Amazon’da 2025’te dünyada B2C segmentinde en çok satan ürünler, “metal su şişesi, hazır rumen ve Volvic şişelenmiş su, Evian doğal kaynak suyu”. Tablonun mesajı net, “taşınabilir, hızlı, sağlıklı, lüks.” Beslenme tercihinden çok bir yaşam biçimi. Sosyolog Zygmunt Bauman’ın “akışkan modernite” kavramıyla anlattığı gibi, modern birey artık sabit değil, hayat artık çantanın içinde, yürürken yaşanıyor. Su şişesi bu tarzın gıdadaki karşılığı. Su artık sadece bir içecek değil, kıtlık çağında fiyatlanan bir güvenlik metaforu. Bir Şişe Suyun Tarımla Ne İlgisi Var? Tam da bu noktada soru değişiyor. Artık mesele ne tükettiğimiz değil, neye değer biçtiğimiz. Elmas su paradoksuna göre, su hayatta kalma açısından elmasdan daha değerli ancak elmas daha pahalı. Adam Smith, durumu “bir şeyin fiyatını, onu elde etmenin zorluğu, miktarın azlığıyla" açıklıyor. İklim kriziyle bu denklem bozuluyor, elmasın değeri azalmasa da suyun değeri artıyor. Modern dünyada artık fiyatlar bolluğu değil, korkuyu ölçüyor. Ankara, İzmir Türkiye başkentte bile suya erişemiyor. Sadece biz değil toprak da suya hasret. Günlük Ücret 1,9 dolar, Günlük Su 3 Dolar Bozulma en çok su fakiri yoksul ülkelerde yaşanıyor. Günlük gelirin 1,9 dolar olduğu Çad’da günlük suyun maliyeti 3 dolar. Bir tarafta bir damla suya ulaşmak için hayatını riske atanlar, bir şişe suyu statü göstergesi olarak taşıyanlar ve su bulamayan çiftçiler. Su artık sadece doğal bir kaynak değil, küresel eşitsizliğin en görünür fiyat etiketi. 2025 Trendleri, Tüketici Kaygılarından Türk Tarımına Fırsatlar Tarımdaki bir bidon su ile bir şişe su arasındaki bağ dünyayı değiştirebilecek kadar kritik. Küresel ısınma tabaktan, kursağa tüm alışkanlık ve öğretilerimizi değiştiriyor. Küresel ısınma sadece iklimi değil, neyi üreteceğimizi, neyi satacağımızı ve neyi tüketmeyeceğimizi de belirliyor. 2025’te ne yediğimizi anlamak, Türkiye’nin dünya pazarları için doğru ürün üretme, pazarlama kabiliyetini geliştirme, yatırımları yönlendirme açısından hayati derecede önemli. 2025’te Zengin Ülkeler Yoksul Ülkelerin Suyunu Bedavaya Kullandı Birileri bir yudum su için çatışırken, biz suyu zengin ülkelere ucuz gıda içinde bedavaya ihraç ederken, zenginler premium su markalarına milyarlar ödedi. Türkiye gibi ülkeler tarım ihracatı yapmıyor, ulusal su varlığını baskılayarak zengin ülkelerin yaşam tarzını finanse ediyor. Durum, Türkiye gibi su stresi yaşayan tarım ülkeleri için hayat memat meselesi. Bu Kadar Suyu Sağlık Sebebiyle Mi İçtik? Uzmanlara göre şişelenmiş suyun tüketici psikolojisi açısından karşılığı, “saflık hissi, kontrol edilebilir kalite” demek. Harvard Public Health Review’e göre, “belirsizlik dönemlerinde insanlar en temel ihtiyacı bile garanti altına alma eğilimi gösteriyor.” Su, modern dünyanın salgınlardan, savaşlardan, çatışmalardan, otoriter rejimlerden, haksızlıklardan korunma anlamına geliyor. Antroposen insanın tüm zorluklara karşı ördüğü kozanın simgesel koruyucusu “su.” Şişelenmiş su, modern insanın devlete, altyapıya olan güven kaybının raflardaki karşılığı. ABD’de Sağlık İçin Türkiye’de Musluk Suyuna Güvenilmediği İçin Su Satıyor ABD’de sağlık için su içen tüketiciler Türkiye’de musluk suyuna güvenmediklerinden “riski” yönetmek için şişe suyu içiyor. Bir bardak su deyip geçmeyin her yudumunda onlarca mesaj var. Süpermarket Rafları Küresel Kaygıları Ağırladı Satın almanın kalesi market rafları antroposenin zaaflarını, önceliklerini, endişe ve umudunu haritalıyor. 2025 yılı, küresel ölçekte enflasyon, iklim belirsizliği, jeopolitik gerilimler ve gelir baskısının tüketici davranışlarını açık biçimde şekillendirdiği bir yıl oldu. Extenda Retail’in ABD gıda perakende pazarında nelerin sattığına dair raporu neyin sattığı yanında neden satıldığını da ortaya koyuyor. Market Rafları Homosapiensin Psikolojik Haritası Raflar, taşınabilirlik, sağlık beklentisi ve fiyat kontrol refleksi üzerine şekillendi. 2025’in En Önemli Trendi “Yürürken Yaşamak, Yürürken Aşk” Homosapiens’in dik yürümesinin 200 bininci yılında yürüme festivali yaparcasına tüm satın alma tercihlerini yürüme üzerine yaptı. Starbucks’ın kahvelerini eline alanların arzı endam ettiği New York 5’inci cadde hikâyelerinden sonra gezegen artık yürüyerek yiyor, konuşuyor, anlaşıyor, âşık oluyor, hava atıyor. İnsanlığın ayakları asfalttan patikaya, dik yamaçlardan spor salonlarına milyarlarca kilometreyi arşınladı. Arşınladıkçadf tüketti. Zaman yürürken akarken, trendler yürüdükçe köklendi. Bütçenin en büyüğünü yürürken yanımızda taşıyabildiklerimize ayırdık. Dünya dönerken yürüdük, yürüdükçe tükettik. Startupların alası yürüyenlere satacak ürün icat etmek. Yemekler Artık Çantada Keklik Zaman en önemli kıt kaynak, çağımızın hız takıntısı tabaklara yansıdı. Proteinli atıştırmalıklar, ana öğünlerin yerini alıyor. Geleneksel yemek saatleri artık kutsal değil, tüketiciler yemeklerini çantalarına sığan paketlere göre şekillendiriyor. Yetişkinlerin yüzde 64’ü günde bir öğünü atıştırmalıkla geçiriyor. Taşınabilir, proteinli, lifli, stresi azaltan, performansı artıran, açlığı yok eden bilinçli seçimler. Yasaklar yerine bağırsak sağlığı, erişilebilirlik, enerji beklentisi trendlerin temeli. Modern dünya kalori hesabından çok içerik hesabı yapıyor. İnsanlık tükenmişliklerini azaltacak, huzur verecek gıdaların peşinde. Hızlı Ramen Patladı Uygun fiyatlı ramen, Türkiye’de değil tüm dünyada beyaz yakalıların, iki yakasını bir araya getiremeyenlerin enflasyona karşı sessiz çığlığının göstergesi. Bilimsel literatür durumu “ekonomik stres altında konfor gıdası” olarak tanımlıyor. Appetite and Preference’e göre, “gelir baskısı altındaki bireyler doyurucu, tanıdık, ucuz, hazırlama süresi kısa yemeklere yöneliyor.” Ramen, dört ihtiyacı da karşılıyor. Ayrıca kültürel olarak “öğrenci yemeği” imajı, onu sosyal olarak da meşru kılıyor. Her Ev bir Kahve Dükkânı, Her Kupa Bir Haz Beyaz yakalıların haz koleksiyonunun yeni parçası evleri kahve dükkânına dönüştürmek. Sadece kahveler değil kahve aksesuarları, kahve mobilyaları her biri pazarın itici güçlerinden. Kahve, emtia olmaktan