ABD, İran’a yönelik olası bir askeri müdahale ile ne yaparsa gerçek amacına ulaşabilir? Bu soruyu, mevcut sokak protestoları, rejim baskısı ve uluslararası dinamikler bağlamında ele almak gerekiyor. Özellikle NYT gibi kaynaklarda son günlerde (Ocak 2026) yer alan haberler, Trump yönetiminin İran’a karşı askeri seçenekleri masaya yatırdığını, protestolara yönelik sert baskıya yanıt olarak “güçlü seçenekler” değerlendirildiğini gösteriyor. Ancak bu haberler, rejim değişikliği veya devrim yaratma gibi maksimalist hedeflerden ziyade, daha sınırlı, hedef odaklı müdahaleleri işaret ediyor. Tabii ABD’nin yanına İsrail’i eklemek de gerekir. Yılbaşı zamanlarında Florida’da Netanyahu ve Trump neyi planladı dersek bu durum daha iyi belirginleşir. Soruyu aşağıda cevaplayacağım. Bunun için üç temel boyutu (halkın devrimci potansiyeli, rejimin direncinin kırılması, İran’ın gelecekteki ABD amaçları için hazırlanması) ele alarak size konuyu açıklayacağım. Aşağıda sunacaklarım Trump tarafından sonuç alınması garanti ise emredilip uygulanır, değilse ya askeri seçenekten vazgeçilir ya da gerekli şartların biraz daha olgunlaşması beklenir. Sizlere böylesi bir askeri operasyonun mantıklı sınırlarını ve olası etkilerini özetliyorum: 1. Devrimi yapacak olan halktır: Tahrik edilen halkın gücü ne yapılırsa arttırılır? Halkın mobilize olması, rejimin meşruiyet kaybı ve ekonomik-sosyal çöküntü üzerine kurulu. Sokak protestoları zaten kritik bir eşiğe ulaşmış görünüyor; ancak dış müdahale halkı rejim etrafında kenetleyebilir (buna rally-around-the-flag etkisi denir). ABD/İsrail müdahalesinin halk gücünü arttırması için yapılması gerekenler neler? • Rejimin baskı aygıtına (özellikle Devrim Muhafızları’nın Basij güçleri, iç güvenlik birimleri, internet kesintisi ve propaganda altyapısı) doğrudan ve sınırlı darbeler vurmak. • Protestocuların iletişimini kolaylaştırmak: Siber operasyonlarla internet erişimini kısmen restore etmek, uydu bağlantıları veya örtülü iletişim kanalları sağlamak. • Rejimin “dış düşman” söylemini (tutunacak dalını) zayıflatacak şekilde, sivil kayıpları en aza indiren hassas vuruşlar yapmak (örneğin, sadece baskı unsurlarına yönelik). • Propaganda ve psikolojik harp ile “rejim sizi korumuyor, biz halkı koruyoruz” mesajını yaymak. Eğer müdahale geniş çaplı ve yıkıcı olursa (şehirler, altyapı hedeflenirse), halkın öfkesi rejime değil ABD/İsrail’e dönebilir. Bu tercih edilmez. Zaten böyle devrim de olmaz, devrim sonrası halkın rızası da kazanılamaz. Dolayısıyla halkı güçlendiren müdahale, “rejimin baskı kollarını felç eden ama halkı doğrudan hedef almayan” sınırlı operasyon olur. 2. Direnen rejim: Ne yapılırsa direnç kırılır? Rejimin direnci, Ali Hamaney’in otoritesi, Devrim Muhafızları’nın sadakati ve komuta-kontrol zinciri üzerine kurulu. Hamaney’in yaşı (86) ve sağlık durumu da kritik bir faktör. Direnci kırmaya yönelik olası adımlar: • Liderlik hedefli vuruşlar: Hamaney’e doğrudan saldırmak yerine, onun etrafındaki kritik komuta kademesini (IRGC üst düzey komutanları, istihbarat şefleri, baskı operasyonlarını yöneten isimler) hedef almak. Bu, rejimi başsız bırakmadan felç edebilir. • Stratejik hedeflere sınırlı saldırılar: Nükleer tesisler, balistik füze üsleri, IRGC karargahları gibi rejimin hayati güç kaynaklarını tahrip etmek. Ancak bunlar rejim değişikliğinden ziyade caydırıcılık ve zayıflatma amaçlı olur. • Ekonomik/siber baskı ile birleştirme: Enerji altyapısına (rafineriler, ihracat limanları) yönelik vuruşlar, ağır yaptırımlar ve siber saldırılarla rejimin finansmanını ve iç kontrolünü bozmak. • Zamanlama: Sokak protestoları zirvedeyken müdahale etmek, rejimin iki cephede (iç, dış) sıkışmasını sağlar. Ancak Hamaney’i “koruma” refleksi hâlâ güçlü ise, halk rejimi terk etmeyebilir; bu eşik geçti mi tartışmalı. Mevcut protestoların şiddeti ve yaygınlığı, bu eşiğin yaklaştığını gösteriyor ama henüz tam geçilmedi. Tam rejim değişikliği için askeri müdahale tek başına yetmez; iç dinamiklerin (ordu/ordu içindeki çatlaklar, elit etkisinin zayıflaması) devreye girmesi şart. 3. İran ne yapılırsa ABD’nin gelecekteki amaçları için hazır hale gelir? ABD’nin uzun vadeli hedefleri genelde şunlar olur: Nükleer programın kalıcı olarak sınırlandırılması/ortadan kaldırılması, balistik füze tehdidinin azaltılması, bölgesel vekil güçlerin daha da (Hizbullah, Husiler vs.) zayıflatılması, enerji yollarının kontrolü ve nihayetinde İran’ın “düşmanca” değil “işbirlikçi veya nötr” bir aktör haline gelmesi. Bunun için müdahale şöyle yapılandırılabilir: • Stratejik paket: Nükleer tesisler, füze üretim/üretim altyapısı ve IRGC’nin dış operasyon kapasitesine (Kudüs Gücü) ağır darbe. • Taktik paket: Fırsatçı hedefler (protesto baskısında kullanılan birlikler, lider konumları). • Sonuç odaklı hasar: Rejimin “kırılganlığını” arttırmak, iç geçiş sürecini hızlandırmak (ordu veya ılımlı kanatların rol alması), ancak kaos yaratmadan (Irak/Afganistan benzeri uzun süreli işgalden kaçınmak). • Kontrol mekanizmaları: Müdahale sonrası yumuşak güç (ekonomik yardım vaadi, muhalefete destek, uluslararası meşruiyet) ile ülkeyi “yeniden yapılandırma”ya hazırlamak. Genel Değerlendirme ve Zamanlama • Bir askeri operasyonla doğrudan “devrim yapmak” mümkün değildir; maksimum etki, sahadaki iç dinamikleri tetiklemek ve rejimin baskı kapasitesini kırmaktır. • İstihbarat hazırlığı (stratejik/temel ve cari) ABD’de uzun yıllardır mevcut; bu, hedef listelerinin, silah sistemlerinin ve zamanlamanın çoktan hazır olduğu anlamına gelir. • Medyada (NYT, ABC, TIME vb.) konuşulanlar: Geniş çaplı bombardıman yerine, rejimin baskı aygıtına, nükleer/balistik unsurlara ve liderlik yapısına yönelik sınırlı ama etkili paketler. Protesto katliamlarına “kırmızı çizgi” vurgusu yapılıyor. • En kritik nokta: Hamaney faktörü. Bugün halkın bir kısmı rejimi terk etmeye hazır gibi görünse de, dış müdahale hâlâ “milli birlik” yaratabilir. Zamanlama, sokakların rejimi “korumaktan vazgeçtiği” eşikle doğrudan ilgili. Sonuç ABD/Trump’ın muhtemel yaklaşımı “büyük hasar ve düşük meşruiyet kaybı” dengesi üzerine kurulu sınırlı müdahale olur: Rejimi zayıflatır, halkı motive eder, nükleer tehdidi azaltır ve geçiş sürecini kolaylaştırır; ama doğrudan ülkeyi işgal edip devrim yapmaz. Gerçek başarı, içerdeki muhalif dinamiklerin ne kadar güçlü olduğuna bağlıdır. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. ABD İRAN değişim Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı Gürsel Tokmakoğlu Perşembe, Ocak 15, 2026 - 08:45 Main image:
Fotoğraf: Reuters
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Sınırlı vuruş, büyük değişim: ABD İran’ı nasıl hazır hale getirir? copyright Independentturkish: