Mollasız İran: Restorasyon mu, kaos mu?

9 Ocak 2026 itibarıyla İran, tarihinin en kritik ve kaotik dönemlerinden birini yaşıyor. Tahran sokakları, Aralık 2025’in sonundan bu yana durulmayan, 31 eyaletin tamamına yayılmış kitlesel bir öfkeye tanıklık ediyor. Ancak bu kez durum, 2009 Yeşil Hareket veya 2022 Mahsa Amini protestolarından farklı bir düzlemde seyrediyor. Haziran 2025’teki askeri mağlubiyetin ve nükleer altyapının çöküşünün yarattığı travma, ekonomik felçle birleşince ortaya çıkan tablo, İslam Cumhuriyeti için "varoluşsal bir kriz" niteliği taşıyor. Bu tabloyu, rejimin sadece dışarıdan değil, içeriden de çürüdüğü bir "çözülme süreci" olarak okumak gerekir. "Rising Lion" Operasyonu: Kırılan Askeri Omurga İran'ın bugünkü siyasi sarsıntısının arkasında yatan en büyük dinamik, Haziran 2025'te İsrail ve ABD'nin dahil olduğu "Yükselen Aslan" (Rising Lion) operasyonu. 12 gün süren bu yoğun çatışma, rejimin "stratejik derinlik" ve "caydırıcılık" iddialarını yerle bir etti. Nükleer tesislerin ağır hasar alması ve üst düzey askeri kadroların tasfiyesi, Tahran'daki karar alma mekanizmalarında ciddi bir paralize yarattı. Bu askeri başarısızlık rejimin kendi tabanına ve bölgesel vekillerine (Hizbullah, Esad rejimi) sunduğu "koruyucu güç" imajının da sonu oldu. Vali Nasr gibi uzmanların da vurguladığı üzere, meşruiyetini büyük oranda direniş ekseni ve güvenlik kapasitesi üzerine kuran bir yapı için bu tip bir mağlubiyet, toplumsal sözleşmenin tek taraflı feshi anlamına geliyor. Ekonomik İflas ve Toplumsal Sekülerleşme Ekonomik cephede ise Riyal'in dolar karşısında 1,46 milyon seviyesine gerilemesi ve BM yaptırımlarının "snapback" ile tam kapasite dönmesi, İran halkını bir "hayatta kalma savaşına" itti. Ocak 2026 başındaki genel grevler ve petrol işçilerinin üretimi durdurma kararı, rejimin elindeki son finansal kozları da tüketiyor. Ancak ekonomik yıkım kadar önemli olan bir diğer unsur, toplumun geçirdiği zihinsel dönüşümdür. GAMAAN gibi bağımsız araştırma merkezlerinin verileriyle de desteklenen bu durum, İran toplumunun büyük bir hızla sekülerleştiğini gösteriyor. Bugün sokaklardaki sloganlarda dini referansların neredeyse tamamen silinmesi ve yerine seküler-demokratik taleplerin gelmesi, 47 yıllık teokratik projenin toplumsal tabanda iflas ettiğinin en somut kanıtı. Alternatifler ve Meşruiyet Sorunu: Kim, Nasıl Yönetecek? Rejim sonrası senaryolarda en çok öne çıkan isim şüphesiz Prens Rıza Pehlevi. Protesto videolarında yükselen "Javid Shah" sloganları, Pehlevi’nin diaspora ile sınırlı kalmayan, ülke içinde de karşılığı olan bir sembol haline geldiğini gösteriyor. Ancak uzmanların (örneğin Azadeh Moaveni veya Holly Dagres) haklı olarak belirttiği gibi, Pehlevi’nin popülaritesi onu mutlak bir lider yapmaya yetmeyebilir. Kendisi bir "geçiş dönemi moderatörü" olarak birleştirici bir rol üstlenmek istese de toplumun bir kesiminde "monarşi restorasyonu" veya "Batı güdümlü yönetim" endişeleri devam ediyor. Bu noktada şu ayrımı yapmak gerektiğini düşünüyorum: Pehlevi şu an muhalefetin en güçlü yüzü olsa da geçiş sürecinin başarısı, onun etnik gruplar (Kürtler, Beluçlar, Azeriler) ve ülkedeki teknokrat sınıfla kuracağı ittifaka bağlıdır. Diğer bir aktör olan Maryam Rajavi liderliğindeki NCRI (MEK) ise, Batı’daki