CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, üniversite lisans diplomasının iptaline ilişkin İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu işlemine karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde açılan davanın duruşması yapılıyor. Ekrem İmamoğlu, "Bugün diploma savunması yapmak için gelmedim. Bir gencin devletine inanarak kurduğu emeğinin nasıl geriye doğru söküldüğünü göstermek için geldim. Devletin en kadim kurumları yerle bir edilmiştir. Bu karar, yalnızca bana yönelmiş değil, milyonlarca insana yönelmiş bir işlemdir. Kendimi, kendi adıma değil 86 milyon insan adına hak arayan bir konumda görüyorum" dedi. İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi'nde duruşmalı görülen davaya, davacı Ekrem İmamoğlu ve avukatları katıldı. İmamoğlu duruşma salonuna, izleyicilerin alkışları arasında getirildi. Duruşmayı izlemek üzere, Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu’nun yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ahmet Özer, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun da arasında bulunduğu bazı milletvekilleri, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve çok sayıda partili Silivri’deki salona geldi. Davacı Ekrem İmamoğlu'nun, diplomasının iptaline ilişkin işleme karşı beyanları alınmaya başlandı. Yargılama ortamlarının kolaylaştırmanın ve insanların bu tür ortamlarda daha iyi savunma yapması çok kıymetli olduğunu belirten İmamoğlu, "Elbette yerinde olsa daha anlamlı olurdu ama burası uygun görülmüş. Sabah buraya gelirken kolaylaştırma ve zorlaştırma aşamasındaki o önemli duyguyu bana yaşatan memurlara teşekkür ederim. Bugünkü davanın hayatı önemde bir dava olduğunu ve buradaki itirazımızın da sadece İmamoğlu ile ilgili olmadığını anlatacağız. Böyle bir duruşmanın daha kapsamlı bir salonda yapılması daha verimli bir ortamı sağlardı. Görüyorsunuz ki Genel Başkanımız Özgür Özel ve birçok değerli insan var. Böylesi bir ortamda ‘zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız’ ilahi emirdir. Ama yine de ne yazık ki burayı yöneten irade bunu pas geçti. Ancak siz ve heyetimize de teşekkür ederim" diye konuştu. "Biraz sonra 17-18-19 yaş dönemimi konuşacağız" İmamoğlu, bu yılın zor bir yıl olacağını, Türkiye'nin adalet sınavı verdiğini belirterek, şunları kaydetti: Bu vesileyle Miraç Kandili'nin olduğu gün bu duruşma yapılıyor. Dinimizin esasında iyi olmak vardır. Ben de kendimce iyi insan olma gayretinde bir insanım. Biraz sonra 17-18-19 yaş dönemimi konuşacağız. Nasıl bir duruma düşürüldüğümü izah edeceğim. Dindarların iyi insan olmaması hususu çok tartışılır. Mesela iftira yoktur, kamu kaynaklarını kirletmek yoktur. Devlet eliyle bu yapılmaz, yargı eliyle hiç yapılmaz. Bunların konumuzla ilgisi yoktur dersiniz ama bu bütünün bir parçası. Yargıda yaşanan yoğun saldırıları da içine alan bir durum. Çok kutsal bir göreviniz var, bu kutsallığı en zor duruma taşıyacak bir atmosfer var. Toplumda iyi insan olmayı zirveye taşıyacaksak bunun idareden, yasadan, yargıdan başlaması gerekir. Ahlak, kula kulluk etmemek iyi insan olmanın hususları. Yargı önünde bunu söylerken de zorlanıyorum. ‘Adalet mülkün temelidir.’ Bu kavramı korumanızı ve bu tarihi fırsatı iyi değerlendirmenizi dilerim. Bugün bu kürsüde bir insan değil, bir devletin hukuk devleti olma iddiası yargılanıyor. Bugün çok kötü günlerden geçiyoruz. Bugün zalimliğin daha önce görülmemiş biçimiyle karşı karşıyayız. İnsanların emekle elde edilmiş tüm kazanımlarının yok edilmesi ile karşı karşıyayız. Ben bugün diploma savunması yapmak için gelmedim. Bir gencin devletine inanarak kurduğu emeğinin nasıl geriye doğru söküldüğünü göstermek için geldim. Devletin en kadim kurumları yerle bir edilmiştir. Bu karar, yalnızca bana yönelmiş değil, milyonlarca insana yönelmiş bir işlemdir. Kendimi kendi adıma değil 86 milyon insan adına hak arayan bir konumda görüyorum.Bu asla tek kişinin hak arayışı değildir. Ben zulme sessiz kalmamak adına burdayım. Bu mücadele kurallara uyan, devlete verdiği vergiye güvenen herkesin mücadelesidir. Siz de öyle. Ben tam da bu yüzden burada bu mücadele veriyorum. Bu kötü zihnin zalimliğin, en pespaye hareketlerin bu kadar titiz davranmasan neler yapabileceklerini düşünemiyorum. "Üniversite kendi yaptığı bilgi notuna rağmen kendi yaptığı işlemi inkar ediyor" İmamoğlu, İstanbul Üniversite’nin 2024 yılı ekim ayında yapılmış bir çalışması bulunduğunu, aynı rektörün, o dönemdeki işlemlerle ilgili, "denklik aranmadığı ve benzeri gibi" açıklayıcı bir metni olduğunu söyledi. Ekrem İmamoğlu, beyanına şöyle devam etti: Ne oldu da 3-4 ayda her şey değişti? Bir an için benim sözlerimi unutun, bu üniversitenin yatay geçiş bilgi notu başlıklı raporu çok önemli. Kendi hazırladığı bilgi notunda diyor ki ‘35 yıl önce aradığınız şartlar bugün yoktu’, yani bu kuralları alıp 18 yaşındaki gencin başına balyoz gibi indiremezsiniz diyor. Dahası bu uygulamanın istisnai değil, yerleşik bir uygulama olduğu da açıkça yazıyor. Şimdi üniversite kendi yaptığı bilgi notuna rağmen kendi yaptığı işlemi inkar ediyor. Kendi hazırladığı not geçerli değilse hangi belge geçerli olacak? "Üniversitenin ilanı herkese açıktır" Ekrem İmamoğlu, bu sürecin masum gençlerinden biridir. Burada hâlâ üniversiteden arkadaşlarım bulunmaktadır. Üniversite, tamamen kendi iradesiyle ve yürürlükteki mevzuata dayanarak bu süreci başlatmış, bunu da ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden biri aracılığıyla kamuoyuna duyurmuştur. Bugün bana yöneltilen iddialar, sanki bu ilan hiç yokmuş gibi konuşmaktadır. Oysa bu ilan bir devlet müdahalesiyle değil, üniversitenin kendi kararıyla ve yıllar öncesinde yayımlanmıştır. Bu başvurunun sahibinin kim olacağı önceden belli değildir. Kimlerin bu haktan yararlanacağı da bilinemez. Yani ortada öngörülebilir, planlı, kişiye özel bir durum yoktur. İlan herkese açıktır. Kim başvurur, kim kazanır, kim değerlendirilir, bunların hiçbiri önceden tahmin edilemez. Asker de başvurabilir, sivil de; herkes için eşit bir süreçtir. Henüz 17–18 yaşında bir öğrenciyken geleceği öngörmek mümkün müdür? Ekrem İmamoğlu’nun yıllar sonra cumhurbaşkanlığı adaylığı söz konusu olacak diye benim için özel bir hazırlık mı yapılmıştır? Bu iddialar tamamen sonradan uydurulmuş senaryolardır. Gerçek şudur: Ortada ne bir gizli plan vardır ne kişiye özel bir hazırlık ne de perde arkasında yürütülmüş herhangi bir işlem. Ortada yalnızca üniversitenin, iki yıl önceden, herkes için başlattığı, gazetede ilan ettiği açık ve hukuka uygun bir süreç vardır. Ben de bu ilanı görerek, bu ilana güvenerek ve devletin kendi koyduğu kurallara inanarak hareket eden binlerce öğrenciden yalnızca biriyim. 19 yaşında bir gencin hikâyesidir bu. Lütfen dinlerken herkes kendi çocuğunu düşünsün, yaşı tutuyorsa evladını, kardeşini düşünsün; kendi hayatı gözlerinin önünden geçsin. Rica ediyorum, böyle dinleyin. Dilekçemde açıkça şunu yazıyorum: ‘1988–1989 öğretim yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren University College of Northern Cyprus’ta önce hazırlık bölümünü, ardından İngilizce İşletme Bölümü’nü okudum. İkinci sınıfı alttan ders bırakmadan tamamladım. Öğrenimimin kalan bölümünü, Yükseköğretim Kurumunuz bünyesindeki İngilizce İşletme Bölümü’nde sürdürmek istiyorum.’ Bu dilekçenin altında adım var, tarih var, imzam var. İçeriği son derece açık. Anlatım net, talep nettir. Bu dilekçede gizli hiçbir ifade yoktur. Yanıltıcı tek bir beyan yoktur. Aksine, hangi üniversitede eğitim alındığı, hangi bölümün okunduğu, hangi sınıfın tamamlandığı açıkça yazılmıştır. Talebin ne olduğu hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde ifade edilmiştir. Bu bir lütuf talebi değildir. Devletten bir ayrıcalık istemek değildir. Bu, yayımlanmış bir ilanla doğmuş, mevzuatın tanıdığı bir hakkın kullanılmasına ilişkin başvurudur. Bugün bana yöneltilen iddialar, işte bu dilekçeyi yok saymamı, bu satırları yazan 19 yaşındaki gencin iyi niyetini görmezden gelmemi bekliyor. Oysa bu dilekçe, devletine güvenen, kurallara uyan ve hayatını buna göre kuran bir öğrencinin en açık belgesidir. Üstelik başvuru dilekçesi tek başına bırakılmış bir metin de değildir. Aksine, son derece titiz davranılmıştır; iyi ki de öyle yapılmıştır. Dosya eksiksiz şekilde hazırlanmıştır. Dilekçeye ek olarak transkript sunulmuştur, geldiğim üniversiteye ait belgeler eklenmiştir, hatta üniversitenin tanıtım broşürleri dahi dosyaya konulmuştur. Bugün bu broşürler üzerinden yapılan tartışmalar son derece sığdır. Bir üniversite, kendi tanıtım broşürlerini gizlemez. Bunlar zaten herkese açık belgelerdir. Dosyaya saklanmadan, açıkça, tek tek konulmuştur. Tekrar ediyorum: Dosyada ne vardır? Bir dilekçe vardır. Bir transkript vardır. Eğitim alınan üniversiteye ait tanıtım broşürleri vardır. Her şey açıktır. Her şey şeffaftır. Ne gizlenen bir husus vardır ne de yanıltmaya yönelik en ufak bir girişim. Bu arada, İmamoğlu kürsüdeyken, duruşma salonu dışında bekleyen kalabalığın, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları salon içinde de duyuldu. ANKA ekrem imamoğlu DİPLOMA DAVASI İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi'nde duruşmalı görülen davaya, davacı Ekrem İmamoğlu ve avukatları katıldı. İmamoğlu duruşma salonuna, izleyicilerin alkışları arasında getirildi Perşembe, Ocak 15, 2026 - 12:30 Main image:
Fotoğraf: Independent Türkçe
Haber Type: news SEO Title: İmamoğlu, diploma davasında konuştu: Bir gencin devletine inanarak kurduğu emeğinin nasıl geriye doğru söküldüğünü göstermek için geldim copyright Independentturkish: