Rıza Pehlevi tekrar İran'ın başına geçebilir mi?

İran coğrafyası, 2025 yılının son günlerinden 2026’nın ilk haftalarına sarkan, ekonomik darboğazın tetiklediği ancak hızla siyasi bir meydan okumaya dönüşen bir protesto dalgasıyla çalkalanıyor. Tahran’dan Meşhed’e, İsfahan’dan Tebriz’e yayılan "Yaşasın Şah” sloganları, bir dönemin kapandığı sanılan Pehlevi hanedanını yeniden uluslararası politikanın ve kamuoyunun merkezine taşıdı. Sürgündeki Veliaht Prens Rıza Pehlevi’nin 8 Ocak’tan itibaren doğrudan liderlik rolüne soyunarak ulusal grev ve sivil itaatsizlik çağrıları yapması, "İran’da bir restorasyon mümkün mü?" sorusunu her zamankinden daha yüksek sesle sorduruyor. Ancak konu hakkındaki düşüncemi başlangıçta söyleyeyim. Bu durum, bana göre bir hanedan özleminden ziyade, mevcut rejimin yarattığı derin toplumsal tıkanıklığa karşı bir "geçmişe sığınma" refleksi. Ancak bu refleksin reel politik bir iktidar değişimine dönüşüp dönüşmeyeceği, Pehlevi ailesinin tarihsel yükü ve İran’ın bugünkü sosyolojik gerçekliğiyle doğrudan ilintili. Meşruiyetin Kökeni: "Soysuz Hanedan" Tartışması Pehlevi ailesinin tarihsel serüveni, İran’ın binlerce yıllık monarşi geleneği içinde aslında bir anomali olarak kabul edilir. İran uleması ve geleneksel aristokrasisi, Pehlevileri her zaman "köksüz" bulmuştur. Bu durumun temelinde, hanedanın kurucusu Rıza Şah’ın bir Pers Kazak Tugayı subayıyken 1921’de gerçekleştirdiği darbe yatar. Kadim hanedanların aksine, Pehlevilik bir kılıç darbesiyle ve dış destekle (özellikle İngiltere) inşa edilmiştir. Bu nedenle halk arasında ve akademik çevrelerde sıklıkla "soysuz hanedan" olarak anılmışlardır. Muhammed Rıza Pehlevi döneminde bu meşruiyet açığı, Pers imparatorluğunun 2500. yılı kutlamaları gibi devasa harcamalar ve aşırı milliyetçi sembollerle kapatılmaya çalışıldı. Fakat bu çaba, halkın geniş kesimlerinde karşılık bulmak yerine, sarayın gerçeklikten ne kadar koptuğunun bir kanıtı olarak görüldü. Şah’ın "Ak Devrim" ile dayattığı hızlı ve tepeden inmeci modernleşme, toplumu dönüştürmekten çok kutuplaştırdı. Ekonomik büyümenin meyveleri dar bir elit tabaka arasında paylaşılırken, Tahran varoşlarına yığılan yoksul kitleler için Şah, sadece baskıcı bir polis devletinin (SAVAK) başındaki figürdü. Bu tarihsel bagaj, bugün Rıza Pehlevi’nin "demokratik bir lider" olarak kabul görmesinin önündeki en büyük psikolojik engeldir. Rıza Pehlevi’nin 2026 Hamlesi: Bir Dönüm Noktası mı? 2026 yılının başında patlak veren protestolarda Rıza Pehlevi’nin tutumu, önceki yıllara göre daha proaktif bir nitelik kazandı. Sadece destek mesajları yayımlamakla kalmayıp, sokak barikatları kurulması ve enerji sektöründe grev ilan edilmesi yönündeki doğrudan komutları, onun kendisini bir "geçiş dönemi lideri" olarak konumlandırdığını gösteriyor. Batı medyasında, özellikle Washington Post gibi mecralarda yayımlanan makalelerinde sunduğu "laik ve demokratik İran" vizyon anlatısı, dış dünyada ciddi bir alıcı bulmuş durumda. Ancak bu noktada şu ayrımı yapmak gerekir: Batı başkentlerinde parlatılan bu portre ile İran sokağındaki gerçeklik arasında bir senkronizasyon sorunu var. Evet, protestolarda “Pehlevi” sloganları atılıyor; ancak bu sloganlar genellikle rejimi en çok sinirlendiren unsurlar olduğu için tercih ediliyor. Halkın önemli bir kısmı için Pehlevi ismi, rejime duyulan öfkenin en sivri ucunu temsil ediyor. Jeopolitik Satranç: İsrail ve Batı’nın "Pehlevi Kartı" Pehlevi’nin tekrar sahneye çıkışı, bölgesel güç dengelerinden bağımsız değil. İsrail ve Netanyahu hükümetinin, Pehlevi figürünü "rejim değişikliği" için bir manivela olarak kullanma isteği açıkça belli. İsrail stratejisi, Pehlevi üzerinden İran içindeki milliyetçi damarı kaşıyarak rejimle halk arasındaki bağı koparmayı hedefliyor. Fakat bu durumun ters teptiğine dair işaretler de var. Dış destekli bir restorasyon girişimi, İran içindeki "ulusal bağımsızlık" hassasiyetini tetikleyerek, rejim karşıtı kitlelerin bir kısmını dahi "devletin bekası" noktasında tereddüde düşürebilir. Bu konuda daha önce de benzer değerlendirmeler yapmıştım: İran gibi kadim bir devlet geleneğine sahip bir ülkede, iktidar değişimi sadece sokak hareketleriyle değil, aynı zamanda güvenlik bürokrasisinin ve ekonomik elitlerin iknasıyla gerçekleşir. Bugün Devrim Muhafızları ve Besic yapıları, Şah’ın 1979’da çözülen ordusundan çok daha farklı bir ideolojik ve ekonomik motivasyona sahiptir. (1979 Devriminde İran Ordusunun nasıl davrandığını ayrı bir yazıda ele alalım.) Dolayısıyla Pehlevi’nin dışarıdan kurduğu bu denklem, sahadaki sert gücü ikna etmekten çok uzak. Riskler: "Başarısız Devlet" Korkusu ve Etnik Dinamikler Rıza Pehlevi’nin iktidar yürüyüşünün önündeki en ciddi yapısal risk, İran’ın çok etnikli yapısı. Kürtler, Azerbaycan Türkleri, Beluçlar ve Araplar gibi farklı unsurların yaşadığı İran’da, merkeziyetçi bir monarşi özlemi, bu gruplar arasında "yeni bir baskı dönemi" korkusunu tetikliyor. Birçok İranlı aydın ve analist, Pehlevi’nin dönüşünün bir demokrasi getirmekten ziyade, ülkeyi bir iç savaşa ve nihayetinde bir "başarısız devlet" (failed state) felaketine sürükleyeceğinden endişe ediyor. İran halkının derin hafızasındaki bu kaos korkusu, protestoların bir noktadan sonra duraksamasının en büyük nedeni. Halk rejimi istemiyor olabilir; ancak yerine gelecek olanın Suriyeleşmiş bir İran olması ihtimali, değişim talebini frenleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Rıza Pehlevi’nin bu korkuları giderebilecek kapsayıcı bir siyasi program sunmak yerine, nostaljik temalar ve dış müdahale çağrışımlarıyla hareket etmesi, meşruiyetini sınırlı tutuyor. Bir Restorasyon mu, Yoksa Geçici Bir Dalga mı? Sonuç olarak, Rıza Pehlevi’nin tekrar İran’ın başına geçmesi ihtimali, bugünkü veriler ışığında stratejik bir kazançtan çok bir "nostalji yönetimi" gibi duruyor. 1921’de bir askeri darbeyle başlayan ve 1979’da bir devrimle son bulan Pehlevi parantezi, İran’ın geleceğini kurmak için yeterli bir zemin sunmuyor. Bu aşamada şu değerlendirmeyi yapmak makul olacaktır: Pehlevi ailesi, İran tarihindeki modernleşme çabalarıyla anılsa da aynı zamanda halktan kopukluğun ve otoriterliğin de simgesi haline gelmiştir. 2026 protestoları, İran rejiminin temellerini sarsmış olabilir; ancak bu sarsıntının içinden bir monarşi restorasyonunun çıkması, İran’ın tarihsel akışına ve bugünkü sosyolojik gerçeklerine aykırı görünüyor. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. rıza pehlevi İRAN Dr. Osman Gazi Kandemir, Independent Türkçe için yazdı Dr. Osman Gazi Kandemir Salı, Ocak 13, 2026 - 15:30 Main image:

Fotoğraf: Reuters

TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Rıza Pehlevi tekrar İran'ın başına geçebilir mi? copyright Independentturkish: