Özel üniversitelerde yatay geçiş başvurularının başlamasıyla birlikte fiyatlarda önemli değişimler gözleniyor. Dönem başında tercih edilmeyen bölümlerde kontenjanların boş kalmasıyla birlikte üniversiteler fiyat kırmaya başladı. YÜZDE 90’A VARAN İNDİRİM! İstanbul'da bir vakıf üniversitesinin hukuk fakültesi bölümü için ilk kayıt döneminde öğrenci ücreti 691 bin TL iken, dönem başında kontenjan boş kalınca yatay geçişle ücrete %90 indirim yapıldığı ortaya çıktı. Söz konusu ücretin yatay geçişle birlikte 75 bin TL'ye kadar düştüğü belirtildi. Üniversiteler bazı bölümlerde kontenjan boş kaldığı için fiyatı istediği gibi belirleyebiliyor mu? Üniversite ücretleri için bir sınırlama var mı? Yüksek fiyat ödeyen bir öğrenci yapılan indirim sonrası ödediği parayı geri alabilir mi? Konuyla ilgili 2 uzman isim milliyet.com.tr’ye dikkat çeken açıklamalarda bulundu. ‘FARKLI BEDELLER CİDDİ SORUNLAR DOĞURUR’ Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Hukuk Komisyonu Üyesi Av. Ahmet Salgut’un açıklamaları şu şekilde: “Vakıf üniversiteleri eğitim ücretlerini belirlerken serbesttir, ancak bu serbesti keyfi uygulamalar yapabilecekleri anlamına gelmez. Anayasa’nın 130. maddesi ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, vakıf üniversitelerinin kazanç amacıyla faaliyet gösteremeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Ayrıca Yükseköğretim Kurulu Yürütme Kurulu’nun 10 Temmuz 2024 tarihli kararıyla; vakıf üniversitelerinin eğitim ücretlerini yıllık, net, öngörülebilir ve önceden ilan edilmiş şekilde belirlemesi zorunlu hâle getirilmiştir. Bu nedenle, sırf kontenjan dolmadığı gerekçesiyle aynı eğitim için kısa süre içinde son derece farklı bedeller uygulanması, hukuki güvenlik, belirlilik ve eşitlik ilkeleri açısından ciddi sorunlar doğurur. Öğrenciler arasında eşitlik olup olmadığı tartışılır hale gelir. ÜCRETLER NEYE GÖRE BELİRLENİYOR? Vakıf üniversitelerinde eğitim ücretlerinin; akademik kadro, eğitim altyapısı ve programın niteliği gibi objektif ölçütlere dayanması gerekir. Ancak uygulamada bazı durumlarda ücretlerin, akademik maliyetlerden ziyade kontenjan kaygısıyla belirlendiği görülmektedir. Asıl sorun belirli bir rakamdan çok, aynı eğitim hizmetinin aynı yıl içinde öngörülemez biçimde çok farklı bedellerle sunulmasıdır. Bu durum, öğrenciler ve aileler açısından sağlıklı bir eğitim ve bütçe planlamasını zorlaştırmaktadır. ŞU ANDA YATAY GEÇİŞTE BİR FIRSAT MI VAR? Yatay geçiş mevzuatta tanımlanmış meşru bir haktır. Ancak üniversitelerin düzensiz fiyat politikaları nedeniyle yatay geçişin fiilen bir “bekleme stratejisine” dönüşmesi, sistem açısından sağlıklı değildir. Öğrenciler ve aileler yalnızca ücret avantajına bakarak değil; eğitim kalitesi, akademik devamlılık ve mezuniyet sonrası olanakları birlikte değerlendirerek karar vermelidir. Öte yazdan, elbette fiyat düşmesi tüketici lehinedir. Kimse indirime karşı çıkmaz. Burada tartışılan şey indirimin kendisi değil, indirimin yarattığı eşitsizlik ve öngörülemezliktir. Aynı üniversitede, aynı bölümde, aynı eğitim için bir öğrenci yüksek bir bedel öderken, kısa süre sonra bir başka öğrencinin çok daha düşük bedelle kayıt yaptırması, indirim değil adalet sorunudur. Tüketici hukuku yalnızca ucuzluğu değil; eşitliği, şeffaflığı ve hukuki güvenliği de korur. TAVAN ÜCRET VAR MI? Vakıf üniversiteleri için doğrudan bir tavan ücret belirlenmiş değildir. Ancak bu durum, sınırsız bir fiyatlandırma serbestisi olduğu anlamına gelmez. YÖK’ün 10.07.2024 tarihli kararı uyarınca; • Ücretler yıllık olarak belirlenmeli, • Önceden ilan edilmeli, • Kayıt süreci ilerledikçe TÜFE dışında herhangi bir gerekçeyle değiştirilememelidir. Bu çerçevede, aynı eğitim için kısa süre içinde aşırı ve öngörülemez fiyat farkları ortaya çıkması, fahiş fiyat ve haksız uygulama tartışmasını gündeme getirir. Eğitimde fiyat serbestisi vardır; ancak bu serbesti, hukuki güvenliği ve eşitliği ortadan kaldıracak şekilde kullanılmamalıdır. FAZLA ÜCRET ÖDEYEN ÖĞRENCİ FİYAT DÜŞÜNCE PARA İADESİ ALABİLİR Mİ? Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkanı Aydın Ağaoğlu şu ifadeleri kullandı: “Vakıf üniversitelerinde ücret serbestisi vardı. Fakat yüksek öğrenim kurumu birkaç ay önce bu konuda enflasyonun üzerinde artış yapılmayacağına dair bir karar aldı. Oysa daha önce sadece öneride bulunuyordu. Yüksek ücret ödeyen öğrencilerin mağduriyet yaşadığı kuşkusuzdur. Eğitim salt ticari amaç güdülerek yapılamayacağı gibi zaten özel üniversite kurma izni de yalnızca vakıflara verilmektedir. Çünkü vakıflar kar amacı gütmeyen kuruluşlardır. Öğrenci vakıf öğrencisi bedel ödeyerek eğitim hizmeti aldığı, o kurumun karşısında tüketici sıfatını taşımaktadır. Bu nedenle üniversite yönetimine yazılı olarak başvurup fiyat farkının kendisine ödenmesini talep etsin. 691 bin TL ödemiş, yatay geçişteki 75 bin TL ödemiş. Aradaki farkın kendisine ödenmesini talep etsin, eğer makul bir cevapları yoksa iadesini istesin. Olumlu bir sonuç alınamadığı taktirde elindeki belgelere ekleyerek internet üzerinden Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nun yanı sıra Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) internetten belgelerini ekleyerek başvurusunu yapsınlar. Bu haksızlığı 3 kamu kurumu olan Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurumu, Kamu Denetçiliği Kurumu, İnsan Hakları ve Eşitliği Kurumu’na şikayet etsinler. Ayrıca Yüksek Öğrenim Kurumu’na yazılı olarak durumu bildirsinler.”