Tuncay KAPUSUZOĞLU 2025 yılının ikinci yarısına ilişkin 6 aylık enflasyon oranının kesinleşmesiyle, memur emeklileri ile SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin alacağı zam oranları netleşti. 2026 yılının ilk 6 ayı için memur emeklilerinin aylıkları %18,60; SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları da %12,19 oranında artırıldı. Emekli aylıklarındaki artışlar, son yıllarda İktidarın ayrıntılı ve zaman alan karmaşık çalışmalarıyla mümkün olan asgari tutarda yapılmaktadır. Bu durumun uzun bir sürece yayılması, hayat standartlarının düşmesiyle emeklilerin artık geçinmenin ötesinde yaşam mücadelesi vermelerine yol açmıştır. Belli birikimi, evi ve ilave geliri yoksa emeklilerin büyük kesiminin bu aylıklarla yakınlarından destek almadan hayatlarını sürdürebilme olanağı kalmamıştır. İktidarın, emeklileri topluma üretim katkısı olmayan bir yük olarak görmesi, aylık artışlarını gereksiz bir bütçe gideri olarak değerlendirmesine yol açmıştır. SGK Başkanı’nın “emekliler çok yaşadığı için kuruma yük oluyor” açıklaması bu bakış açısının göstergesidir. Emekli aylıkları konusundaki tartışmaların zaman zaman “çalışan sayısı-emekli sayısı” rakamları esas alınarak “1,5 çalışan 1 emekliye bakıyor” saçmalıkları ile sürdürülmesi, sorunun çarpıtılması için yapılan bir algı çalışmasıdır. Oysa, emekli aylıkları, kişilerin aktif çalışma dönemlerinde ödedikleri zorunlu primleri, hayatlarının son kısmında gelir olarak almasına dayanan bir sistemdir. Toplanan primlerin yerinde ve verimli olarak kullanılmaması, sosyal hukuk devletinin göz ardı edilmesi, emeklilerin sorunu değildir. Sorumluluk iktidarlarındır. Kötü yönetimin ceremesinin emeklilere yüklenmesi büyük bir haksızlıktır. Ayrıca, emeklilere aylık ödemelerinde Hazine katkısı istisnasız tüm dünyada uygulanan sosyal bir devlet politikasıdır. Hazine katkısı, gelişmiş ülke uygulamalarının büyük kısmında Türkiye’dekinden çok daha yüksektir. DÜNYADA EMEKLİ AYLIKLARI 19. yüzyılın sonuna kadar genelde çalışanların “emeklilik” diye bir hakkı bulunmamaktaydı. Geniş halk kitleleri yaşlanıp çalışamaz hale gelinceye kadar işine devam etmekte, sonrasında ise hiçbir güvenceye sahip olmadan yakınlarının yardımıyla yaşamını sürdürmekteydi. Sistematik olarak emeklilik fikrini ortaya atıp, 1889 yılında uygulamaya başlayan kişi Demir Şansölye lakaplı Almanya Başbakanı Otto von Bismarck’tır. Sıkı bir kapitalist olan Bismarck’ın tarihe geçen bu sosyal olanağın mucidi olmasının nedeni, tabii ki içindeki insan sevgisi değildi. 1848 devrimleri, 1864 Birinci Enternasyonal, 1871 Paris Komünü, 1868’de Genel Almanya İşçi Birliği’nin, 1871’de de Berlin İşçi Birliği’nin kurulması, 1875’de kurulan Sosyalist İşçi Partisi’nin hızla popülarite kazanıp Alman Sosyal Demokrat Partisi adını aldıktan sonra 1890’da %19,7 gibi olağanüstü bir oy alması, sosyalist hareketin hızla yayılması, Bismarck’ı endişelendirdi ve sosyal haklar üzerinde düşünmesine yol açtı. Emeklilik hakkı, bu ortamda muhafazakâr bir kapitalist olan Otto von Bismarck tarafından getirildi. Emeklilik hakkının mucidini Bismarck olarak kabul etsek bile arka plandaki ana nedenin emekçilerin babası Karl Marks’ın düşünce ve tezleri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Uluslararası danışmanlık firması Mercer’in CFA Institute ile 2025 yılında hazırladığı “Mercer CFA Enstitüsü Küresel Emeklilik Endeksi”nde 52 ülkenin emeklilik geliri sistemi 50’den fazla kriterle bilimsel olarak incelenmiş ve bir sıralama yapılmıştır. Buna göre en iyi emeklilik geliri sistemine sahip ülke 85,4 endeks ile Hollanda’dır. Bu ülkeyi sırasıyla İzlanda, Danimarka, Singapur izlemektedir. Türkiye, 48,2 endeks ile 49. yani sondan dördüncü ülkedir. Türkiye’nin altında Filipinler, Arjantin ve Hindistan yer almaktadır. Bu göstergeler, Türkiye’de ödenen emekli aylıklarında ciddi sorunlar olduğunu, hiç hak etmediğimiz halde emekli aylıkları konusunda dünyanın en kötü ülkeleri arasında yer aldığımızı göstermektedir. TÜRKİYE’DE DURUM DİSK’in Türkiye’deki emekli aylıklarındaki sorunları vurgulayan son derece ayrıntılı çalışması Temmuz 2025’de yayınlanmıştır. Çalışmadaki tespitler başlıklar itibariyle aşağıdaki gibidir: 1. Emeklilerin nüfus içindeki sayısı artarken gelir paylaşımındaki payı düşmektedir. 2. Emekli aylıkları dibe doğru eşitlenmektedir. 3. Ortalama emekli aylığı 2003’te asgari ücretin yüzde 36 üzerindeyken günümüzde asgari ücretin yüzde 22 altına gerilemiştir. 4. 2002’de ortalama emekli aylığının kişi başına GSYH’ye oranı yüzde 46,4 iken 2025’te bu oran yüzde 29’a gerilemiştir. 5. Emekli aylığı ve hak sahiplerine yapılan ödemelerin GSYH’ye oranı AB-27 ülkelerinde ortalama yüzde 9,8 iken Türkiye’de yüzde 3,7’dir. 6. 2009-2024 arasında Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan bütçe transferlerinin Bütçe ve GSYH’ye oranı ciddi biçimde düşmüştür. 7. İşçilerden sonra ülkenin en büyük toplumsal grubu olan emekli ve hak sahipleri, 2024 itibarıyla nüfusun yüzde 18,5’ini oluşturmaktadır. 8 . Eurostat verilerine göre, Avrupa ülkelerinin aktif/pasif oranı 2022 yılında 1,5 iken, Türkiye’de bu oran 1,6’dır. 9. Düşük emekli aylıkları sebebiyle milyonlarca emekli tekrar çalışmakta veya iş aramaktadır: 2002 yılında yüzde 36,6 olan çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı, Aralık 2024’te yüzde 65,7’ye yükselmiştir. SONUÇ Çalışma hayatındayken doğrudan alınan vergi gelirlerinin neredeyse dörtte birini sağlayan emeklilerin aylıkları son yıllarda önemli ölçüde aşınmış, geçimlerini sağlamaları giderek daha zor hale gelmiştir. Son 20 yıldır emekli aylıklarının bütçe ve gayrisafi milli hasıla içindeki payı hızla düşmektedir. Artış dönemlerinde karmaşık formüllerle ve özellikle en düşük emekli aylığına odaklanılarak ortalama emekli aylıkları bilinçli biçimde aşındırılmakta; alım gücü düşürülmektedir. Emekli aylıklarındaki ölçünün sürekli olarak asgari ücret tutarıyla karşılaştırılması, önümüzdeki yıllarda gerçekleşebilecek durumun da göstergesidir. Günümüzde en düşük emekli aylığı 20 bin TL iken, ortalama emekli aylığı 23 bin 500 TL, asgari ücret de 28 bin 75 TL’dir. Asgari ücretin insanca yaşam kalitesini sağlamaktan uzak oluşu ve ortalama aylığın da bu tutara yakın oluşu, izlenen politikalarla birlikte değerlendirildiğinde gidilecek yolun da sonunu göstermektedir: Önümüzdeki yıllarda ücretli olarak çalışan kitlenin büyük kısmı ile birlikte emeklilerin hemen hemen tamamının aylıklarının iktidar tarafından belirlenen asgari ücret tutarına sabitlenmesi kimseyi şaşırtmayacaktır.