Diploma davası: Jandarma izleyicilere saldırdı, İmamoğlu 'siyasi talimatın alarm hâli' dedi

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, üniversite lisans diplomasının iptaline ilişkin İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu işlemine karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde açılan davanın duruşması İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi'nde yapılıyor. Duruşmayı izlemek üzere, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu’nun yanı sıra Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ahmet Özer, çok sayıda avukat ve CHP yöneticisi Silivri’ye gitti. Jandarma davayı izlemek isteyenlere saldırdı Ancak yerleşke içinde İdare Mahkemesi için küçük salon hazırlandı. Duruşmanın yapılacağı salon dışarıda jandarma tarafından adeta ablukaya alındı. Gazeteciler ve davayı izlemek isteyenler içeri alınmadı. Jandarma ile izleyiciler arasında gerginlik yaşandı. ANKA' nın haberine göre, jandarma zaman zaman cop kullanarak duruşmaya gelenlere saldırdı. CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez'in girişi engellenince arbede oldu. DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu da jandarmanın coplu müdahalesine maruz kaldı. O anlarda bir kişinin "vurma vurma" diyerek coplu müdahaleyi önlemeye çalıştığı duyuldu. Cumhuriyet 'in haberine göre, bir yurttaş arbede sırasında bayıldı. Bayılan yurttaş, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve partililer tarafından taşındı. Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi önüne TOMA'lar getirildi. 'Fakülteye teslim ettiğim belgeler açıkça ortada' Dışarıdaki gerginliğe rağmen duruşma başladı. Ekrem İmamoğlu, diplomasının iptaline ilişkin işleme karşı beyanlarında, yatay geçiş için verdiği başvuru dosyasının ekleri arasında yalnızca dilekçe ve kimlik belgeleri değil, geldiği üniversiteye ait resmi transkript belgesinin de yer aldığını belirterek, "Hepsi buradadır; açık, resmî ve belgelidir. Pasaportum vardır. Girdiğim sınavların hiçbirinde dersten kalmamışımdır. Dört üzerinden 2,50 not ortalamasıyla başvuru yapmışımdır. Başvuru dilekçemin ekinde, ilgili fakülteye teslim ettiğim belgeler açıkça yer almaktadır. Öğrencinin aldığı dersleri ve akademik durumunu gösteren en temel belge, yani transkript, eksiksiz biçimde dosyaya konulmuştur. Ben de tam olarak bunu yaptım" diye konuştu. Yatay geçiş başvurusunun üniversite tarafından incelendiğini, derslerinin tek tek değerlendirildiğini, hangi derslerden muaf olacağı, hangi dersleri alması gerektiğinin açıkça belirlendiğini anlatan İmamoğlu, mahkemeye sunduğu belgede bunların tamamının bulunduğunu söyledi. 'Asılsız ithamlarla yürütülen bir kurban yaratma çabası' Ekrem İmamoğlu, bugün "şu belge yoktu", "bu bilgi bilinmiyordu" gibi öne sürülen iddiaların, yapılan yatay geçiş işlemi karşısında hiçbir anlamının kalmadığını vurguladı. ANKA 'nın haberine göre İmamoğlu, şunları kaydetti: "Özetle söylüyorum, her şey dosyadadır. Bugün geriye dönüp, ‘bilgi eksikti’, ‘üniversite yanıltıldı’ demek hem dosyanın içeriğiyle hem de üniversitenin en üst düzeyde yaptığı idari işlemlerle bağdaşmamaktadır. Bu, hukuki bir değerlendirme değil; kötü niyetle yapılmış bir tutumdur. Bu, asılsız ithamlarla yürütülen, bir kurban yaratma çabasıdır. Bu, bir tuzak kurma girişimidir. Ancak şunu açıkça ifade etmek isterim, kim olursa olsun, hangi koşulda bulunursa bulunsun, hukuksuzluğa uğrayan herkes gibi ben de hayatım boyunca hukuk önünde hak arama mücadelesini sonuna kadar vereceğim. Yıllar sonra bu sürecin sorgulanması, hukukun değil, hukuki güvenliğin tartışma konusu hâline getirildiğini göstermektedir. '35 yıl boyunca susan idare, neden tam da bu açıklamadan sonra harekete geçmiştir?' Şimdi, anlatımın ötesinde dosyanın en somut gerçeğini göstermek istiyorum. Biliyor musunuz nedir bu? Anamın ak sütü kadar helal bir diplomam. Bu benim diplomam. Ve bugün deniliyor ki: ‘Üniversite geri alacak.’ Hadi oradan! Hadi oradan! Bu diploma, İstanbul Üniversitesi’nin inceleyerek, araştırarak, ölçerek ve kabul ederek kendi iradesiyle verdiği resmî bir devlet belgesidir. Yıllarca geçerli sayılmıştır. Yıllarca devletin tüm kurumlarında kabul edilmiştir. Bugün üzerinde yazan tarih, imza ve mühür neyse odur. Ben, bütün bu süreçlerden geçmiş bir belgenin yok sayılmasını kabul etmiyorum. Cumhurbaşkanı adayı olduğumu ilan ettikten sonra, 35 yıldır geçerli olan diplomam iptal edilmiştir. Bu bir varsayım değildir. Bu bir yorum değildir. Bu, takvimle sabit bir olgudur. Sormak zorundayım, 35 yıl boyunca susan idare, neden tam da bu açıklamadan sonra harekete geçmiştir?" Başsavcılığın İstanbul Üniversitesi’ne yazısı: 'Bu bir tehdittir' İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın İstanbul Üniversitesi’ne, 24 Şubat 2025 tarihinde gönderdiği resmî yazıya işaret eden İmamoğlu, "Bu yazı bir uyarı değildir. Bu yazı bir denetim değildir. Bu yazı açıkça tehdittir" dedi. Yazıda yer alan, "Bahse konu diplomanın kullanılmaya devam edildiği (Yüksek Seçim Kurulu ve benzeri) bu kapsamda diplomanın dayanak gösterilerek kurulacak iş ve işlemlerin hukuka aykırı olmaması adına gerekli işlemlerin bir an önce yapılması…"  cümlesini hatırlattı. İmamoğlu şöyle devam etti: "Bu cümleleri yavaş yavaş, kelime kelime okuyalım. ‘Diplomanın kullanılmaya devam edildiği’ deniyor. Nerede? Parantez açılıyor: ‘Yüksek Seçim Kurulu’, parantez kapanıyor. Bu ne demektir biliyor musunuz? Açıkça şunu söylüyorlar: ‘Bu kişi, bu diplomasıyla her an Cumhurbaşkanı adayı olabilir. Acele edin.’ Soruyorum, o tarihte bir seçim var mı, yok. Peki lisans diploması neden gerekir? Sadece ve sadece cumhurbaşkanı adayı olmak için gerekir. Anayasa’nın 101. maddesi bunu söyler. 4271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 6. maddesi bunu söyler. Türk siyasetinde üniversite diplomasının siyasi olarak tek belirleyici olduğu makam vardır, Cumhurbaşkanlığı. Başka hiçbir görev için bu şart yoktur. O yüzden bu yazıda özellikle ‘kullanılmaya devam edilen diploma’ deniyor ve özellikle parantez içinde YSK yazılıyor." 'Bu, ağır bir siyasi talimatın alarm hâlidir. Kanunla, hukukla, idari usulle ilgisi yoktur' "Bu bir hukuki refleks değildir. Bu bir denetim değildir. Bu, ağır bir siyasi talimatın alarm hâlidir. Kanunla, hukukla, idari usulle ilgisi yoktur. Bu, siyasi talimatın yargı eliyle uygulanma çabasıdır. Birbirine bakarak, kulak kabartarak, sürünerek o talimatın peşinden gitmenin acziyetidir" diyen Ekrem İmamoğlu, durumu "utanç verici" olarak tarif ederek "Sandıkta yarışmaya cesaretiniz yok. Bu yüzden hukuka ihtiyaç duyuyorsunuz. Bu hukuk değildir. Bu, hukukun araçsallaştırılmasının zirvesidir" şeklinde konuştu. 'Bir savcı, bir üniversiteye yazı yazarak, ‘Bu kişi aday olabilir, diplomasını iptal edin’ diyebilir mi?' İmamoğlu şunları söyledi: "Bir savcı, bir üniversiteye yazı yazarak, ‘Bu kişi aday olabilir, diplomasını iptal edin’ diyebilir mi? Böyle bir yetki olabilir mi? Bu, yargı eliyle koca İstanbul Üniversitesi’ni tehdit etmektir. Ve bunu yapan anlayış, bir de çıkıp ‘hukuk adına yaptım’ diyecek. Soruyorum: Ben korkulacak bir adam mıyım? Silah mıyım? Tehdit miyim? Hayır. Ben sadece milletin karşısına çıkıp milletten oy isteyen bir siyasetçiyim. İstanbul’da milyonların oyunu almış, İstanbul’u yöneten bir Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Bu yapılan şey şudur: Milletin önüne çıkabilecek bir ihtimali, hukuk yoluyla daha doğmadan boğma çabasıdır. Böyle bir anlayış olabilir mi? Bir vatandaşın, bir kurumun, bir üniversitenin bu şekilde hizaya sokulmaya çalışılması kabul edilebilir mi? Bu bir hukuk devleti pratiği değildir. Bu, korkunun ve acziyetin belgesidir.” Halk TV 'de yer alan bilgilere göre, İmamoğlu'nun açtığı davada bugün mahkeme heyetinin bir karar vermesi beklenmiyor. Heyetin duruşmanın ardından 15 gün içerisinde kararını yazılı şekilde açıklayacağı öğrenildi.