Devrime adanan iki hayat: Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht...

İşçi sınıfının kurtuluş mücadelesinin en özel kesitlerinden birinde öne çıkan iki büyük devrimciydi Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht. Almanya'yı dalga dalga saran devrim dalgasının ön saflarında büyük bir cesaretle yer aldılar. Gözlerini budaktan sakınmayan iki devrimciydi onlar. Sosyal demokrasinin tarihsel ihaneti ve düzenin barbarlığı sonucu katledildiler. O bir kartaldı... "O bir kartaldı, hala da bir kartaldır. Rosa Luxemburg bütün dünya devrimcilerinin hatırasında aziz olmakla kalmayacak, eserleri birçok devrimci kuşağın eğitimi için çok faydalı bir ders olacak." Katledilmesinin ardından Büyük Ekim Devrimi’nin lideri Lenin böyle anlatıyordu yoldaşı Rosa Luxemburg’u… Gençlik yıllarından itibaren kararlı ve inatçı bir mücadele yürüten Rosa, Alman Sosyal Demokrat Parti’nin savaş yıllarında savrulduğu milliyetçi ve savaş yanlısı politikalarına karşı çıkarak Lenin’le birlikte aynı safta yer aldı. Daha sonra partiden ayrılarak, 5 Ağustos 1914'te Karl Liebknecht ile birlikte Internationale grubunu kurdu. 1 Ocak 1916'da grup adını Spartaküs Birliği (Spartakistler - Almanca Spartakusbund) olarak değiştirdi. Bu süreçte izlenen devrimci tutuma karşı önlem almaya çalışan Alman hükümeti Rosa Luxemburg ve Liebknecht'i tutukladı. 8 Kasım 1918’de Luxemburg hemen ardından da Liebknecht cezaevinden çıktı ve 30 Aralık 1918 tarihinde Alman Komünist Partisi'ni kurdu. Ekim Devrimi’nin ardından Luxemburg ve Liebknecht Almanya devriminin yükselmesi için mücadelenin ön saflarında yer aldı. Devrimci mücadelenin önderliğini yapan bu iki lider, devrimin yükseldiği Almanya’da savaş yıllarındaki ihanetlerini bir adım ileri götüren sosyal demokratların ordu ile anlaşması sonucu katledildi. Bu katliamın ardından Liebknecht'in kaçarken vurulduğu, Rosa'nın da öfkeli kalabalık tarafından öldürüldüğü yalanı anlatılsa da gerçekler çok açıktı iki lider vahşice katledilmişti... 15 Ocak’ta Sosyal Demokratlar orduya devrimi bastırmasını emretti. Piyade Muhafız Kıtası Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve Wilhelm Pieck'i tutuklayıp Eden Oteli’ne götürdü. Pieck kaçmayı başarsa da Luxemburg ile Liebknecht yedikleri darbelerle bilinçlerini kaybetti. Aynı gün Luxemburg ölene kadar dövülmüş ve ölü bedeni nehre atılmıştı. Liebknecht de başından yediği kurşun ile öldürülmüştü. Öldürülenler sadece liderler değildi, o dönemde binlerce parti üyesi katledildi. Şimdi aradan tam 107 yıl geçti. Ders ve mücadele dolu bir 107 yıl. Onların anısı ve mücadelesi, tüm dünyada işçi sınıfının kurtuluş kavgasına bıraktığı büyük derslerle yaşamaya devam ediyor.