Şarkılarımızın cinsiyeti yoktur

Hayatım boyunca insanlar rahatça konuşsun fikirlerini özgürce ifade etsin diye çabaladım durdum. Neredeyse çocukluğumdan beri “düşünce suçu” diye bir cezalandırmaya karşı çıktım. Düşüncenin suç olamayacağını, ancak düşüncenin düşünce olmaktan çıkıp cezayı gerektiren eylemlere dönüştüğünde bunun suç kavramına girebileceğini savundum. Son zamanlarda ne yazılsa, ne çizilse, ne söylense kanunda karşılığı olan üç maddeyle karşılaşıyoruz. 1. TCK Madde 216’da yer alan “Halkı Kin Ve Düşmanlığa Tahrik ve Aşağılama Suçu”. 2. Yine aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan “Halkın Dini Değerlerini AlenenAşağılama Suçu”. 3. TCK 125. Maddede yer alan “Kişiyi aşağılamak, küçük düşürmek amacıyla kişinin şeref, onur ve saygınlığını rencide etme hali, hakaret suçu”. Yıllar önce attığım bir tweette 15 Temmuz Darbe Girişiminden önce her sene nisan ayında kutlanan “Kutlu Doğum Haftası”nın artık niye kutlanmadığını sormuş ve “Halkın Dini Değerlerini Alenen Aşağılama“ şüphesiyle Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ifadeye çağırılmıştım. Bu suçlamalara son yıllarda bir de “Müstehcenlik Suçu” eklendi. Sahnedeki sanatçıların kostümleri, dans gösterileri, yazılan şarkı sözleri de bu suçlamalardan nasibini alıyor ne yazık ki. Bu suçlamaları yapanlar arasında siyasi parti liderleri ve üst düzey bürokratlar olunca da savcılık mecburen harekete geçiyor ve ülkemizin çok önemli isimleri kendilerini hâkim karşısında buluyor. Geçen günlerde, Türkiye’nin son yıllardaki en başarılı şarkı yazarlarından Mabel Matiz bu sefer de yazdığı bir şarkı sözü yüzünden hâkim karşısına çıktı. İddianamede, söz konusu şarkıda yer alan ifadelerin "cinsel arzuyu dolaylı biçimde tahrik ettiği, bedensel ve ruhsal metaforlarla erotik çağrışımlar içerdiği, cinsel birleşmeye yönelik betimlemeler bulunduğu" ifade edildi. Ya biz ne oldu, nasıl oldu da her duyguyu sadece cinsellik üzerinden tartışmaya, sorgulamaya başladık. Herkesin bir şarkıdan, bir kitaptan ya da bir filmden anladığı farklıdır. Zaten sanat bunun için var. Bir tabloya bakıp hepimiz aynı şeyi görürsek bunda bir yanlışlık var demektir. Bir hâkim çıkıyor ve bunun tam tersini savunuyor. Bu şarkıyı ve sözlerini dinlediğiniz zaman duygusal, şiirsel yanını bir tarafa bırakıp bizlerin belki de hiç aklımıza gelmeyen cinselliği, hatta cinsel birleşmeyi ön plana çıkarıyor. Hele hele aynı hâkimin Mabel Matiz’e yönelttiği “Perperişan” şarkısını “Bir erkeğe mi yazdınız” sorusu için diyecek hiçbir söz bulamıyorum. Şarkılarımızın cinsiyeti yoktur. Bir şarkıyı yazarken kafamızdan bir dolu şey geçer. Bir şarkıyı bir kadına, bir erkeğe ya da kaybettiğimiz evcil bir hayvana bile yazabiliriz. Bunu kimse açıklamak zorunda değil. Şarkılarımız bizim özelimizdir. Bu soruya muhatap olduğu ve cevaplamak zorunda kaldığı için bir müzisyen, bir insan olarak Mabel Matiz’den özür dilerim. Kalın sağlıcakla…