İran’da 28 Aralık’ta ekonomik kriz ve yükselen enflasyona karşı başlayan protestolar, kısa sürede siyasal iktidarı hedef alan bir karakter kazanarak ülke genelinde geniş çaplı hükümet karşıtı eylemlere dönüştü. Tahran başta olmak üzere birçok kentte devam eden gösterilere karşı güvenlik güçlerinin sert müdahalesi sürerken, İran yönetimi protestoları “terör eylemi” olarak tanımlıyor. ABD ise açık biçimde müdahale imasında bulunuyor. İranlı yetkililer dün yaptıkları açıklamalarda, eylemlere yönelik baskının daha da artırılabileceği mesajını verdi. Devrim Muhafızları, protestoların arkasında “terörist gruplar” olduğunu öne sürerek, “İslam Devrimi’nin kazanımlarının korunmasının kırmızı çizgi” olduğunu ilan etti. Düzenli ordu da yayımladığı bildiride “ulusal çıkarların, stratejik altyapının ve kamu mallarının korunacağını” belirtti. Çok sayıda kentte yeni protestolar İnternet erişiminin büyük ölçüde kesilmesi nedeniyle eylemlerin tam boyutunu tespit etmek zor olsa da, sosyal medyaya yansıyan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanamayan görüntüler, Tahran’ın çeşitli mahalleleriyle birlikte Raşt, Tebriz, Şiraz, Kerman ve Hamedan’da yeni protestolara işaret ediyor. Cuma gecesi Tahran’ın Saadetabad semtinde kaydedilen bir videoda, kalabalığın “Diktatöre ölüm” ve “Hamaney’e ölüm” sloganları attığı duyuluyor. Devlet medyası, Kerec kentinde bir belediye binasının ateşe verildiğini bildirirken, Şiraz, Kum ve Hamedan’da hayatını kaybettiği açıklanan güvenlik görevlileri için düzenlenen cenaze törenlerinin görüntülerini yayımladı. Can kaybı ve tutuklamalar artıyor İran merkezli insan hakları örgütü HRANA’nın iddiasına göre, protestoların başlamasından bu yana en az 50 protestocu ve 15 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti, yaklaşık 2 bin 300 kişi gözaltına alındı. Batı İran’da konuşan bir görgü tanığı, Devrim Muhafızları’nın konuşlandırıldığını ve bazı bölgelerde gerçek mermi kullanıldığını söyledi. Kuzeybatı İran’da görev yapan bir doktor ise hastanelere çok sayıda yaralı protestocunun getirildiğini; kafa travmaları, kırıklar ve derin kesikler görüldüğünü aktardı. Aynı hastanede en az 20 kişinin gerçek mermiyle vurulduğu, bunlardan beşinin hayatını kaybettiği belirtildi. 9 Eylül'de Tahran'da yapılan protestolardan bir görüntü. Pehlevi’den açık isyan çağrısı İran’ın son şahının ABD’de yaşayan sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi, sosyal medyada yayımladığı videoda protestoculara "isyanı büyütme" çağrısı yaptı. Pehlevi, “ Amacımız artık sadece sokaklara çıkmak değil; şehir merkezlerini ele geçirmek ve tutmak ” diyerek, İslam Cumhuriyeti’nin “diz çöktürüleceğini” savundu. Protestoculara 1979 devrimi öncesinde kullanılan “aslan ve güneş” bayrağını dalgalandırma çağrısında bulunduğunu da yineledi. Sokaklardaki protestolarda Pehlevi lehine sloganlar atıldığı görülse de, eylemlerin genelinde dinî yönetimin sona erdirilmesi ve ekonomik koşulların iyileştirilmesi talepleri öne çıkıyor. Trump’tan açık tehdit, 'Askeri seçenekler masada' iddiası ABD Başkanı Donald Trump, protestolarla ilgili açıklamalarında İran’a yönelik yine müdahale mesajları verdi. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “ İran belki de hiç olmadığı kadar ÖZGÜRLÜĞE bakıyor. ABD yardım etmeye hazır!!! ” ifadelerini kullandı. Cuma günü ise İran yönetimini açıkça uyararak, “ Sakın ateş etmeye başlamayın çünkü biz de ateş etmeye başlarız ” dedi. Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri seçenekleri değerlendirdiği de iddia ediliyor. Wall Street Journal ’a konuşan kaynaklara göre, Washington’da büyük ölçekli hava saldırıları da dahil olmak üzere çeşitli senaryolar masada. Ancak şu aşamada İran’a yönelik bir askeri sevkiyat ya da kesinleşmiş bir operasyon planı bulunmuyor. Tahran'dan protestoculara tehdit: 'Tanrı düşmanları ölüm cezası ile yargılanır' İran yönetimi Cumartesi günü yaptığı açıklamada, protestolara katılanların ve destek verenlerin “Tanrı düşmanı” olarak değerlendirileceğini ve bunun ölüm cezası gerektiren bir suç olduğunu duyurdu. Dini Lider Ali Hameney, protestocuları ABD adına hareket etmekle suçlayarak, kamu mallarına yönelik saldırılara “asla müsamaha gösterilmeyeceğini” söyledi. Yetkililer, huzursuzluğun ABD ve İsrail tarafından kışkırtıldığını savunurken, Reuters 'a konuşan üst düzey bir ABD istihbarat yetkilisi süreci “bir dayanıklılık oyunu” olarak tanımladı. Yetkiliye göre muhalefet, rejim içinden kopuşlar yaratmayı hedeflerken, İran yönetimi ABD’ye müdahale gerekçesi vermeden sokakları bastırmaya çalışıyor. Protestolar yurtdışına da yayıldı: Londra'da İran Büyükelçiliği önünde gösteri İran’daki gelişmeler, yurtdışındaki İranlılar arasında da protestolara yol açtı. Londra’da İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen gösteride bir protestocu, büyükelçilik balkonundan İran bayrağını indirerek yerine aslan ve güneş sembollü bayrağı astı. İngiliz polisi protestoya 500 ila 1000 kişinin katıldığını, iki kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Benzer eylemler Berlin başta olmak üzere birçok Avrupa kentinde de düzenlendi. Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, İran’daki protestocuları överek, “ İfade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkı şiddet tehdidiyle bastırılamaz ” iddiasında bulundu. İran’da son 25 yılda 1999 öğrenci protestoları, 2009 seçim krizi, 2019 ekonomik eylemleri ve 2022’de Mahsa Amini’nin ölümünün ardından yaşanan kitlesel gösteriler bastırılmıştı. Ancak son protestolar, hem yaygınlığı hem de uluslararası müdahale imaları nedeniyle Tahran'ın karşı karşıya kaldığı en ciddi meydan okumalar arasında görülüyor.