çıkıp evlerde de deneyime dönüştü. Özel çekirdekler, gelişmiş öğütücüler, hassas filtre sistemleri ve hatta arıtılmış su. Evler, küçük bir üçüncü dalga kahve dükkânına dönüşüyor, manzarası milyon dolarlık. Homosapiense ziyadesiyle değer. Alışverişi Fiyatlar Belirledi Tüketiciler suyun peşinde koşsa da önceliği fiyata verdiler. Sadece bizim emekliler değil tüm dünya elinde fiyatlar, telefonunda mobil fiyat karşılaştırma aplikasyonlarıyla uygun fiyat peşinde koşarak bütçesini maksimize etmeye, kazıklanma riskini düşürmeye çalıştı. Tüketicilerin yüzde 81’i alışverişten önce birden fazla mağazada fiyat karşılaştırdı. Mağaza seçimlerinin yüzde 72’si doğrudan fiyat tarafından belirlendi. Tüketicilerin yüzde 70’i artan gıda fiyatlarını birincil endişe olarak tanımladı. Dünyayı Uzakdoğu Kültürü Etkisi Altına Aldı Netflix’de yayınlanan Kore filmleri, sosyal medyada karşılaştığımız Çin Kırsal tarım/gastronomi görselleri, Silikon vadisinde Hint başarıları, Endonezya’nın yükselen imajı, Kore’nin ABD’nin bıraktığı dünya gıda yardımlarını finansörlük rolü ve biyoteknoloji atılımları, animelerin tüm gençleri etkisi altına alan estetik kapsamı Uzakdoğu kültürlerinin gezegeni etkisi altına aldığının göstergeleri. Güzellik hareketi güzel gıda hepsinin ortak noktası “toksik olmayan, katkısız, temiz.” Hatta aşklar ve ilişkiler bile toksik olmayandan seçiliyor. Market Raflarına Göre 2025’in Tüketici Profili, Raflar Modern Dünyanın Psikolojik MR’nı Çekti 2025’in tüketicileri, “fiyata hassas, zaman fakiri, sağlık kaygısı yüksek, sadakat programlarına bağlı, kahramanlar peşinde koşan, mantıklı karar veriyor gibi gözükse de rasyonel harcamalar yapmayan, faydayı önemseyen ancak sosyal medya kahramanlarının peşinde koşan” bir profil çiziyor. Hem karnım doysun hem pastam dursun istiyor. ABD Ramen Yerken Türkiye’de Gençler Ucuz “makarna, noodle, hazır çorba” Yiyor Hazır gıda ABD’de konfor, Türkiye’de hayatta kalmak, ucuz gıda için tercih ediliyor. ABD’de süpermarketler, güçlü tarımsal üretim, uzun vadeli destek programları ve veri temelli planlama sayesinde istikrarı temsil ederken, Türkiye’de, raflar tarımsal belirsizliğin tamponu, üretici tüketici arasındaki gerilimin merkezi” olarak görülüyor. Velhasıl, 2025’in market rafları bize psikolojimizi anlatıyor. Çelik su şişesi elde, ramen çantada, öğünler ayakta yenirken insanlık güvenli bir liman arıyor. Su, gıda olmaktan çok sığınak, atıştırmalıklar keyif değil, ilaç. Raflar, ne kadar zengin olduğumuzu değil, ne kadar kırılgan olduğumuzu gösteriyor. Bize düşen tüketicilerin kaygılarından tarım ticareti stratejisi oluşturmak, tarım politikaları belirlemek. Trend yaratamıyorsak trendlerden faydalanmak. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. SU gıda Altın GRAM 2025 Mine Ataman, Independent Türkçe için yazdı Mine Ataman Cumartesi, Ocak 10, 2026 - 09:30 Main image:
Görsel: unwater.org
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: 2025’te gıdadan çok su satın almışız: Bir gram su mu bir gram altın mı? copyright Independentturkish: