Filistin’de kronikleşen savaş travmaları

Filistin toplumunun maruz kaldığı kolektif travma, çağdaş psikiyatri literatüründe genellikle post-travmatik stres bozukluğu (PTSD) çerçevesinde incelenmektedir. Ancak bu Batı merkezli tanı modeli, travmayı tekil bir olayın ardından ortaya çıkan geçici bir durum olarak kavramsallaştırdığı için, Filistin bağlamındaki sürekli ve yapısal şiddetin dinamiklerini yeterince açıklamamaktadır. Filistin’de travmatik deneyim, 1948 Nakba’sı ile başlayan etnik temizlik ve yerinden edilme süreçlerinden günümüze dek uzanan kesintisiz bir süreklilik sergilemektedir. Bu nedenle, Filistinli ruh sağlığı uzmanları tarafından önerilen sürekli travmatik stres bozukluğu (CTSD) kavramı, kaçınma gibi belirtilerin patolojik nitelikten ziyade hayatta kalma odaklı adaptif stratejiler olarak işlev gördüğü daha uygun bir analitik çerçeve sunmaktadır (Thabet & Thabet, 2022). Bu yazımızda, Filistin travmasının nesiller arası aktarımını Apartheid bağlamında ele alarak, mevcut literatürde yeterince vurgulanmayan yönlerini akademik bir perspektiften incelemeye çalışacağız. Filistin Halkının Yüz Yıllık Psikolojisi Filistin travmasının en az tartışılan boyutlarından biri, nesiller arası aktarım mekanizmasıdır. Nakba’nın doğrudan tanıkları olan birinci nesil sürgünler, mülksüzleştirme, aile bütünlüğünün parçalanması ve kolektif kayıp deneyimlerini yalnızca sözel anlatılarla değil, aynı zamanda kültürel pratikler, sessizlikler ve günlük ritüeller aracılığıyla sonraki nesillere aktarmıştır. (Veronese, Mahamid & Bdier, 2023) Günümüz Gazze ve Batı Şeria nüfusu, özellikle çocuklar, yalnızca mevcut askeri abluka, bombardıman ve kronik savaş koşullarının doğrudan mağdurları değil, aynı zamanda atalarının Nakba travmasını psikososyal ve potansiyel epigenetik yollarla miras alan bireylerdir. Bu aktarım döngüsü, travmatik deneyimi bireysel bir psikopatolojiden kolektif bir toplumsal yapıya dönüştürerek, kimlik oluşumu ve aidiyet algısını sürekli yok edilme tehdidi altında yeniden şekillendirmektedir. Travmanın daha az görünür olan sessiz biçimleri de kritik öneme sahiptir. Uzun süreli abluka koşullarında kronik yetersiz beslenme, temiz su kıtlığı ve tıbbi hizmetlere erişim engelleri, psikolojik acının somatizasyon yoluyla bedensel semptomlara dönüşmesine yol açmaktadır. Çocuklarda sık gözlenen gece altına kaçırma, konvülsif ataklar ve erken ölüm beklentisi gibi belirtiler, klasik PTSD semptomlarından öte bir güvencesizliğe işaret etmektedir. (Altawil et al., 2023). Yetişkin popülasyonda ise sürekli tehdit ortamı, bilişsel işlevlerde aşınma yaratmakta; karar verme süreçleri ve ebeveynlik pratikleri hayatta kalma odaklı bir reaktiviteye indirgenmektedir. Bu dinamikler, bireyin ontolojik güvenliğini yani süreklilik duygusunu kalıcı olarak zedelemekte, travmayı yalnızca psikolojik bir olgudan epistemolojik bir krize dönüştürmektedir (Marie, Hannigan & Jones, 2020). Güney Afrika’da Apartheid Travması Güney Afrika’da apartheid rejimi (1948-1994), sistematik ırk ayrımcılığı ve şiddet yoluyla milyonlarca siyah, renkli ve Hint kökenli bireylerin kolektif travmaya maruz kalmasına neden olmuştur. Bu rejim, yalnızca doğrudan mağdurları değil, sonraki nesilleri de etkileyen derin psikolojik izler bırakmıştır. Apartheid sonrası dönemde, Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu (TRC) gibi girişimler toplumsal iyileşmeyi hedeflese de, travmanın nesiller arası aktarımı ve yapısal eşitsizliklerin devamı, ruh sağlığı sorunlarını sürdürmektedir (Kim et al., 2023; Adonis, 2016). Apartheid travmasının en belirgin özelliklerinden biri nesiller arası aktarım mekanizmasıdır. Doğrudan apartheid şiddetine maruz kalan ebeveynlerin prenatal stres deneyimleri, çocuklarında psikiyatrik morbidite riskini artırmaktadır. Soweto’da yürütülen uzunlamasına bir kohort çalışmasında, apartheid döneminde gebelik yaşayan annelerin stres seviyelerinin, ergenlik ve genç yetişkinlik dönemindeki çocuklarında ruh sağlığı sorunlarını öngördüğü bulunmuştur. (Kim et al., 2023). Bu etki, özellikle genç annelerde ve stresli ev ortamlarında belirgindir ve bu prenatal stres, gelecekteki stres etkenlerine karşı hassasiyeti artırarak stres duyarlılaştırma mekanizmasını tetiklemektedir. Benzer şekilde, apartheid mağduru ailelerin çocuk ve torunlarında ikincil travmatizasyon, sosyoekonomik yoksunluk ve güçsüzlük hissi gibi temalar ön plana çıkarken bu, travmanın kültürel anlatılar ve aile dinamikleri yoluyla aktarıldığını göstermektedir (Adonis, 2016; Veronese et al). Travmanın daha az görünür biçimleri, post-apartheid dönemde yapısal eşitsizliklerle birleşerek somatik ifadeler almaktadır. Kronik yoksulluk, şiddet maruziyeti ve ayrımcılık, psikolojik acının bedensel semptomlara dönüşmesine yol açmakta; gençlerde depresyon, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) oranları yüksek oranda seyretmektedir (Atwoli et al., 2013). Travmaların tanıklık ve af süreçleri, bazı mağdurlar için kısmi iyileşme sağlasa da, ulusal ölçekte psikolojik distress ve affetme üzerinde sınırlı etki yaratmıştır. (Stein et al., 2008). Bu süreçler, bireysel iyileşmeden ziyade toplumsal uzlaşmayı önceliklendirdiği için, birçok mağdurda travma çözümlenmemiş olarak kalmıştır. Günümüzde, apartheid mirası ekonomik eşitsizlikler ve şiddet döngüsüyle birleşerek, “born-free” neslinde bile umutsuzluk ve ruhsal güvencesizlik yaratmaktadır (Gobodo-Madikizela, 2023). Sonuç Başardığını iddia etse de İsrail’den son üç yıl içerisinde 70 bin insan başka ülkelere göç ettiler. Zira insan bünyesi genel olarak şiddete meyilli değil karşıdır. İsrail’in yarattığı travma, ne mağduriyeti ne de saldırganlığı haklı kılmaktadır. Filistin’deki kolektif travma, bireysel psikopatolojinin sınırlarını aşarak ontolojik bir boyuta evrilmiştir. Kimlik, aidiyet duygusu ve gelecek tahayyülü, sürekli yok edilme tehdidi altında sistematik bir erozyona uğramaktadır. Uluslararası toplumun uyguladığı ikili standartlar ve yapısal sessizlik, bu travmatik döngüyü derinleştirirken, sürdürülebilir iyileşme bireysel müdahalelerden ziyade politik adalet ve özgürlük koşullarıyla mümkün görünmektedir. Filistin deneyimi, modern sömürgecilik, etnik temizlik ve yapısal şiddetin en yoğun biçimlerini temsil etmesi bakımından, yalnızca yerel bir vaka değil, aynı zamanda küresel vicdan ve insanlık onurunun bir turnusol kağıdı işlevi görmektedir. Bu toplumsal travmalar artık Afrika üniversitelerinde derslerde işlenmekte ve hatta tez konusu olarak İsrail’in asırlık zulmünü tarihin kara sayfalarına kaydetmektedir. Kaynakça Altawil, M. A. S., et al. (2023). Impact of chronic war trauma exposure on PTSD diagnosis from 2006-2021: A longitudinal study in Palestine. Middle East Current Psychiatry, 30(1), 1-10. https://doi.org/10.1186/s43045-023-00286-5 Espie, E., et al. (2021). Prevalence of post-traumatic stress disorder among Palestinian children and adolescents exposed to political violence: A systematic review and meta-analysis. PLoS ONE, 16(8), e0256426. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8389374/ Jabr, S. (2024). ‘Chronic traumatic stress disorder’: The Palestinian psychiatrist challenging western definitions of trauma. The Guardian. https://www.theguardian.com/world/2024/apr/14/mental-health-palestine-children Marie, M., Hannigan, B., & Jones, A. (2020). Anxiety disorders and PTSD in Palestine: A literature review. BMC Psychiatry, 20(1), 506. https://doi.org/10.1186/s12888-020-02911-7 Thabet, A. A. M., & Thabet, S. (2022). Continuous Traumatic Stress in Palestine: The Psychological Effects of the Occupation and Chronic Warfare on Palestinian Children. World Social Psychiatry, 4(2), 112-118. https://journals.lww.com/wpsy/fulltext/2022/04020/continuous_traumatic_stress_in_palestine__the.10.aspx Veronese, G., Mahamid, F., & Bdier, D. (2023). Transgenerational trauma and collective resilience: A qualitative analysis of the experiences of settler-colonial violence among three generations of Palestinian refugees. International Journal of Social Psychiatry, 69(7), 1695-1704. https://doi.org/10.1177/00207640231175787 Bessel van der Kolk (2024). “The Israeli-Palestinian Conflict and the Psychology of Trauma”. Foreign Affairs. New Lines Magazine (2023). “How Trauma Drives the Politics of the Israeli-Palestinian Conflict”. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Filistin travma Savaş Dr. Halim Gençoğlu, Independent Türkçe için yazdı Dr. Halim Gençoğlu Pazartesi, Ocak 12, 2026 - 08:15 Main image:

Fotoğraf: X / ozanozturk_tr

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Filistin’de kronikleşen savaş travmaları copyright Independentturkish: