Kişisel gelişim kavramı, çoğu zaman çok büyük değişimler ya da köklü kararlarla ilişkilendirilir. Oysa yaşamımızın içinde fark yaratan asıl unsur, kendi kendimizle kurduğumuz temasın niteliğidir. Ne hissettiğimizi ayırt edebilmek, zorlandığımız alanların farkına varabilmek ve sınırlarımızı daha net bir şekilde görebilmek… Nitekim böyle farkındalıklar, yaşamı daha anlaşılır ve yönetilebilir kılar. Günlük yaşam akışımızın içinde dış koşullara uyum sağlama çabamız artarken, iç dünyamıza ayırdığımız alan daralabilir. Sorumlulukların, beklentilerin ve temponun çoğalmasıyla birlikte kendi ihtiyaçlarımız geri planda kalabilir. Bu durumsa çoğu zaman fark edilmeden ortaya çıkar. Kişisel gelişim çalışmaları, düşünce ve duygu süreçlerimizi gözlemleyebilmemize, yaşamla kurduğumuz ilişkiyi daha bilinçli bir yerden ele alabilmemize alan açmayı amaçlar. Bu yaklaşım, kesinlikle bizleri değiştirmeye ya da dönüştürmeye odaklanmaz. Bununla birlikte mevcut durumun daha net bir şekilde fark edilmesine katkı sunar. Aynı koşullar söz konusuyken farklı tepkiler verebilmek, otomatikleşmiş davranışların, alışkanlıkların dışına çıkabilmek ve seçimlerimizi daha açık görebilmek bu sürecin doğal yansımaları arasında sayılabilir. Kendimize temasımız arttıkça ve güçlendikçe yaşam içindeki kararlarımız sadeleşmeye başlar, bazı sınırlar belirlememiz daha doğal bir hal alır. Her beklentiye karşılık vermek zorundaymışız hissi de gitgide azalır. Bazı durumlarda “hayır” demek sertleşmek ya da uzaklaşmak anlamına gelmez. Diğer taraftan ilişkilerde daha dengeli, daha açık ve daha net bir iletişim alanı oluşabilir. Bizler hem kendimizle hem de çevremizle daha tutarlı bağlar kurabiliriz. Kişisel gelişimle ilgili içerikler ve çalışmalar teşhis, tedavi ya da tıbbi yönlendirmeler içermez. Herhangi bir sağlık hizmetinin yerine geçmedikleri gibi kesin bir sonuç ya da iyileşme vaadi de sunmazlar. Bununla birlikte bu süreçler, bireyin kendini gözlemlemesine, yaşamına daha bilinçli bir bakış açısı geliştirmesine ve iç dinamiklerini daha iyi tanımasına katkı sağlayabilirler. Bazen ilerlemek, yeni bir yol açmaktan çok bulunduğumuz yerde durup hem çevremize hem de kendi içimize bakabilmektir. Kendimize dair farkındalığımız arttıkça, yaşam da bizim için daha anlaşılır bir zemine oturabilir.