lobi gücüne rağmen İran içinde ciddi bir meşruiyet krizi yaşıyor. MEK’in geçmişteki tartışmalı tutumları ve kapalı yapısı, onları geniş halk kitleleri nezdinde marjinal bir seçenek olmaktan öteye taşımıyor. Hamaney'in Kaçış Planı ve "Askeri Cunta" Riski İstihbarat raporlarına yansıyan Ali Hamaney ve oğlu Mücteba'nın Rusya'ya kaçış hazırlıkları, rejimin üst kademelerindeki panik havasını özetliyor. Suriye'de Esad’ın düşüşü, Tahran için bir "gelecek projeksiyonu" oldu. Fakat rejimin çöküşü, hemen bir demokrasiye kapı açmayabilir. Vali Nasr gibi analistlerin de dikkat çektiği üzere, İslam Cumhuriyeti'nin son kalesi olan Devrim Muhafızları (DMO), kontrolü kaybetmektense "ideolojik olmayan bir askeri cunta" modeline yönelebilir. Bu senaryoda DMO, din adamlarını tasfiye ederek kendisini "İran'ın bütünlüğünü koruyan seküler bir güç" olarak pazarlamaya çalışabilir. Bu, halkın taleplerini karşılamaktan uzak olsa da geçiş sürecini daha sancılı ve uzun bir sürece yayabilir. Geri Dönüşü Olmayan Yol, Belirsiz Hedef İran uzmanlarının büyük çoğunluğu, rejimin şu an tarihinin en zayıf noktasında olduğu konusunda hemfikir. Ancak "çöküşün hızı" konusunda temkinli olunması gerektiğini hatırlatıyorlar. Güvenlik aygıtının şiddet kapasitesi, internet kesintileri ve dış müdahalenin (özellikle ABD/İsrail desteğinin boyutu) netleşmemiş olması, süreci hala bir bilinmezlik içinde tutuyor. Bence bu aşamada şunu söylemek mümkündür: İran'da "eski normal"e dönülmesi artık imkansızdır. Rejim, protestoları şiddetle bastırsa dahi, halkıyla gönül bağını tamamen koparmış bir "zombi devlet" olarak yaşamaya devam edemez. Geçiş sürecinin kaotik bir iç savaşa mı yoksa Pehlevi öncülüğünde demokratik bir restorasyona mı evrileceğini, önümüzdeki birkaç hafta ve ordunun (özellikle Arteş'in) alacağı pozisyon belirleyecektir. İran halkı için 2026, sadece bir rejimin değil, koca bir parantezin kapanacağı yıl olmaya aday. Ancak bu kapının arkasında bizi nelerin beklediği, muhalefetin ne kadar birleşebileceği ve uluslararası toplumun bu sürece ne kadar rasyonel destek vereceği ile doğrudan ilişkilidir. Türkiye’nin Penceresinden: Kaosun Maliyeti Ankara'nın bu süreçteki önceliği, ideolojik bir değişimden ziyade bölgesel istikrarın korunması olmalıdır. İran'ın bir iç savaşa sürüklenmesi, devlet mekanizmalarının tamamen çökerek halkla ordunun kanlı bir çatışmaya girmesi asla kabul edilemez. Özellikle Beluçlar ve Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerdeki hareketliliğin bir istikrarsızlık ihracına dönüşme riski, Türkiye’nin güvenlik mimarisi için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bölgesel istikrarsızlık, sınır güvenliğinden olası bir kitlesel göç dalgasına, enerji arz güvenliğinden ekonomik ilişkilere kadar her alanı etkileme potansiyeli taşıyor. İran’daki dönüşümün kontrollü ve kaosa yol açmayacak bir geçiş süreciyle yaşanması hem İran halkı hem de Türkiye için elzemdir. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. molla İRAN kaos restorasyon Dr. Osman Gazi Kandemir, Independent Türkçe için yazdı Dr. Osman Gazi Kandemir Cumartesi, Ocak 10, 2026 - 09:30 Main image:

Fotoğraf: AA

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Mollasız İran: Restorasyon mu, kaos mu? copyright Independentturkish: