Aklıma, rahmetli Sırrı Süreyya Önder’in mecliste AKP sıralarına dönerek yaptığı konuşma geldi. “Siz değerli AKP’li üyeler, hükümet üyeleri, Başbakan, Cumhurbaşkanı, her konuşmanızı ‘Allah bizi utandırmasın’ diye bitiriyorsunuz. Allah, bu duanızı kabul etti, utanma duygunuzu elinizden aldı. Keşke başka bir şey dileseymişsiniz!” AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin akıllı kadın. Önder’in yıllar önce ortaya bıraktığı ve muhatabı olan kimsenin göz teması kurmak istemediği bu sözlerin ağırlığını bütün AKP’li siyasetçiler için ortadan kaldırdı. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “yakınlarınızı sınavsız ve mülâkatsız kamuya yerleştiriyorsunuz. Hiç mi utanmıyorsunuz?” diye sorunca, Zengin, sözlerinin rahatlığına uyumlu beden diliyle, “Evet utanmıyoruz; yaptığımız işten gurur duyuyoruz. Neden utanalım?” diye cevap verdi. *** Bilginin, mesleki yeterliliğin değil de hükümette koltuk sahip ve sahibelerine yakınlık derecesinin önemli olduğu bir sistemin sebep olduğu haksızlık daha önce hiç bu kadar açık şekilde savunulmamıştı. Dedim ya, Zengin akıllı biri. “Utanmıyoruz” diyerek konuyu kapattı. Zira sessizlik de bir yere kadar mahcubiyetin izini taşır. Ama halk arasında ayrımcılık yapıldığını yine halkın meclisinde gürül gürül dillendirmek… İşte bu meseleyi bambaşka bir boyuta taşımış oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan ‘Hayâ / Utanma duygusu’ başlıklı yazıda Kınalızâde Ali Efendi’nin sözlerine yer verilmiş. Buna göre; “Hayâ; utanma, hicap, ar anlamlarına gelir. Edebe aykırı olan olaylar meydana gelince kalbin duyarlılık kazanması ve ıstırap duymasıdır. Bu hâlin belirtisi derhal hayâ sahibi kişinin üzerinde görülür. Çünkü, bu çirkin olaydan dolayı, hayâ faziletine bürünmüş kişinin benliği bundan etkilenir.” Kınalızâde, güzel demiş. Utanma duygusunun bir duyarlılık ve ıstırap işi olduğunu söylemiş. Edep ve edepsiz olanın ayrımı kültürel ve inanç kaynaklı değişkenlik gösterse de bilim utanmanın evresel olduğunu söylüyor. Utancın ortaya çıkması için ilk şart ortada kabul edilen bir davranış, söz ya da başarısızlık olması. Misal; her işe ‘Allahın izniye’ başlayan, sonunda ‘Allah utandırmasın’ diyen, hakka girmenin en büyük günahlar arasında olduğuna inandığını dile getirenlerde utanç rezervlerinin daha dolu olmasını beklersiniz. Ama değil. Türkiye’de, edebin ve ahlakın din ile hiçbir ilgisi olmadığı yaşanarak önemli ölçüde test edildi. *** Utanma, insanın üzerinden sıyrılıp gidince yerine kolaylıkla konabilecek bir duygu değil. Kendi bakanlığınıza dezenfektan satmışsanız, bundan sebep yargılanmamış ve hayatınıza devam etmişseniz, ya da otelleriniz için kendi bakanlığınızdan arazi tahsisi istemişseniz ve hâlâ görevdeyseniz, pahalı saatinizle ilgili iddiaları peçeteye yazılı kanıtlarla çürütmeye çalışıp kabul gördüyseniz, ez cümle, yıllar boyunca ar duygusunun çarşaf gibi yırtılmasına sebep türlü türlü olaylar karşısında kimse hak ettiğini bulmadıysa, utanmazlık işte böyle herkesin gözü önünde bir üst seviyeye taşınır. “Evet utanmıyoruz; yaptığımız işten gurur duyuyoruz. Neden utanalım?” Müjde. Başkası yerine utanma da tamamen ortadan kalktı. Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın AKP’ye katılım törenindeki halleri bunu baya kolaylaştırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği asker selâmı, öpücüklerle şenlendirilmiş abartılı sevgi gösterisi eli oldukça yükseltti. Eskiden olsa bu ‘cringe’ hâl karşısında dudaklarını buruşturup gözünü kaçıracak insanlar da aramızdan ayrıldı. Artık utanmazların gözünün bebeğine doğru dümdük bakma dönemi başladı. Hayırlı olsun.