Tutuklanması olaylı, tahliyesi sessiz oldu: Rezan Epözdemir nasıl serbest kaldı?

AKP’nin Ekrem İmamoğlu ve CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarının damga vurduğu bir dönemeç bir anda uyuşturucu, kara para, fuhuş ve bahis manevrasıyla geniş bir “temiz eller” operasyonuna evriltilirken, bu sert manevranın en kritik hamlelerinden biri Rezan Epözdemir’ in tutuklanması olmuştu. Ortada gerçek anlamıyla temiz eller denilebilecek bir süreç bulunmadığını, yaşananların AKP içindeki sert hesaplaşmayla ilgili olduğunu soL’da detaylarıyla aktarmıştık. Dün bu sürecin en kritik ismi olarak tarif edilen Rezan Epözdemir bir anda sessiz sedasız tahliye edildi. Geride onca soru işareti bırakarak... Gelin sürecin başından bu yana neler yaşandığını, kopan fırtınaları bir kez daha hatırlayalım. Kavga sesleri yükseliyor “Şüphelinin cep telefonunun açılma ihtimali, Uçum başta olmak üzere kimleri neden rahatsız etti? Bu noktada Cumhurbaşkanımıza çağrım var: Başsavcıyı yalnız bırakmayın.” Bu sözler AKP’nin eski yöneticilerinden ve milletvekillerinden Şamil Tayyar ’a aitti. Tayyar, Erdoğan’a Akın Gürlek’i yalnız bırakmamasını söylüyor, Rezan Epözdemir’in telefonundan büyük ifşaatlar çıkacağını öne sürüyordu. Doğrudan Saray’dan bir ismin, Mehmet Uçum ’un hedef alındığı, Rezan Epözdemir’in de bu dolayımla operasyona konu olduğu iddiaları bir anda AKP’li isimler üzerinden hızlıca dolaşıma sokuldu. AKP’nin eski yöneticilerinden Metin Külünk de koroya katıldı. Külünk, Epözdemir'in gözaltına alınması sonrası yaşananlara ilişkin " Neden bu panik, Ankara’daki bazı çevrelerde neden bu telaş? İster iktidara yakın, hatta iktidarın merkezinde yer alan hatlarda olsun; isterse muhalefetin hatlarında… Bu panik neden? " diye sordu. Sonrasında da Erdoğan’a seslendi: “Sayın Akın Gürlek’i, yürütülen soruşturma üzerinden baskılamaya çalışanlar, sizi yalnızlaştırmaya çalışanların ta kendileridir.” Gerisi geldi ve bu kez AKP’li Mücahit Birinci sahne aldı: "Hiç kimse İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını baskı altına alamaz. Tüm olan biten gözümüzün önünde oluyor. Bu pervasızlığa müsaade etmek mümkün değil. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız, büyük bir cesaret ve özenle, hukuken kangren haline gelmiş meselelerin üzerine gidiyor ve 'bunlara asla dokunulamaz' denen şahıslara bal gibi dokunuyor. Azınlık elitlerine arka çıkanlarla kavgayı aleni yapmaktan da çekinmeyeceğimizi açık bir şekilde ifade ediyorum.” AKP'li “gazeteci” Rasim Ozan Kütahyalı ise " Mehmet Uçum’un oğlunun Rezan Epözdemir’le beraber çalıştığı ve Rezan Epözdemir’le Mehmet Uçum’un adli işlerde ortak olduğu Türk adliyelerinde konuşulan bir şeydir" diyerek bir adım daha ileri gitti. Evet, AKP içindeki kriz dışa yansıyordu, hem de büyük bir şiddetle. Sonrasında Can Holding operasyon süreciyle bu operasyon dalgası ilişkilendirildi, torbaya bu kez Hakan Fidan’ın da ismi eklendi. Tüm bu toz duman, AKP içi aleni hale gelen bu savaş nedendi? AKP’de liderlik yarışı ve Rezan adımı Rezan Epözdemir’in gözaltına alınması ve sonrasında tutuklanmasının ardından yaşananlar ilginçti. AKP’de kimi çevreler Rezan Epözdemir üzerinden belli ki AKP içinde kendi hesaplarını görecek bir zemin yakalamıştı. Bu zeminin adı ise partideki liderlik yarışıydı. Erdoğan sonrası AKP’nin liderlik yarışında yer alan isimler arasında her bir koltuk için kavga vardı ve İstanbul merkezli bu gözaltı ve tutuklamalar tam da bununla ilişkilendiriliyordu. Bu adımla AKP’de Bilal Erdoğan ekibinin önünün daha da açıldığı, Hakan Fidan ve diğer aktörlerin ise önünün kapatılmaya çalışıldığı AKP kulislerinde konuşulmaya başlandı. Peki, bu hesaplaşma neden Rezan Epözdemir üzerinden yapılıyordu? Bunun ilk yanıtı, kavganın henüz açıktan oynanmaya başlamaması olabilir. O nedenle de karşı tarafı zayıflatacağı düşünülen tüm hamleler, bir dolayımla sahneye konuluyordu. Rezan Epözdemir’in Can Holding dolayımıyla ve diğer iddialarla hedef alınmasının en önemli nedenlerinden biri bu. Onlarca suçlama, MASAK raporu ve tahliye Hakkında birçok suçlama dile getirildi. "Rüşvet", "FETÖ'ye yardım”, "siyasal ve askeri casusluk" suçlamalarına mali usulsüzlük iddiaları eklendi. AKP içinde de düzen içinde de çok güçlü bir isimdi, öyle deniliyordu. Ancak çıkan bir iç savaş sonrası bir anda demir parmaklıklar ardında buldu kendini. Hakkında iktidar medyasında onlarca haber, çok ciddi iddialar çıktı. Hepsi kısa süre sonra unutulacak o iddiaların bir bölümünü hatırlatalım sadece: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında rüşvet vermek, siyasi-askeri casusluk ve 'FETÖ'ye yardım suçlamalarıyla gözaltına alınan avukat Rezan Epözdemir'in skandalları tek tek deşifre oluyor. Vefat eden ünlü iş insanı Ömer Saçaklıoğlu'nun 20 milyarı aşan miras davasının da Epözdemir'e kadar uzandığını SABAH.com.tr ortaya çıkarmıştı. 2 milyar lirayı bulan 100 gayrimenkulün Hülya Kurtaran adına 100 bin TL sermaye ile kurulan, Kurtaran Gayrimenkul'e değerinin çok altında satılmasının ardından Rezan Epözdemir ile ilgili bir skandal daha deşifre oldu. Mehmet Saçaklıoğlu, sahte imzalarla şirkete kayyum atanmasının engellendiğini ve sahtekarlıkla satışların yapıldığını belirtmişti. Satıştan 1,5 ay önce kurulan ve fiyatı 2022 yılında 2 milyarı bulan gayrimenkulleri değerinin çok altında alan firmanın sahibi Hülya Kurtaran'ın, Rezan Epözdemir'in kayınvalidesi olduğu ortaya çıktı. Avukat Rezan Epözdemir’in gözaltına alınmasıyla ilgili soruşturmada kamuoyuna yansıyan ve CHP, MOSSAD ve Epözdemir’in buluştuğunu gösteren fotoğraftaki bütün isimlerin şüpheli olduğu öğrenildi. Rüşvet suçundan tutuklanan Avukat Rezan Epözdemir soruşturması kapsamında ifade veren eski savcı Cengiz Çallı'nın katibinin ifadesine ulaşıldı. İtiraf dolu ifadede, Çallı ve Epözdemir arasında hayatın olağan akışına aykırı durumların yaşandığı, Çallı'nın Epözdemir'in dosyaları için başka hakim-savcılardan ricada bulunduğu anlatıldı. Cengiz Çallı hakkında rüşvetten soruşturma başlatıldığı gün Rezan Epözdemir'in panikle araçtaki şerhin kaldırılması için koruma polisini aradığı ifadede dikkat çeken detaylar arasına girdi. Tüm bu haberlerin ardından Epözdemir'in tahliyesi de tutuklanışı gibi hayli ilginç oldu. Rezan Epözdemir’le ilgili aralık ayı sonunda ortaya çıkan MASAK raporunda milyon dolarlık transferlere ve Göktürk'teki onlarca taşınmazın soru işareti yaratan "al-sat-geri al" sürecine yer verilmişti. Raporda dikkat çeken bir başka şey de MHP'li avukat Serkan Toper'e satılıp birkaç ay sonra neredeyse bedelsiz geri alınan çakarlı araçtı. Bu işlem sonucu 22 milyonun üzerinde paranın nereye aktarıldığının tespit edilemediği rapora girmişti. AKP medyasının büyük gümbürtüyle sunduğu bu rapordan çok kısa bir süre sonra Rezan Epözdemir, sessiz sedasız tahliye edildi. Ya içerde bir uzlaşma ya da çıkmasını sağlayacak başka bir anlaşmayla serbest kaldı. Tutuklanmasının hukuki bir tarafı olduğu hayli şüpheliydi, çıkışının da öyle!