Özgür Özel: “Er ya da geç o sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” temalı mitinglerinin 81’incisi kapsamında İstanbul Beşiktaş’ta düzenlenen mitingde konuştu. Miting, CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğunun 300’üncü gününde gerçekleştirildi. Özel, konuşmasında 19 Mart’ta yaşanan süreci “darbe” olarak nitelendirerek, “Bugün 19 Mart darbesinin 300’üncü günü ve Beşiktaş’ın evladı Rıza Akpolat’ın tutukluluğunun birinci yılındayız. Bu 365 kara güne, darbeden beri geçen 300 kara güne bu güzel insanlara, bu suçsuz insanlara bunları çektirenlere bir çift sözüm var: Er ya da geç o sandık gelecek. Er ya da geç AK Parti’nin kara düzeni bitecek. Bu rejim yıkılacak. Adalet gelecek” dedi. "Bir hareketin, bir partinin demokrat olup olmadığı seçimi kaybedince ne yaptığına bakılır" Günler aylar geçti, takvimler birer birer döküldü ve tam 300 gün oldu 19 Mart darbesinden beri. Ve bu gece bu meydandayız. Beşiktaş meydanındayız. İki anlamı birden var bugünün. Bugün 19 Mart darbesinin 300'üncü günü ve Beşiktaş'ın evladı Rıza Akpolat'ın tutukluluğunun birinci yılındayız. Bu 365 kara güne darbeden beri geçen 300 kara güne bugünlerde şu güzel insanlara, şu suçsuz insanlara, bu ailelere bu evlatlara bunları çektirenlere bir çift sözüm var: Er ya da geç o sandık gelecek. Er ya da geç AK Parti'nin kara düzeni bitecek. Bu rejim yıkılacak. Adalet gelecek. Hatırlayalım hep beraber, önce 31 Mart seçimlerinde millet bir karar verdi. O kararla partimiz 47 yıl sonra ilk kez bir seçimden birinci parti olarak çıktı. Adalet ve Kalkınma Partisi de kurulduğu günden beri ilk kez bir seçimi kaybetti ve ikinci parti oldu. Biz 47 yıl boyunca asla ve asla dönüp de milletin iradesine karşı, milletin sözünün üstüne söz söylemedik. Üzüldük, hatayı kendimizde aradık. Millete çatmadık. Millete küsmedik. Sandığa sırtımızı dönmedik. Demokrasiden umudu kesmedik. Ama bir kez seçim kaybedenler kazanırken milli irade diyenler kaybedince ne yapacaklarını şaşırdılar. Buradan hatırlatmak isteriz ki hem de bunu bu meydana değil, bunu CHP'lilere, Millet İttifakı'nda olanlara değil, bunu AK Partililere söylüyorum: Bir kişinin, bir hareketin, bir partinin demokratlığı, seçim kazandığı akşam ne yaptığıyla ölçülmez, seçim kazanınca ne yaptığıyla ölçülmez. Bir hareketin, bir partinin demokrat olup olmadığı, seçimi kaybedince ne yaptığına bakılır. "Hazmedemediler" Ne yaptılar? Maalesef hazmedemediler. Ne yaptılar? Bir siyasetçiyi eskiden hakimlik yapmış, sonra siyasete atılmış ve Adalet Bakan Yardımcısı olan birisini 'Sen dön İstanbul'a git' dediler. Özel vazife verdiler. 'Git ve İstanbul'da CHP'nin iktidar yürüyüşünü durdur. İktidara yürürken buna katkı yapanları bu yolda yürüyenleri engelle. Bir yolunu bul. Beni onlardan kurtar' dedi Tayyip Erdoğan. Niye yaptı bunu? Kadın kollarına, gençlik kollarına, ana kademesine güvenmiyordu. Yargı kollarını kurdu. Başına bakan yardımcısını koydu buraya yolladı. 2 Ekim'de atandı. 9 Ekim'de göreve başladı. 30 Ekim'de sevgili Ahmet Özer'i tutuklayarak Esenyurt'a, Türkiye'nin en büyük ilçesine kayyum atayarak işe başladı. Ardından 19 Mart'ın bir provası olarak Beşiktaş'ta Rıza Akpolat'a seçimlerde rekor üstüne rekor kıran, memnuniyet anketlerinde birinci çıkan belediye meclis listesinde tamamını seçtiren bir ilçeye geldiler. Böyle bir ilçede 19 Mart darbesinin ilk adımlarından birini attılar. Rıza kardeşime pırıl pırıl, çalışkan, geçmişte partimizin ilçe başkanlığını da yapan örgütten gelen Rıza kardeşime yapılan bu zulme karşı bugün akşam bu meydandan açıkça ifade ediyoruz ki biz suçlamalardan korkmayız. Verilmeyecek hesabımız yok. Ancak bir yıllık bu zulmün sonunda daha iddianame henüz gelmişken, iddianamenin sonunda yapılacak yargılamada belki de tutuksuz yargılama başlayacakken, iddianamenin sonunda yargılama bittiğinde suçsuzluğu ispatlanacakken apar topar geçen hafta bir başka ifadeyle bir kere daha tutukluluk tedbirine başvurdular." "Ahlaksız teklifleri reddeden bütün bürokratlarımızı da sevgiyle, saygıyla kucaklıyoruz" Özel, Rıza Akpolat'ın tutuklanma sürecini de anlatarak şöyle devam etti: "Rıza kardeşime şunu söylüyorum, Aziz İhsan Aktaş örgütünün mensubuymuş Rıza Akpolat. Aziz İhsan Aktaş 704 yılla yargılanıyor ortalıkta geziyor. Meclis'ten, Sayıştay'dan, Yargıtay'dan, Türk Hava Yolları'ndan ve AK Partili yüzlerce belediyeden iş alan bu kişi geziyor, iş aldığı yerlere tek bir soru sorulmuyor. İş aldığı AK Partili belediyelere tek soru sorulmuyor. Bir dosya istenmiyor. Ama Rıza Akpolat bir yıldır haksız yere tutuklu olarak içeride yatıyor. Buradan Rıza Akpolat'ı da, Belediye Başkan Yardımcımız Ali Rıza Yılmaz'ı da, belediye meclis üyelerimizi de 'İftira atın yoksa yıllarca çıkamazsınız' dendiği halde 'Biz kimseye iftira atacak insanlar değiliz' deyip ahlaksız teklifleri reddeden bütün bürokratlarımızı da sevgiyle, saygıyla kucaklıyoruz. "Saraçhane meydanına ilk gece 110 bin kişinin gelmesine engel olamadılar" Diğer yandan 300'üncü kara gündeyiz, 19 Mart darbesinin ardından. O günün akşamından bugünün akşamına 300 gün geçti. 300 kez güneşi batırdık. 300 kez her sabah umudu ve mücadeleyi yeniden güneşle birlikte doğurduk. O gün darbeye kalkıştıklarında dedik ki her darbenin bir siyasi hedefi var. Bu darbenin siyasi hedefi Cumhuriyet'in bir sonraki iktidarına darbedir. Türkiye'nin bir sonraki cumhurbaşkanına darbedir. 15,5 milyonun aday gösterdiği cumhurbaşkanı adayımıza darbedir. Bir de darbenin fiziki hedefi olur. Bunlardan en önemlisi Saraçhane binasıydı. Oraya gittik. Dedik ki 'Bugün akşam buraya İstanbulluları iradelerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.' Hiç vakit kaybetmeden beş günlük eylem, sokağa çıkma, toplanma gösteri yürüyüşü yapmayı yasakladılar. 'Üç kişi bir araya gelemezsiniz' dediler. Arkadaşlar dedi ki 'Eyvah. Burası Yarımada. Yasak olur nasıl olacak?' Dedim 'Ne olacak?' Dediler ki 'Buraya ulaşımı keserler.' Ne yaparlar dediysek yaptılar. Metroları durdurdular, kapattılar. Otobüsleri yaklaştırmadılar. Altı kilometre etrafına çember çektiler. Köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar. Ama Saraçhane meydanına ilk gece 110 bin kişinin gelmesine engel olamadılar. O gün Saraçhane'ye gelen ve ilk başta kimseler yokken orada önce Vatan Emniyet'in önündeki dört bin CHP'li ve yine aynı anda İstanbul Üniversitesi'nin önünde toplanan öğrencilerin önlerindeki barikatları yıkarak gelmeleriyle ilk fotoğrafları paylaşmalarıyla oraya 110 bin kişinin akmasıyla Türkiye'de tarihin akışı değişti. Başta İstanbul Üniversitesi'nin, Boğaziçi'nin, İTÜ'nün ve İstanbul'daki tüm üniversitenin öğrencilerinin önünde saygıyla eğiliyorum. Gözaltındaki kendi evladıymış gibi dört gün gece gündüz Vatan Emniyet'in önünde toplananların, Saraçhane'ye akanların engelleri kaldırıp iradesine sahip çıkanların önünde hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum. "Bu alçak darbeye sonuna kadar direniyoruz" Şimdi karşımıza geçmişler FETÖ gibi tuğla kadar iddianame yazdık dediler. Millet elbette bunlara inanmadı. İnananlar perişan oldu. Başta Recep Tayyip Erdoğan. Hani ahtapot vardı? Kolları vardı hani? Hani iddianame çıkınca birbirimizin yüzüne bakamayacaktık? Hani iddianame çıkınca insan içine çıkamayacaktık? İnsan içine çıkamayacak biri varsa o savcıyı oraya atayandır. O savcıya inanıp da yaz boyu bize iftira atandır. 560 milyar yolsuzluk dediler. 560 kuruşunu ispat edemediler. Bin 200 cep telefonu alınıp dağıtıldı dediler. İddianameye yazamadılar. Tek bir kanıt bulamadılar. Bu yalanın utanmadan altında kaldılar. Gizli toplantılar oldu. Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları para dolu çantalarla çıktılar videosu var dediler. Yalan çıktı. İBB'de parkelerin altından 2 milyon euro çıktı dediler, külliyen yalan çıktı. Ekrem İmamoğlu'nun lüks arabaları dediler. MHP'li milletvekilinin çıktı. Para dolu Gaziosmanpaşa Belediyesi'nin kasasından dolar çıktı dediler, görüntüler stok çıktı, yalan çıktı. Mustafa Akın'ın kasasından euro çıktı dediler, Beylik silahının yasal 48 tek mermisi çıktı. Söyledikleri her şey yalan çıktı. Bavulun içinden para dediler jammer çıktı. Burada oturan, İstanbulluların gözünün içine baka baka attıkları bütün yalanlar iftira çıktı. Şimdi buradayız. Dilek Hanım burada, Yeşim Hanım burada, bu güzel çocuklar burada. Bak biz insan içine çıkıyoruz. Biz birbirimizin yüzüne, gözüne bakıyoruz. Bu iftiraya itiraz ediyoruz. Bu alçak darbeye sonuna kadar direniyoruz. Şimdi 300'üncü günde buradan hastalıkla uğraşan canıyla uğraşan Murat Çalık'ımıza, yine hastalıkla uğraşan, canıyla uğraşan Tayfun Kahraman kardeşimize, Muhittin Böcek'e ve içeride aslanlar gibi yatan kardeşlerimize, evlatlarımıza Beşiktaş'tan birinci yılında 19 Mart darbesinin 300'üncü gününde Volkan Konak'tan yiğidim aslanım gelsin, görsün bütün Türkiye." ANKA ÖZGÜR ÖZEL CHP Özel, Beşiktaş mitinginde 19 Mart sürecinin 300’üncü gününde yaptığı konuşmada, “Er ya da geç o sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek. Bir partinin demokratlığı, seçimi kaybedince ne yaptığıyla ölçülür” ifadelerini kullandı Çarşamba, Ocak 14, 2026 - 22:15 Main image:

Fotoğraf: ANKA

Siyaset Type: news SEO Title: Özgür Özel: “Er ya da geç o sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek” copyright Independentturkish: