapı, küresel piyasaları anlık izlemeli, planlı üretim dönemine uygun dinamik ihracat stratejileri geliştirmeli, üretici ve ihracatçı arasında köprü kurmalı. Küresel tüketici alışkanlıklarını izleyen, tarım ticaretini bilen tarım müşavirleri yetiştirilmeli. İhracatçılar geçmişte ibretlik deneyimler yaşadı. “Bir vakitler Rusya peynir ürünleri ithal edecekti herkes heyecanlandı sonra baktılar ki Ruslar beyaz peynir yemiyormuş” diyen ihracatçılar endişeli. Dış ticaret uzun soluklu bir strateji, başarı için ihracat maratonunu destekleyen güçlü bir kamu desteği gerek. Uzmanlara göre, ”Ticaret bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında çok yakın bir sinerji gerek. Bakanlıklar birbirlerini hem motive etmeli hem de anlık bilgi paylaşımı yapmalı.” Küçük Çiftçiler Yanında Büyük Tarım İhracatçıları Desteklenmeli Ekonomistlere göre, “şirketlerimiz de tarım topraklarımız gibi küçük, sermayeleri sınırlı. Türkiye dev tarım şirketleri çıkarmalı, ortaklıklar kurmalı, sermayeleri birleştirmeliyiz. Son yıllarda duyduğumuz tek örnek Ülker’in Godiva’yı alması. Çinli kimya şirketi ChemChinan tarım devi Syngenta’yı alırken Çin hükümetinden destek aldı. Türkiye sosyal medya hurafeleriyle tohum şirketlerine düşman.” Türkiye İhracat Yapmaya Çekiniyor Kendi kendine yetme konusuna o kadar odaklanmış durumdayız ki tarım ihracatı demeye çekiniyor, ihracatçıları vatan haini gibi görüyoruz. Tarımı sadece çiftçiyi mutlu etme faaliyeti olarak görüyor güçlü ticaret olmadığında çiftçinin yaşayacağı gelir kaybını anlayamıyoruz. Gıda fiyatlarındaki artışı en basit haliyle ya ihracata ya da ithalata bağlıyor gerçek sorunları göremiyoruz. Türkiye’nin Odağında Hangi Ürünler Var Kanada nohuta, Brezilya soya ve biyoyakıtlara, Uzakdoğu tropikal ürünlere, Çin verime, Kore biyoteknolojiye yatırım yapıp, odak ürün ve alanlar belirliyorsa Türkiye’nin odağında ne var. Rakamlardaki Risk ve Fırsatlar Türkiye’nin 2025 yılı 11 ayına ilişkin dış ticaret verilerine göre, “tarım, gıda ve içecek sektörü bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,02 azalışla 24,79 milyar dolar ihracat, yüzde 22,83 artışla 20,52 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi.” TÜİK verilerine göre yılın ilk 11 ayındaki dış ticaret fazlası 8,34 milyar dolardan 4,27 milyar dolara geriledi. Kakao, ayçiçeği yağı, şekerli mamuller ithalatı artıyor, riskler de fırsatlar da aynı tabloda. Almanya’ya, Irak’a İhracatımız Neden Düşüyor 2,99 milyarlık tarım ihracatıyla ilk sırada olan Irak’a olan ihracat geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 3,01 azaldı. Almanya’ya yapılan ihracat da yüzde 8,63 azalış ile 1,84 milyar dolar olurken, ABD’ye yapılan ihracat yüzde 7,17 artışla 1,63 milyar dolar gerçekleşti. En çok ihracat yaptığımız Almanya gibi ülkelerin 2026’da yüzde 1’lik düşük büyüme trendi tarım ihracatımız için önemli bir risk. Dünyalılar Ne Yiyor Araştırıyor Muyuz? Tarım ekonomistlerine göre, “global süpermarketlerde satış her zamankinden çok daha zorlu. Brezilya’daki bir süpermarkete gofretlerimiz çok lezzetli diye giremezsin. Urfa’nın isotu Amerika pazarı için çipoti ile rekabet edemez. Gastronomiyle ilgili o kadar saplantılı bir süreç yaşıyoruz ki tüm dünya Türkiye’nin coğrafi işaretli ürünlerinin peşinde koşuyormuş gibi anlatıyoruz.” Oysa dünyanın ağzının tadı çoktan değişti. Düşük Katma Değer Tuzağı Tarım ürünleri mamul ihracatımızın yüzde 30’dan fazlası dâhilde işleme kapsamında. 260 dolar ortalamayla buğday ithal edip, 360-370 dolar ile un ihraç ediyoruz. 2 milyon 135 bin ton un ihracatının toplam döviz geliri 950 milyon dolar. Oysa 1 milyon 308 bin ton makarna ihracatının döviz geliri 830 milyon dolar. Katma değerli ve marka ürün pazar üstünlüğünü sağlayamıyor, ülke dış ticaret dengesinde beklenen etkiyi yaratamıyoruz. İhracattaki Rollerimizi Kaybediyoruz En büyük un pazarı Irak, un alımlarını azalttı. Buğday ithalatı yaptığımız Rusya önemli un ihracatçısı oldu. Mısır, Afrika özelinde pek çok üründe bölgesel rolümüzü üstlendi. Dış siyasetteki hamilik rolümüzü ticarete yansıtamıyor, operasyonel kıvraklıklarımızı kaybediyoruz. Türkiye Mısır ve Soya İhracatı Artıyorsa Neden Daha Fazla Ekmiyoruz Soya ve mısır dane gibi ürünlerin ithalatı artıyorsa yem konusunda dışa bağımlılığı çözmek için düşük katma değerli şeker pancarı, buğday ekeceğine mısır ve soya üretse hem hayvancılıktaki yem sorununu çözse hem de ithalatı düşürse daha mantıklı olmaz mı? Hayvan yemi sektörü 5,1 milyar dolar ile tarım ithalatının yüzde 30’unu gerçekleştiriyor. Belki de mısıra, soyaya mobing yapmaktan vazgeçip kullandığı suya oranla ne denli değerli bir endüstri ürünü olduğunu görmemiz lazım. Çikolata İhracatçıları Mı Başarılı Yoksa fiyatlar Mı Artıyor 2024’de kakao ve çikolata ithalatı 1,150 milyar doları geçti. 2025’de şeker mamulleri sektöründe görülen artış kakao işlenerek elde edilen çikolata ihracatından kaynaklı gerçekleşti. Türkiye, 2025 yılı ilk altı ayında Belçika’ya çikolata ihracatında yüzde 441, Almanya’ya yüzde 387’lik bir artış gerçekleştirirken pek çok ülkeye çikolata ihracatında artış sağlandı. Çikolata sektörü diğer tarım ürünlerine kıyasla başarılı bir ihracat yılı geçirdi. Güçlü İhracat Güçlü Markalarla Yapılır Dünyanın en büyük ikinci endüstriyel çikolata üreticisi Altınmarka’nın Türk olması şeker ve mamulleri ihracatı artışını destekliyor. Türkiye’nin genel ihracatının yüzde 4 arttığı, tarım ihracatının yüzde 1,02 azaldığı bir dönemde çikolatalı şeker mamullerinin yüzde 61 artarak 743 milyon dolar olması artan kakao fiyatlarının etkisi ve güçlü ihracat stratejisiyle olabilir. Neuhaus, Guylin gibi dünyaca ünlü çikolata markalarına ev sahipliği yapan Belçika’ya çikolata hammaddesi satmak tarım ticaretindeki grift ilişkinin göstergesi. Türkiye Fildişi Sahili’nden 300 milyon dolardan fazla kakao, 45 milyon dolarlık kakao hamuru ithal ederek, endüstriyel çikolata üretiyor. Belçika gibi ülkelere satıyor. Sattığının beş on katı fiyata Belçika’dan marka çikolata ithal ederek marka değerinin ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Doğal Afetler Türkiye’nin Gıda Güvenliğini Tehdit Ediyor Türkiye’nin 2025’de fındık, kiraz, kuru üzüm, kayısı gibi ürünlerdeki ihracat kaybı önemli oranda iklim kaynaklı. Kırklareli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Raif Cergibozan ve Dr. Emre Akusta’nın yeni makalesine göre, “Türkiye’nin jeolojik konumu, iklim özellikleri ve hızlanan çevresel bozulmalar, depremler, seller, fırtınalar ve diğer aşırı hava olayları açısından yüksek riskli ülkeler arasına yerleştiriyor. Bu durum, gıda güvenliğini yapısal olarak kırılgan hale getiriyor, tarım ticaretini olumsuz etkiliyor.” Araştırmaya göre, “doğal afetlerin neden olduğu toplam hasarda meydana gelen her yüzde 1’lik artışta gıda güvencesi yaklaşık yüzde 0.132 azalmakta.” İklim ve lojistik riski, tarım ticaretinin yeni gerçeği. Velhasıl, Türkiye üretim gücünü, ticaret gücüne dönüştürmekte zorlanıyor. Türk tarım ürünlerinin, “katma değeri düşük, pazar/ürün çeşitliliği dar, ihracat stratejisi zayıf, iklim riski yüksek.” Marka yaratmanın kolay olduğunu zannederek yıllardır ihracatta başarılı olamamayı marka yaratamamaya bağlıyoruz. Brezilya’nın da küresel gıda markası yok. Ancak tarım ürünlerine akıl katarak, kaynaklarını makul şekilde kullanarak dünyaya biyoyakıt diplomasisiyle değer satıyor. Türkiye’nin 2026’ya ödevi, değer katan üretim planı, değerli ihracat stratejisi ve sınır dışı tarımsal yatırım stratejisi yaratmak olmalı. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Türkiye tarım üretici tüccar Mine Ataman, Independent Türkçe için yazdı Mine Ataman Perşembe, Ocak 8, 2026 - 09:15 Main image:
Fotoğraf: Reuters
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Türkiye tarımda güçlü üretici, zayıf tüccar copyright Independentturkish: