TBMM’de transfer sezonu

Türkiye’de siyasetin en tartışmalı konu başlıklarından biri, partiler arası milletvekili geçişleridir. Seçmen, iradesini temsil etmesini istediği siyasi partiye oy vererek o partinin adaylarını Meclis’e taşırken; söz konusu milletvekili yasama dönemi içerisinde seçmen iradesine aykırı şekilde, en başta listesinden girdiği partiden istifa edip başka bir partinin saflarına katılabilmektedir. Aslında bakıldığında bu durum açıkça siyasi ahlaksızlığa ve antidemokratik bir pratiğe örnek teşkil etmektedir. Buna rağmen, memleketimizde görmeye alıştığımız ve zamanla normalleştirilen bir olgu haline gelmiştir. Oysa partisinden istifa eden bir vekilin mutlaka başka bir parti çatısı altında siyaset yapma zorunluluğu bulunmamaktadır. Hatta ve hatta seçime bir parti listesinden girme zaruriyeti dahi yoktur. Nitekim partili veya bağımsız her milletvekili Anayasa’nın 80. maddesinde de belirtildiği üzere tüm milleti temsil eder. Ancak burada mühim olan husus, milletin temsil edilmesi mi yoksa vekilin kendi temsiliyetini ve siyasi konumumu güçlendirmeye çalışması mı bu sorusudur. Siyasi ahlaka çokça aykırı olmasına rağmen, bu partiler arası geçişi engelleyen ya da en azından zorlaştıran hiçbir mevzuat hükmü de bulunmamaktadır. Bir milletvekilinin sayısal olarak küçümsenmesi doğru değildir. Mecliste partilerin sahip olduğu vekil sayısı; grup kurma, kanun çıkarma, parlamento kararı alma ve Anayasa değişikliği gibi seçmenin gündelik yaşamını doğrudan etkileyen birçok kararda belirleyici rol oynamaktadır. TBMM; Anayasa, Meclis İçtüzüğü ve Siyasi Partiler Kanunu’nda öngörülen toplantı yeter sayıları çerçevesinde kimi zaman basit çoğunluk, kimi zaman salt çoğunluk ya da nitelikli çoğunluk esasına göre görevlerini yerine getirir. Milletin geleceğini bu denli etkileyen kritik kararlar alınırken, Meclis’te partiler arası geçişlerin bunca çok sayıda ve kolay olması, bu konuda sınırlayıcı düzenlemelerin getirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu noktada “Oy partiye mi yoksa adaya mı verilir?” sorusu kaçınılmaz olarak gündeme gelir. Seçmen oy pusulasında oyunu parti lehine kullanır. Bir siyasi parti de ne kadar fazla oy alırsa, listesinden o kadar çok milletvekilini Meclis’e sokarak temsil kabiliyetini artırır. Seçmen, hangi milletvekili adayının kendisini temsil edeceğine doğrudan karar vermez. Bu durum, adayın listesinden girdiği partinin ilgili seçim çevresinden aldığı oy oranına bağlıdır. İşte bu da milletvekili transferlerinin neden etik olmadığı sorusunun cevabını bize gösterir. Bu transferler, temsil krizi iddialarına sebep olup seçmenin aslında oy verme eylemini sadece bir pusula ve mühürden ibaret görmemesini gerektirir. Milletin temsilini sağlamakla yükümlü olan vekillere karşı güven duygusunun daha da fazla zedelenmemesi, kulis faaliyetleri ve siyasi entrikaların son bulması ve siyasetin gerçekten samimi bir zemine oturması adına; seçmen iradesinin, vekil iradesinden ve kişisel menfaatlerden üstün tutulması ve bunun ivedilikle yasal bir düzenleme ile güvence altına alınması elzemdir. Aksi hâlde bu düzen, demokrasiyi değil; yalnızca koltuk değiştiren aktörleri korumaya devam edecektir. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. tbmm transfer sezon milletvekili Burak Karadoğan, Independent Türkçe için yazdı Burak Karadoğan Salı, Ocak 13, 2026 - 10:15 Main image:

Fotoğraf: AA

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: TBMM’de transfer sezonu copyright Independentturkish: