BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin Genel Merkezi'nde düzenlenen Yerel Yönetimler Eğitim ve Bilgilendirme Toplantısı'na katıldı. Destici, burada yaptığı konuşmada, "2024 yerel seçimlerine giderken BBP olarak 'İlkeli belediyecilik' başlığı altında 'Birlikte kazanacağız ve birlikte yöneteceğiz' demiştik. Bunun yanında bir slogan daha kullandık. O da 'İşimiz Türkiye, gücümüz Türkiye' idi. Allah'a hamdolsun 21 aylık bu süreçte bütün belediye başkanlarımız, yönetimleriyle, belediye meclis üyelerimizle, teşkilatımızla birlikte hem yüz ağartıcı bir belediyecilik örneği ortaya koydular hem bizim halkımıza vaat ettiğimiz, belediye başkanlarımızın halkımıza vaat ettiği ve beş yıl için vaat ettikleri projelerin neredeyse tamamına yakınını bu iki yıllık süre içerisinde gerçekleştirme başarısı da gösterdiler" dedi. BBP'li hiçbir belediye ile ilgili "Bize ayrımcılık yapılıyor", "Burada gizli kapaklı işler çevriliyor", "Yolsuzluk yapılıyor" şikayeti almadıklarının belirten Destici, çözüm odaklı belediyecilik yaptıklarını anlattı. Bazı belediyeleri ağır borç yükü altında devraldıklarını söyleyen Destici, "Ama buralarda bu 21 aylık kısa denecek sürede Allah'a hamdolsun belediyeleri borç batağından önemli miktarda kurtararak ve tekeri döndürerek, işler hale getirerek oradaki belki bugüne kadar yapılmayan hizmetlerin, acil olanların neredeyse tamamı gerçekleşti" diye konuştu.. "Sivasımız susuzluktan önemli ölçüde kurtuldu" Destici, şöyle devam etti: Biz belediyeyi devraldığımızda Sivas'ta su problemi had safhaya çıkmıştı. Uzun su kesintileri yaşanmaktaydı. Ama bugün geldiğimiz noktada ne oldu? Scada sisteminin devreye girmesi ve eskiyen büyük boruların değiştirilmesi, hatların yenilenmesiyle birlikte kayıp kaçak oranları yüzde 40'lardan yüzde 20'ler seviyesine düşürüldü. Hem büyük bir tasarruf sağlanmış oldu hem de Sivas'ımız susuzluktan da önemli ölçüde kurtulmuş oldu. Tarım ve hayvancılığı destekleyen belediyecilik dedik. Bunu da uyguluyoruz. Neden? Çünkü gıda olmadan hayatımızı devam ettirmemiz mümkün değildir. Daha önce de pek çok kez söyledik, her fırsatta söylüyoruz ve söylemeye devam ediyoruz. Yani özellikle şu dört şeyi mutlaka kendiniz üretmelisiniz, devlet olarak, ülke olarak. Nedir? Birincisi gıda, ikincisi ilaç, aşı, üçüncüsü enerji, dördüncüsü savunma sanayi. "Tüm gazeteci arkadaşlarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü tebrik ediyorum" Basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlayan Destici, "Görevi başında hayatını kaybeden, başta rahmetli şehit liderimiz Muhsin Başkan'ımızla birlikte şehadete yürüyen İsmail Güneş kardeşimiz olmak üzere, tüm gazetecilerimizi de rahmetle ve şükranla yad ediyorum. Gazetecilik mesleği bazı noktalardan ya da bazı gözler tarafından kolay, rahat, lüks, havalı bir meslek olarak gözükebilir. Ama işin içine girdiğinizde öyle olmadığını çok rahat görürsünüz. Biz gazeteci arkadaşlarımızla aslında mesai arkadaşlığı da yapıyoruz. İşte bugün aramızdalar. Bir basın toplantısı düzenlersiniz, aramızdalar. Bir seyahate gidersiniz, sizi takip ederler. Topluma bir şey söylemek isterseniz sizin sesiniz, soluğunuz, nefesiniz olurlar. Mesajınızı onların aracılığıyla toplumla buluşturabilirsiniz. Onun için bir nevi bizim mesai arkadaşlarımız." diye konuştu. "Basın demokrasinin vazgeçilmez unsurlarındadır" Bir ülkede demokrasi ve hukukun sağlıklı, şeffaf şekilde işlemesinin en önemli unsurlarından birinin basının varlığı olduğunu kaydeden Destici, basının denetim gücüne işaret etti. Destici, "Belediyeleri örnek alacak olursak kimin iyi yönettiğini, kimin kötü yönettiğini, kimin vatandaşla buluştuğunu, kimin vatandaştan uzaklaştığını, kimin gerekli hizmetleri yerine getirdiğini ya da bunun çabası içinde olduğunu, kimin ise bunu umursamadan sevgilisiyle ta dünyanın öbür uçlarında tatil yaptığını biz nereden öğreniyoruz? Yine gazetecilerden öğreniyoruz. Kimin dürüst belediyecilik yaptığını, kimin ise soygun yaptığını yine nereden öğreniyoruz? Basın mensuplarımızdan öğreniyoruz. Onun için basın, demokrasinin, hukukun vazgeçilmez unsurlarındandır. Bu yüzden de bizim için de Türkiye için de vazgeçilmezdir, değerlidir ve kıymetlidir." ifadelerini kullandı. "Terörün sonlanmasını herkesten çok arzu ediyoruz" Biz terörün bitmesini, terörün sonlanmasını belki de herkesten çok arzu ediyoruz. Neden? Çünkü biz bu vatanın delileriyiz. Bu milletin has evlatlarıyız. Bu ülkenin ve bu milletin geçmişine de bugününe de yarınına da sahip çıkanlardanız ve çıkacak olanlardanız. Biz buradayız, ne olursa olsun, her şartta buradayız. Bizim ikinci bir vatandaşlığımız yok. Bizim ikinci bir ülkemiz yok. Karşımızda hain bir terör örgütü var. Daha doğrusu onun arkasındaki emperyalist güçler var. Esas önemli olan bu noktayı görebilmektir. Ve elhamdülillah özellikle 2015'ten sonra başlayalım, bu Hendek hadiselerinden sonra başlayalım. Kapsamlı terörle mücadele sonucunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kahraman ordusuyla, polisiyle, güvenlik güçleriyle, kendi milletiyle, bölge insanıyla terörü bitirdi ve terörün kökünü kazıdı. Silahlı terörü bitirdi. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) "Terör örgütü silah bırakmadığı halde Anayasa'nın değiştirilmesini istedi" Terör örgütü silah bırakmadığı, kendini feshetmediği halde ne istedi? Hep hızlı bir şekilde belli yasaların değiştirilmesini, Anayasa'nın değiştirilmesini ve Türk kimliğinin değiştirilmesini ya da güncellenmesini, Türkçe dışında başka bir dille eğitim yapılmasını hatta ikinci resmi bir dil haline getirilmesini, terörist başı başta olmak üzere tüm teröristlerin hangi suçu işlemiş olurlarsa olsunlar affa tabi tutulmaları gibi hiçbirimizin kabul edemeyeceği taleplerde bulundular. Israrla bu taleplerin hayata geçirilmesini istediler. Silah bırakmanın şartı olarak bunu söylediler. Suriye hükümeti hem 10 Mart Mutabakatı'na uymadıkları hem de saldırganlıklarını devam ettirdikleri için Halep'teki YPG'nin kontrolünde bulunan yani PKK'nın kontrolünde bulunan mahallelere karşı operasyonlar düzenlendi. Bu sabah itibariyle Suriye ordusu Halep'in Şeyh Maksud Mahallesi'ndeki güvenlik operasyonlarının tamamlandığını duyurdu. Böylece Halep'teki son mahalle de YPG'lilerden kurtarıldı. "Cebindeki kimlik ve pasaportu Türkiye'nin ama Suriye PKK'sını savunuyor" PKK, Dem Parti aracılığıyla ne yaptı? Önce Meclis'te protesto eylemi yaptılar. Meclis Genel Kurulu'nda. Şu cesarete, şu utanmazlığa, şu hadsizliğe, hayasızlığa bir bakar mısınız? Bunlar güya Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin partisi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milletvekili. Maaşı Türkiye'den alıyor. Cebindeki kimlik ve pasaport Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kimliği ve pasaportu. Evi, barkı bütün kazancı buradan. Ama nereyi savunuyor? Suriye PKK'sını savunuyor. Türkiye terör örgütlerine yönelik operasyonlarında da bir tane sivili Kürt diye öldürdü mü? Yok. Ne Kürt ne Arap ne Türkmen ne Nusayri ne Ezidi ne Maruni ne Gürcü diye kimseyi ayırt etmedi. Türkiye böyle bir millet. Çünkü bu saydığımız etnik gruplar ya da mezhebi anlayışlar ya da farklı inanç toplulukları bizim devletimiz olan Osmanlı Devleti'nin idaresi altında 600 seneden fazla bir süre birlikte yaşadılar. Aynı devletin vatandaşı olarak yaşadılar. "Terör örgütünün kökünü kazıdık ve tamamen kazıyacağız" Dolayısıyla biz böyle bir anlayışa, böyle bir kültüre sahibiz. Sizin gibi etnik kafacı değiliz. Sizin gibi siyasi bölücü hiç olmadık. Sizin gibi terör örgütlerinin arkasına saklanmadık. Ve asla ve kata emperyalistlerin uşağı noktasına gelmedik. Onların aparatı ve maşası da olmadık. Bundan sonra da olmayacağız. Onların maşası olan ve 40 yıldır bu devlete, bu millete kan kusturan terör örgütünün de Allah'ın inayetiyle kökünü kazıdık ve tamamen kazıyacağız. Bakıyoruz PKK'nın, PKK uzantılarının bu söylemlerine Türkiye'de önceki dönemlerde uzun yıllar bakanlık yapmış, Meclis başkanlığı yapmış, hala şu anda siyasi parti olarak, grubu olarak Meclis'te var olanlar da sahip çıkıyorlar. Akıl alır gibi değil. Türkiye'nin ve Suriye hükümetinin terör örgütüne yönelik operasyonlarını utanmazca, hayasızca, ahlaksızca, büyük bir iftira atarak 'Kürtlere yapılıyor' diye lanse etmeye çalışıyorlar. Ne alakası var terör örgütünün Kürtlerle? Elbette müdahale edilecek. Ne yapılacak yani? Orada ikinci bir İsrail kurulup bir terör devleti kurulup hem bölgedeki kardeşlerimizin hem de Türkiye'nin başına bela olmasına müsaade mi edeceğiz? Etmeyeceğiz. Siz ne derseniz deyin, terörün kökünü kazıyacağız ve aklını başına almayan terör sevicilerinin de kökünü kazıyacağız. "Herkesin aklını başına alması lazım" Türkiye terörle mücadele ediyor ve Suriye'de birlik istiyor, toprak bütünlüğü istiyor, iç barışı istiyor, huzur istiyor. Bunun için ağır bedeller ödüyor maddi manevi. Ama bizim içimizdeki bazı gizli, bugüne kadar kendini saklamış olan terör seviciler de çıkıyor, tıpkı DEM Parti Eş Başkanı gibi Türkiye'ye yönelik iftiralarda bulunuyor. Onun için herkesin aklını başına alması lazım. Eğer samimiyseniz, davanızda samimiyseniz, bu terör örgütünün uzantılarına söylüyorum, eş başkanlara, sözde milletvekillerine söylüyorum. Eğer samimiyseniz, kardeşim Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne kendinizi ait hissetmiyorsanız, bu devletin isminden rahatsızsanız, bu devletin bayrağından rahatsızsanız bu devletin kimliğinden rahatsızsanız, bu devletin İstiklal Marşı'ndan rahatsızsanız başka bir devlet ya da yapı özlemi çekiyorsanız, ki son hadiseler ve her buna benzer hadisede Türkiye'nin karşısında olanları savunuyorlar. SDG'yi mi savunuyorsunuz? Buyurun, sınırlar açık. Türkiye Cumhuriyeti kimliğini, pasaportunu bırakın, defolun, nerede yaşamak istiyorsanız oraya gidin. Kendinizi hangi devlete ait hissediyorsanız, hangi yapıya ait hissediyorsanız, buyurun gidin. Sınır açık, sınırı hemen açarız sizin için. Buyurun. Kimliğinizi, pasaportunuzu bırakın ve defolun gidin kardeşim. "Bunun planlı bir proje olduğunu düşünüyoruz" Biz tüm komşularımız için huzur isteriz, barış isteriz. Ama maalesef bir gerçekle de karşı karşıyayız ki, o da çevremizde bulunan ülkelerin, ABD'nin hegemonyası altına alamadığı, İsrail'le iş tutturamadığı ülkelerin hepsinde karışıklıklar meydana geldiğini görüyoruz. Bunun planlı bir proje olduğunu düşünüyoruz. Uzun yıllara dayalı projeler olduğunu düşünüyoruz. İçeride besledikleriyle beraber, zamanı geldiğinde düğmeye basıyorlar ve işte bu ve buna benzer hadiseleri ortaya çıkarıyorlar. Elbette ki İran'daki ekonomik gelişmeler, başka şartlar bunu tetiklemiştir. Ama bunun neticede planlayıcılarının ve uygulayıcılarının emperyalistler ve siyonistler olduğunu asla aklımızdan çıkarmamak gerekiyor. 'İran'da yaşananlardan bize ne' diyemeyiz. Tıpkı Suriye'de, Irak'ta yaşananlar, Filistin'de yaşananlar, hatta Ukrayna-Rusya savaşı, Azerbaycan-Ermenistan savaşı, bütün bunlar nasıl bizi etkilemişse bu sürecin de bizi etkileyeceğinden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Onun için biz tüm komşu ülkelerimizde iç huzurun ve barışın tesis edilmesini arzu ediyoruz. Bir an önce İran'daki olayların suhulete ermesini istiyoruz. Bugün ABD, İsrail ile birlikte dünya barışını tehdit etmektedir. Onun için özellikle bu iki haydut devlete karşı dünyanın birlik olmasında, beraber hareket etmesinden başka bir çare yoktur. Bugün Filistin'e olanlar, Venezuela'ya olanlar buna sessiz kalınırsa, birlik olunmazsa yarın İtalya'nın da başına gelir. Bugün Danimarka'dan Grönland'ı isteyen Amerika, vermediği için ilhak edeceğini açıklayan Amerika, yarın İtalya'dan Sicilya'yı isteyebilir. 'Akdeniz'de buna benim ihtiyacım var' diyebilir. "Bizim mücadelemiz teröristlere, terörist devletlere, emperyalistlere karşı" Gazze'de 100 binden fazla masum insanı soykırıma uğratan terörist İsrail'in katil Başbakanı Netanyahu, yarın aynı soykırımı bölgedeki başka bir İslam ülkesine yönelik gerçekleştirilebilir. Başka bir İslam toprağında gerçekleştirilebilir. Onun için bizim, dünyanın geri kalan ülkelerinin ve milletlerinin birlik olmaktan başka çaresi yoktur. Neye karşı? Haydut ve terörist devletlere karşı. Karşımızda bir terörist devlet var. İsrail bir de haydut devlet var, açıkça ifade ediyorum, bu da ABD'dir. Biri emperyalizmin başını çekmektedir, birisi de siyonist. Onun için bizim mücadelemiz de işte teröristlere, terörist devletlere, emperyalistlere yani siyonizme ve emperyalizme karşıdır. "En düşük emekli maaşı 40 bin lira olmalı" En düşük emekli aylığının 40 bin lira olması gerektiğini söyleyen Destici, "Adaletli bir dağıtım, adaletli bir maaş, adaletli bir ücret dengesinde 40 bin lira olması lazım. Hadi bu bütçe dengesi, ekonomik zorluklar ortaya konularak verilemiyor bari en azından ne olması lazım? 30 bin lira olması lazım. Biz başından beri şunu söyledik BBP olarak, emekli maaşlarındaki bu dengenin muhafaza edilmesi ve yeniden 2023 Ocak dengesine yani üçte iki dengesine dönmesini ifade ettik. Bundan sonra da gerçekleşene kadar bunu söylemeye devam edeceğiz. 16 milyon emekliden bahsediliyor. Emeklilerin sayısı çok olduğu için bu artışın yapılamadığından bahsediliyor. Oysa mukayese ettiğimizde 3 milyon 500 bin memur, 600 bin de kamu işçisi var. Bunun dört katı emeklilerin olduğu söyleniyor. Ama ne olursa olsun neticede emekli de yaşıyor, işçi de yaşıyor, memur da ve aynı ülkede yaşıyor" diye konuştu. ANKA bbp “Türkiye Cumhuriyeti kimliğini, pasaportunu bırakın, defolun, nerede yaşamak istiyorsanız oraya gidin. Kendinizi hangi devlete ait hissediyorsanız, hangi yapıya ait hissediyorsanız, buyurun gidin” Cumartesi, Ocak 10, 2026 - 16:00 Main image:
Fotoğraf: ANKA
Siyaset jw id: qufasHRz related nodes: Ankara'da "Kadın Mitingi: Kadınlara yaşam borcunuz var KKTC'den, GKRY'nin AB Konseyi Dönem Başkanlığı'na ilişkin açıklama: Kıbrıs Türk halkı nezdinde itibar görmesi mümkün değildir Erbakan'dan "milletvekili transferlerine" tepki: Doğru ve etik bulmuyoruz Type: news SEO Title: Mustafa Destici: SDG'yi mi savunuyorsunuz, buyurun, sınırlar açık copyright Independentturkish: