Vekil transferi kutuplaşması!..

Siyaset sahnesi vekil transferleriyle son günlerde oldukça çalkantılı... Aslında bu geriye dönüp baktığımızda Meclis’te eskilerden bu yana hemen her dönem yaşanan bildik hikâye... Son genel seçimlerin üzerinden geçen yaklaşık üç yıllık süreç denildiğinde ise TBMM’de sıkça görülen bir hareketlilik... Kulislerde, ikili ya da çoklu sohbetlerde hep bu anlamda istişare, tartışma aralıklarla devam edegelen bir durum. Özellikle yeni istifa ve transfer iddiaları ile bununla bağlantılı değişen Meclis aritmetiği üzerine, siyasi hesaplar, beklentiler nedeniyle… Tabii aynısı saf değiştiren vekiller açısından da geçerli... Hem iktidar hem de ana muhalefet partisi odaklı olarak... Bu anlamda şu sıralar ağırlıkla CHP, iktidara yönelik eleştiriler yapsa da her iki partiye yönelim, katılım durumu 14’er vekille kafa kafaya şimdilik... Yok aslında birbirlerinden farkları yani, ancak söz siyasi etik, ahlak meselesine geldiğinde görüntü başkalaşıyor... Yapılan açıklamalar, yorumlar ideolojik duruşa, partinin adına, rozetine göre görece bir hal alıyor. İşlerine geldiği taraftan bakıyorlar konuya... Mesela CHP’li vekilin iktidar partisine katılmasını nasıl değerlendirdi ana muhalefet lideri Özel? “Şimdi AKP şöyle bir şey yapıyor: Transferlerde bize gelen milletvekiline bir dönem garanti, kampanya var AKP’de..” Katılımlar; CHP’den tekrar seçilme umudunu kesen vekilin ya da başka partilerden ayrılanların bir sonraki seçimde, vekillik koltuğunu garantileme kapma hesabı yani... Bu durumda Özel tarafından yanıtlanması gereken soru da şu elbette: Peki ya CHP’ye gelenler, katılımlar? Onların beklentileri daha farklı mı ya da başka ne olabilir?.. Sadece altı ok sevdası mı? Evet; onların birçoğu zaten CHP listelerinden seçilmiş olanlar ya da muhalefet partisinden bir başka muhalefet partisine geçiş nihayetinde deniliyor. İYİ Parti’den gelenler için de “CHP çekim merkezi haline geldi” muhabbeti yapılıyor ama o zaman da yanıtı anlamlı bir başka soru şu: Transfer olan birçok ismin, dışlanan, ötekileştirilen hakiki CHP’lileri sollayarak partide bir anda etkin koltuklara oturmaları ve o isimlerin tekrar vekil olma şanslarının yüksekliği tesadüf mü?.. Ya da o gelenlere partilerinde kalsalardı tekrar seçilme sıkıntısından kaynaklı (bazı partilerin bir dahaki seçime katılıp katılmayacağı ya da nasıl katılacağı bile belli değil) verilen sözler mi var? Zira CHP’li vekiller arasında “sağdan gelip Parti Meclisi’ne alınanlara vekillik garantisi de verildi” diye hafiften kaynama durumu söz konusu... ✰ ✰ ✰ Gerçekten de zor bir denklem... Hele de milletvekillerinin partilerinden istifaları ve transfer meselesinin bizim siyasi tarihimizin ilginç konularından bir tanesi olduğu gerçekliği ortadayken. Malum 70’li yıllar en yoğun yaşandığı dönemdi. Sonraki yıllarda da sürdü. Bunların bir kısmı iktidarları değiştirdi ya da düşürdü. Parti değiştirip bakan koltuğuna oturanlar, sonra da usulsüz icraatları nedeniyle Yüce Divan’da yargılananlar oldu. Bir kısmı da parti değiştirme, başka partiye katılım konusunda rekorlar kırdı. Bunun halen de devam etmesi ve en baştan bu yana da hep sanki engellemeye dönük niyetler varmış gibi davranılması artık siyasette asla vazgeçilemeyen ama sözde de istenmiyormuş havası verilen bir ritüel haline geldiğinin açık kanıtı. Dahası farklı tepkilere de yol açan bir durum. İşlerine geldi mi demokrasinin gereği, kahramanlık olarak görülüyor, gelmediğinde de ihanet, hainlik diye nitelendiriliyor. Menfaat, çıkar karşılığı gibisinden suçlamalar yapılıyor... Samimiyet anlamında ikirciklik de had safhada ve aleni. Tam anlamıyla transfer meselesinde de bir kutuplaşma hali var... Siyasiler de bu iklimden hoşnut belli ki... ✰ ✰ ✰ Yoksa istifalar ve parti değiştirmelerden gerçekten rahatsız olsalar bunu şimdiye kadar çoktan engellemeleri işten bile değil. Yapacakları tek bir şey var. Milletvekili seçme sistemini değiştirmek. Merkezin belirlediği dayatma listelerle değil milletin kendi muhtarını seçtiği gibi, kendi vekilini, seçmesini sağlamak. Çünkü şu anda millet iradesi değil tayinli sistem var. Bütün siyasi partilerin, o parti bu parti fark etmez, o atamayı yapan yöneticileri karar veriyor kimin milletvekili olacağına... Dolayısıyla insanlar bulundukları siyasi partilerde muhalif olamıyorlar. Olan anında dışlanıyor ya da, gönderiliyor. Onun içinde bazı geçişler “zorunlu” gibi algılansa da, bunun bir de seçmen, vatandaş cephesinden bakıldığında “Ben sana o partidensin, onun ideolojisine göre hareket edersin diye oy verdim. Nereye gidiyorsun!” durumu var... Ama o da hiçbirinin umurunda değil zaten!..