28 Aralık 2025’ten bu yana İran’da giderek büyüyen karışıklık sürüyor… Kamu kurumları, araçları yakılıyor, evlere, işyerlerine molotof şişeleri atılıyor, hemen her yerde çatışma var, kentler alevler içinde… Kaynaklara göre, aralarında çocuklar, gençler, güvenlik görevlilerin de bulunduğu 6 bine yakın İranlı ölmüş… İran yönetimi, sokakta çatışanları “İsyancılar ve protestocular” diye ayırıyor… Her ikisine de aynı sertlikte karşılık veriyor… Ayrım nasıl yapılıyor? Uzmanlar bile bunu bilmiyor… Zor bir konu! *** Halkın, hayat pahalılığı ve rejime olan masum tepkilerini daha da şiddetlendirmek için ortaya çıkan provokatörlerin arkasında Trump’ın olması, masum eylemlerin kanlı hale dönüşmesinin nedenidir! Nitekim devrim muhafızlarının ellerinde silahla sokaklarda eylem içindeki gençlerin üzerine hedef gözeterek ateş eden görüntüleri, dünya basınında yer alıyor… Trump’ın uzaktan rejimi hedefleyerek İranlıları tahrik etmesi, var olan kaosu köpürtmekten öte bölgeyi ateş topuna çeviriyor… *** Bu vahşi oyun, ülkemizin de içinde bulunduğu bu coğrafyada yeni bir savaş cephesinin açılmasına neden olacak… Türkiye’nin bu tehlikeli oyundan çok fazla zarar göreceği kesin! Çünkü Çin ile iş birliği içinde olan İran’ın, Rusya ve Türkiye ile sınırdaş olması, Türkiye ile ittifak içinde bulunması, atılan bombaların hedefinde olmasına neden olacaktır… Yani İran’ın başına gelecek bir felaketin Türkiye’ye yansıyan etkisi hem çok uzun sürecek hem de çok yıkıcı olacak… *** 2024 de yapılan ABD’nin başkanlık seçimini kazanan ve 20 Ocak 2025’te 47. Başkan olarak göreve başlayan Trump, yemin töreninden itibaren dünyayı şaşkına çeviren, dahası kızdıran, dengeleri bozan, insanları tedirgin eden, yaptığı tehditlerle siyasetten sorunlar yaratan ve akıl dışı sözler eden bir politika izliyor… Trump’ın 2. Döneminin başından itibaren, ülkelerin ABD’yle ilgili ticaretindeki vergi oranlarındaki keyfi düzenlemesi, İsrail’in soykırım yaptığı Gazze’de rant adına turizm bölgesi açarak insanları evsiz yurtsuz bırakması, İsrail’in İran ve Lübnan’ın bombalamasını destelemesi ve Suriye’de oynadığı karmaşık oyundan tutunda Venezuela Başkanı Maduro’yu kaçırmaya varınca kadar, dünyayı şaşırtan işler yaptı… Şimdi de Meksika, Kolombiya ve Küba’yı alacağını açıklayarak ülkeleri tehdit ediyor… Bir NATO Ülkesi Olan Danimarka’dan Grönland Adasını istiyor… Bu talepler, 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya düzenin altüst edilmesine neden olacaktır… Zaten diken üzerinde duran, 3.emperyalist yayılmacılığı yaşayan, sömürü düzeninin oluşturduğu zenginin çok zengin, fakirin de çok fakir olduğu ülkelerdeki insan hak ve özgürlük ihlallerine karşı çözümü olmayan, yeni çelişki ve çatışmalar alanları yaratılacaktır... *** Aslında Trump’ın bu haline şaşırmamak gerekir… Ülkeler dikkatle Trump’ı izlemeli, oynayacağı oyunlara karşı teyakkuza geçmelidir… *** Trump’ın 1. Dönemi hayli fırtınalıydı… Hakkında bir dizi soruşturmalar vardı… Georgia eyaletinde seçim sonuçlarını değiştirmeye çalışması ve Beyaz Saray’da kalması gereken gizli belgelerin Florida’daki evine götürmesi… Kendi Şirket belgelerinde yapılan tahrifat suçunu önlemek için rüşvet vermesi, rüşveti verenin hapis yatması, bilinen suçlarından bazıları… Ancak, Trump’ın hakkında dava açılması, tutuklanması veya hapse girmesi başkanlık yarışına girmesine engel olmadı… Çünkü” ABD Anayasasında başkan olma koşulları arasında temiz sicil mecburiyeti yok! Yani sicili temiz olmayan biri şimdi dünyaya hükmetmeye çalışıyor… Hatta “ben kralım" bile diyor… *** Trump, iki kez başkanlıktan azil davası açılan ilk ve tek ABD başkandır… Siyasetini bize hiç yabancı olmayan bir strateji üzerinden yapmaktadır… ABD toplumunu ayrıştırma, çatıştırma ve düşmanlaştırma politikasını sürdürmektedir… Kongre’nin işgal edildiği 6 Ocak olaylarında bu bölünmüşlük açıkça görülmüştü… *** ABD sisteminde Demokrat ve Cumhuriyetçilerin uzlaşması olmadan önemli yasaların çıkarılması çok zordur… Trump’ın kullandığı “Ekonomiden eğitime, sağlıktan dış politikaya her konuda adeta sistemi kilitleyen taktikleri, Amerikan siyasetine kattığı en önemli açmaz olarak kabul edilmektedir… *** Trump ve benzerlerin hüküm sürdüğü Dünyanın işi zor… Ama Türkiye’nin gelecekle ilgili durumu daha da zor! Hak, hukuk ve adaletin olmadığı yerde yaşam güvencesi yoktur... Türkiye’yi yönetenlerin Trump’dan medet umması, ülkenin değerlerini ABD’ye peşkeş çekmesi, sözünden çıkmaması, ülkemiz için büyük tehlikedir… Bu nedenle, hemen seçim yapılmalı, halkı kucaklayan yeni bir yönetim oluşmalıdır… Halk bu umudu sürdürüyor… Sandık önüne geldiğinde seçeceği kişi de biliyor!