ABD Başkanı Donald Trump, gazetecilerin uluslararası gelişmelere ilişkin sorularını cevapladı. Trump, Küba'dan Venezuela'ya, İran'dan Grönland'a çeşitli ülkelere yönelik tehditlerini sürdürdü. Trump, İran'ın "kırmızı çizgiyi aşmaya başladığını" söyledi ve saldırı tehdidinde bulundu, Venezuela ile görüşmelerin "çok iyi gittiğini" ileri sürerek konuyu petrole bağladı. Grönland'ı bir şekilde "alacaklarını" iddia eden Trump, bu durumun NATO ülkelerinin birliğini olumsuz etkileyip etkilemeyeceği sorusuna ise, "Bizim onlara ihtiyacımızdan çok onların bize ihtiyacı var" yanıtıyla "müttefiklerine" rest çekti. 'İran kırmızı çizgiyi aşmaya başladı' İran'daki kitlesel protestolara değinen Trump, İran'ın kırmızı çizgiyi "aşmaya başladığını", Tahran yönetimine karşı, "ne zaman, nerede veya nasıl hareket edecekleri" konusunda yorum yapmayacağını ifade ederek tehditler savurdu. İran'daki protestolarla ilgili "saat başı" rapor aldığını belirten Trump, İranlı yöneticilerle ilgili "Onlar lider değiller. Şiddet yoluyla yönetiyorlar. Bunu çok ciddiye alıyoruz. Ordu da bunu inceliyor ve masada çok güçlü seçeneklerimiz var" diye konuştu. İran'ın bir gün önce ABD ile iletişime geçtiğini ve nükleer bir anlaşma müzakere etmeyi teklif ettiğini iddia eden Trump, "Onlarla görüşebiliriz. Bir görüşme ayarlanıyor. Ancak yaşananlar nedeniyle görüşmeden önce harekete geçmemiz gerekebilir" dedi. Trump ayrıca, İran'da yaşan internet sorununu Elon Musk ile konuşup, Starlink aracılığıyla ülkedeki interneti tekrar aktif hale getirebileceklerini söyledi. Küba'ya tehdidi sürdürdü, yanıt geldi: 'Kimse ne yapacağımızı dikte edemez' Trump'ın bir diğer hedef aldığı ülke de bir süredir tehditler savurduğu Küba oldu. Küba'yla bir anlaşmaya varılabileceğini ve detaylarının yakında açıklanacağını iddia eden Trump, ilgilenilmesini istediği şeylerden birinin de "Küba'dan haksız bir şekilde çıkarıldığını" iddia ettiği ABD'deki Kübalılar oldu. Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ise dünyaya haydutluğu dayatmaya çalışan Trump'ın yalan ve tehditlerine kısa süre içinde yanıt verdi. "Küba özgür, bağımsız ve egemen bir ülkedir. Kimse bize ne yapacağımızı dikte edemez" diyen Díaz-Canel, Küba halkının kanının son damlasına kadar vatanını savunmaya hazır olduğunu hatırlattı ve kimsenin Küba'yı tehdit de edemeyeceğini vurguladı. 'Venezuela çok iyi gidiyor' Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırılmasından sonra Venezuela ile görüşmelerin "çok iyi gittiğini" ileri süren Donald Trump, "Liderlikle çok iyi çalışıyoruz ve her şeyin nasıl sonuçlanacağını göreceğiz" iddiasında bulundu. Daha öncesinde Venezuela’nın geçici başkanı Delcy Rodríguez’i, "ülkenin daha fazla petrol pompalamasına izin verilmeden önce Beyaz Saray’ın taleplerinin karşılanması gerektiği" mesajını ileterek tehdit eden Trump'ın konu başlıklarından biri de petrol oldu. Trump, Venezuela petrolleriyle ilgili açıklamasında, bu ülkeden 50 milyon varil petrol almayı konuştuklarını, ilk etapta 4,2 milyar dolarlık petrolün şu anda ABD'ye doğru yolda olduğunu söyledi. Petrol şirketlerinin geçmişte Venezuela ile sorunları olduğunu söyleyen Trump, "Çünkü başkan olarak Trump yoktu. Şimdi sorun olmayacak. Güvende olacaklar" şeklinde konuştu. Trump, Venezuela petrollerinin işletilmesi konusunda, Exxon firmasının "tepkisini beğenmediğini ve çok kurnazca davrandıklarını" öne sürerek bu firmayı Karayip ülkesindeki petrol ihalelerinin dışında tutmayı düşündüğünü açıkladı. Trump, Venezuela petrolünü görüşmek için kısa süre önce petrol tekellerinin yöneticileriyle Beyaz Saray’da bir araya gelmişti. 'Grönland'ı bir şekilde alacağız': NATO müttefiklerine rest çekti ABD Başkanı Trump, Grönland'ın ABD'ye ilhakı ile ilgili sorulara, "Grönland'ı almazsak, Rusya veya Çin alacak. Ben başkan olduğum sürece bu olmayacak. Askeri varlık yeterli değil. Mülkiyete sahip olmanız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Çin ve Rusya'ya ait denizaltı ve diğer savaş gemilerinin Grönland çevresinde varlık gösterdiğini söyleyen Trump, buna "müsaade etmeyeceklerini ve bir şekilde Grönland'ı alacaklarını" söyledi. Trump, Grönland'ı almak istemelerinin NATO ülkelerinin birliğini olumsuz etkileyip etkilemeyeceği sorusuna ise, "Bizim onlara ihtiyacımızdan çok onların bize ihtiyacı var" yanıtıyla "müttefiklerine" rest çekti.