Konuşulmayan bağlantılar ve gerçekler: Ekol TV'nin kara parası kimleri akladı?

15 Ekim 2025 tarihinde, soL’da Ekol TV gerçeklerine işaret ettiğimiz haberi şu ifadelerle noktalamıştık: “Ekol TV’nin çalışanları açısından şirketin sermaye yapısı başından bu yana hiç berrak olmadı. Mansimov’un da çekip gittiği haberi geçen yıldan bu yana söyleniyordu. Bu arada ilginç olan Ekol TV Cumhurbaşkanlığından bir türlü akreditasyon alamazken MİT ve Genelkurmay dahil tüm kurumların brifinglerine gidebilmesiydi. Cumhurbaşkanlığı’nın da buna engel olmadığı anlaşılıyor. Sonuç olarak Mansimov şimdi yeniden ‘denizciliğe’ odaklanacağını söyleyerek kendi yelkenini doldurmaya devam edecek. Ekol TV’nin kime kalacağı, yoluna nasıl devam edeceği, buradaki MHP etkisinin nasıl süreceği merak konusu.” Herkes “Mansimov kanalla yollarını Ağustos ayında ayırdı” diye bilirken, soL, bu gelişmenin Şubat’tan beri herkesçe bilindiği ve Mansimov’un gelecek dalga öncesi çoktan pılını pırtını topladığını vurgulamıştı. Sonrasında kanal çeşitli dalgalanmalara konu ve oldu ve nihayet 22 Aralık'ta kapatıldı. Ancak kanal, kapandıktan sonra da tartışmaların merkezinde, bu kez kara para aklama iddialarıyla. Peki, gerçekten neler oluyor? Bir Sabah gazetesi haberi ve ortaya saçılanlar Kanalın para kaynakları soruşturmanın başladığı ekim ayından bu yana değil, en başından beri şüpheli. Hatta kanalın yola çıkış sürecinin bütünü şüpheli. ( Kanalın şaibe dolu öyküsü için ) Buraya gelmeden, en son ortaya çıkan, Ekol TV bağlantılı AKP düğümünü çözüp öyle devam edelim. “İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından soruşturma yapılan dosya kapsamında, aralarında Ekol TV'nin Genel Yayın Yönetmeni Emrah Doğru, baş şüpheli Veysel Şahin, iş insanı Mübariz Mansimov, Yönetim Kurulu Üyesi Arif Çetin ve avukat Ersan Şen, Murat Şahin (Veysel Şahin'in kardeşi), Ilgın Sinanoğlu (Ekol TV Mali İşler Müdürü) ve İpek Karataş'ın E(kolTv İnsan Kaynakları Müdürü) da bulunduğu 12 şüpheli yer alıyor.” Bu haber gündeme bomba gibi düştü. Haberi yapan gazete, Berat Albayrak ’ın Sabah ’ıydı. Sabah gazetesi bu haberde kabaca, " Küçükçekmece Başsavcılığı soruşturmayı başlattı ama kanalın adresi değişince soruşturma da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na " geçti diyordu: “SABAH'ın edindiği bilgilere göre, soruşturma sürerken dikkat çeken bir hamle geldi. Ekol TV'nin kapatma kararı almasının ardından şirket merkezini Kağıthane ilçesine taşıdığı tespit edildi. Bu adres değişikliği üzerine, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı dosya hakkında yetkisizlik kararı vererek, soruşturmayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na devretti.” Bu detay gibi görünen bilgi, bir anda hem Küçükçekmece hem de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın üst üste yalanlamasına konu oldu. İki savcılık da “öyle bir şey yok” derken, soruşturmanın baştan bu yana İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda olduğu öne sürülüyordu. İki savcılık, AKP'nin gazetesini 'ağız birliği' içinde yalanlıyordu. Peki, bu ne anlama geliyordu? Akıllardaki soru ortaktı. Bu ortak soruyu dile getirdiği için paylaşımlarına erişim engeli getirilen CHP’li vekil Murat Emir, “ Kanalın kapanıp adresinin Kağıthane’ye taşınması ve dosyanın Çağlayan’a, yani ‘tanıdık sulara’ çekilmesi fikri kimin aklıydı?” diyordu. Şimdi tam da bu noktada, Küçükçekmece soruşturması dolayımıyla Sabah gazetesi tarafından ismi gündeme getirilen isimleri ve bağlantıları hatırlatalım: Veysel Şahin: Bahis baronu ( Erden Timur’un tutuklanması sürecinde de ismi geçen kişi ) Mübariz Mansimov: AKP’ye, Bilal Erdoğan’a yakın olduğu belirtilen, Mehmet Ağar ekibiyle ciddi bir gerilim yaşayan bir patron. ( Mansimov'un portresi için ) Emrah Doğru: Arif Çetin ve Akın Gürlek ile kanal adına fotoğraf veren isim. Arif Çetin: Eski Jandarma Genel Komutanı, Orgeneral. Erdoğan’a “Sayın Cumhurbaşkanım Türkiye Yüzyılı'nda biz de aziz şehitlerimizin yolunda bayrağa sarılmaya hazırız" diye seslenmişti. Çetin, adı türlü şaibelerle ve suçlamalarla anılan Metro Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Galip Öztürk ile, Bahçeli’ye de çok yakın olan ve suç örgütü lideri olmakla suçlanan Selahattin Yılmaz ile, Alaattin Çakıcı'nın "danışmanı" olarak bilinen Ferhat Aydoğan ile, Paramount Otel'e çökmekle suçlanan Cihan Ekşioğlu ile fotoğrafı olan bir isim. Ersan Şen: Kanalın ortaya çıkış sürecinin başındaki isim. Sonrasında kanalın haklarını Mansimov’a sattığı belirtilen kişi. Şen aynı zamanda önemli birçok davanın da avukatı. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, avukat Ersan Şen'e,  Ekol TV iddialarının ardından şu ifadelerle seslenmişti: "Avukatlığını yaptığın mafya gruplarının hesabını ver. Uyuşturucu çetelerinin hesabını ver." Gerçekten çok ilginç bağlar ve bağlantılar yok mu? İddia, bu isimlere yönelik soruşturmanın el değiştirdiği ve hatta Arif Çetin’in de bu süreçten haberdar olunca kanal yönetiminden ayrıldığı yönünde. Peki, tekrar soralım, neler oluyor? soL Haber AKP içi kavganın görünmeyen ayrıntılarını yazmaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine güç vermek, destek olmak için sen de abone ol. ABONE OL Cumhur İttifakı ve Ekol TV Akın Gürlek’in yürüttüğü operasyonlar AKP içinde çok ciddi gerilimler yaratıyor. Örneğin Can Holding operasyonu, bir ucu Hakan Fidan ’a, diğer ucu Mehmet Uçum’ a uzanan, AKP içi gerilimi de yansıttığı öne sürülen tartışmalara kapı aralamıştı. Sadece bu da değil, örneğin uyuşturucu operasyonları, Paramount Otel başlığı dahi yine bu iç gerilimle doğrudan ilişkilendirilmişti. Dolayısıyla açılan tüm yeni perdeler ve karşı hamleler bu kavgayla doğrudan ilintili. Tıpkı Ekol TV sürecinde olduğu gibi. soL’da daha önce aktarmıştık, Ekol TV kaynakları, kanalın Ankara bürosunun doğrudan MHP'li RTÜK üyesi Deniz Güçer tarafından yapılandırıldığını dile getirmişti. Yönetime getirilen Arif Çetin hamlesi de MHP bağlarının bir uzantısı olarak okundu. Şimdi sadece Arif Çetin ile teması olan yukarıdaki isimleri dahi anmak, bu operasyonla MHP’yi yan yana getirmek anlamına geliyor. İşin bir ucunda bu, diğer ucunda ise Akın Gürlek var. CHP’li Murat Emir’in dile getirdiği operasyonun el değiştirdiği iddiası tam da buna yönelik. Ve şimdi AKP, MHP ve Akın Gürlek isminin kesiştiği nokta olan Ekol TV, doğrudan “kara para” iddialarının merkezinde. İş nereye doğru gidiyor ve ön alma hamleleri Öncelikle Sabah gazetesinin önemsiz gibi görünen haber içi ayrıntılarının doğrudan AKP içi kavganın bir yansıması olarak kamuoyu önüne atıldığını yeniden not edelim. “Veysel Şahin, Mansimov, Avukat Ersan Şen, Emrah Doğru ile kanalın yönetim kurulu üyesi olan eski Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin'in dosyanın şüphelisi olduğu belirtiliyor. Soruşturmada operasyon için Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporunun beklendiği iddiası kulislere yansıdı.” Haberde yer alan bu ayrıntılar karşı tarafı zora düşürmek için verilen ayrıntılar gibi görünürken, aynı zamanda düğmeye basılan bir operasyon da davul zurnayla ilan edilmesi anlamına geliyor. Yani artık herkes bu isimlerin bir operasyona konu olabileceğini biliyor. Belli ki bu sızdırma daha öncesinde yaşandı, Arif Çetin de bu nedenle apar topar kanaldaki görevinden ayrıldı. Ancak operasyon olsa da olmasa da artık tüm kartların açık oynandığını biliyoruz. Bu noktadan sonra dosya el değiştirdiği için atılmayan bir adım ya da bir adım atılsa da "zaten her şey öncesinden sızdırılmıştı, önlem almışlardır" denilecek bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu iki durumda da darbe AKP ve MHP içindeki hedef alınan unsurlara olacak, başkasına değil. Bu yaşananlar neden önemli? AKP içinde giderek derinleşen bir iç kriz ve kavga var. Bu kavganın altında, Erdoğan sonrasına farklı aktörlerin güç biriktirerek girme arayışı yatıyor. Bunu bir yana koyduğumuzda neler görüyoruz peki? Ortada kimse için sürpriz bir tablo yok. Başta aktarmıştık, soL'da ekim ayında yayımladığımız haberde, kanalın para kaynaklarının şüpheli olduğunu, daha soruşturma bilgisi ortada yokken açıkça dile getirmiştik. Bu herkesçe bilinen bir sırdı, biz de bunu yazmıştık. Gelinen noktada bu sırrı bilen aktörlerin tamamı ifşa edilmiş oldu. İktidara yakın patronlar, MHP'ye yakın isimler ve yasadışı bahis baronları hepsi aynı torbada buluşmuş durumda. Bu torba şu anda AKP içindeki savaşın bir yansıması olarak sert bir şekilde duvara çarpmak üzere. Duvara hangi hızla ve nasıl çarpılacağını yakında göreceğiz, ancak bir şeyi daha not etmek zorundayız. Ekol TV, TV 100, Flaş TV ve Gain Medya operasyonlarını yan yana koyalım ve bu düzenin medyayı getirdiği yere bir kez daha bakalım. Tamamı yasadışı bahis, kumar ve uyuşturucu gündemleriyle anılan isimler, çeşitli medya kanallarının tepesine çökmüş durumda ve bu sayede para aklıyor. Tam da bu düzene yakışan şekilde ve herkesin gözleri önünde. Sözünü ettiğimiz kanalların bu bağları ne şimdi ortaya çıktı ne de kısa süre önce öğrenildi. En baştan beri, yukarıda sıraladığımız ilişki ağları kurulurken bilinen gerçeklerdi bunlar. Değişen şey, yani kavganın konusu içerideki rekabetin kızışmasıyla ilgili. Yoksa "Belki de başlarına gelecek olanı gördüler. Medya sermayesinin temizlenmesi, millileşmesi bir milli güvenlik meselesidir" diyen İbrahim Karagül gibi isimler de gerçekte neler olduğunu gayet iyi biliyorlar.