Batı’nın ve bölgesel müttefiklerinin yıllara yayılan Suriye hedefi 2024 yılında gerçekleşti ve Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) öncülüğündeki cihatçı blok iktidara geldi. Ancak HTŞ bu süreçte fiilen egemenlik kuramadı. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile HTŞ arasında varılan 10 Mart tarihli mutabakatın üzerinden aylar geçmesine karşın, 2025 yılının sonuna kadar gerçekleşmesi öngörülen entegrasyon sağlanamadı. HTŞ ve SDG arasında geçtiğimiz pazar günü gerçekleşen görüşmelerden nihai bir sonuç çıkmaması üzerine yükselen gerilim yerini çatışmaya bıraktı. Türkiye Komünist Partisi (TKP) de yaşananlara ilişkin "Yarattığınız fotoğrafla övünün" başlıklı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Suriye'de hayata geçirilen emperyalist programın ülkeyi yeni bir yıkım ve felaket sürecinin eşiğine getirdiği belirtildi, Kürt mahalleleri ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırıların krizi daha da derinleştirdiği vurgulandı. Açıklamada, HTŞ'nin Halep'teki Kürt mahallelerine yönelik müdahalesinin gayrimeşru ve kabul edilemez olduğu belirtildi. Suriye'deki tüm aktörlerin emperyalizmin dayattığı bölgesel planı fiilen kabul ettiğinin altı çizilen açıklamada, "Amaç Suriye’yi parçalanmış, bağımlı ve yok hükmünde bir siyasal yapıya dönüştürmektir" denildi. 'Yarattığınız fotoğrafla övünün' TKP'nin açıklaması şöyle: "Suriye’de ABD başta olmak üzere İngiltere, İsrail ve Türkiye’nin müdahaleleriyle hayata geçirilen emperyalist program, ülkeyi yeni bir yıkım ve felaket sürecinin eşiğine getirmiştir. HTŞ başta olmak üzere cihatçı güçlerin ilerleyişi, Halep'te Kürt mahalleleri ve sivil yerleşimleri hedef almış ve bu durum ülke genelinde yaşanmakta olan insani krizi daha da derinleştirmiştir. Hiçbir meşruiyeti olmayan cihatçı HTŞ iktidarının ülke üzerinde fiilen egemenlik kurmasının mümkün olmadığını ve zaten istenenin de bu olduğunu defalarca söylemiştik. Karşı-devrim sonrasında emperyalist güçler tarafından koltuğa oturtulan Colani’nin, Suriye’de yaşayan herhangi bir topluluğun nasıl yaşayacağına karar verme, onlara müdahale etme ya da söz söyleme hakkı yoktur. Bu nedenle HTŞ’nin Halep’teki Kürt mahallelerine yönelik müdahalesi gayrimeşrudur ve kabul edilemez. Buna rağmen Colani’nin kimliğini ve temsil ettiği cihatçı-işbirlikçi çizgiyi görmezden gelerek riyakarca savaş naraları atanlar, Türkiye’nin adım adım içine çekildiği emperyalist tuzağa da dolaylı biçimde destek vermektedir. Bugün Suriye sahasındaki tüm aktörler, emperyalizmin dayattığı bölgesel planı fiilen kabul etmiş durumdadır. Ortaya çıkan çatışma başlıkları cephe cepheye bir mücadeleden ziyade, üzerinde uzlaşılan ana hattın farklı yönlere çekilmesine dayanan bir pazarlık sürecinin ürünüdür. HTŞ'sinden SDG'sine, Türkiye'den Körfez ülkelerine varıncaya kadar tüm aktörler ABD emperyalizminin onay ve desteğini her şeyin üzerinde görmektedir. Ortaklaşa yürütülen bu dönüşümün sonucu açıktır: Suriye’nin fiilen yok edilmesi ve ülkede yaşayan tüm toplulukların savunmasız bırakılması. Sürece dahil olan her bölge aktörü şimdi bu yıkımın nihai biçiminin kendilerini de vuracak sonuçlarından kaçınmaya çalışmaktadır. Öte yandan dahil olunan planda İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikası tartışmaya kapalıdır. İran’ın kuşatılması ve bölgenin bütünüyle bir ABD-İsrail harekât üssüne dönüştürülmesi temel hedeftir. Başta Suriye olmak üzere bölge, ucuz emek cennetine çevrilecek, serbest bölgelerle sermayenin sınırsız hareketinin önü açılacaktır. Amaç Suriye’yi parçalanmış, bağımlı ve yok hükmünde bir siyasal yapıya dönüştürmektir. Kazanan bellidir. Tamamen dış müdahalelere açık, açlık, yoksulluk ve savaşlarla kalıcı biçimde istikrarsızlaştırılmış bir ülkede Türkiye sermayesi daha fazla yayılmaya çalıştıkça, Türkiye de daha kırılgan ve müdahaleye açık hale gelecektir. ABD ve İsrail’in planlarına adım adım hizmet eden, Suriye’nin yıkımını 'başarı' olarak sunan AKP iktidarının cihatçı HTŞ’nin hamiliğine soyunması, Türkiye açısından ciddi bir tehlikedir. Suriye’de el birliğiyle yarattıkları bu fotoğrafla övünenlere fotoğraftaki eksiği hatırlatalım: Suriye’nin de Türkiye’nin de kurtuluşu, halkın ayağa kalkarak bu paylaşım savaşına itiraz etmesiyle mümkündür. Hiçbir halkın kaderi, el birliğiyle yarattığınız yıkım fotoğrafına sığmaz, sığmayacaktır."