2025 yılında da, üniversite kaynaklı gerici söylem ve eylemler devam etmiştir. Örneğin; Barış Bildirisi’ni imzalayan akademisyenler beraat etmiş olsalar da, bildiriyi imzaladığı için görevlerinden uzaklaştırılmış olan akademisyenlerin çoğu 9 yıldır görevlerine dönemedi (11 Ocak)! Akademik geçmişi şaibeli, hilafet yanlısı ve laiklik karşıtı bir kişi, Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’ne, bölüm istemese de, atandı (24 Ocak)! YÖK Başkanı Erol Özvar ve diyanet başkanı, 112 ilahiyat ve 54 İslami ilimler fakültesi varken, üniversitelerde ‘Kuran-ı Kerim’i Güzel Okuma’ ve ‘Hafızlık’ yarışması protokolü imzaladı (21 Şubat)! Marmara Üniversitesi, kadınlar ve çocuklara yönelik şiddet ve istismar olaylarını protesto eden öğrencilerine kınama cezası verdi (17 Mart)! İstanbul Üniversitesi, ilgili dekanlık iptal edilemez demiş olsa da, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 31 yıl önce aldığı diplomayı hukuk dışı bir uygulamayla iptal etti (18 Mart)! Hacettepe Üniversitesi öğrencileri, ‘Gençlik Filmleri Festivali’ kapsamında, Gezi Parkı eylemlerinde öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın belgeselini izleyecekleri sırada güvenlik görevlilerinin müdahalesiyle karşılaştı (16 Nisan)! AKP’li eski bir milletvekilinin rektör olduğu Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde görevde yükselme sınavı yapıldı. Bu sınavın yazılı aşamasında yüksek puan alan birçok adaya mülakatta düşük puan verilirken, yazılı sınavda düşük puan alan adaylara yüksek puanlar verilerek görevlerinde yükseltildikleri saptandı (8 Mayıs) YÖK başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, “Suriye ile kapsamlı bir iş birliği protokolü imzaladıklarını” açıkladı (20 Mayıs)! Bu yıl Yükseköğretim Kurumları Sınavına başvuranların sayısı 560 bin 230 kişi azaldı (4 Haziran)! Gençlerin üniversiteden beklentilerinin kalmadığı anlaşılıyor. Türkiye'deki 202 üniversite rektöründen 139’unun profesörlük için beklenen yayın düzeyinin gerisinde kaldığı ortaya çıktı (6 Haziran)! YÖK, üniversitelerden son 10 yılda "cinsiyet değiştirme talebi reddedilen, kabul edilen ve ameliyat olanların sayısını” istedi (29 Haziran)! 2 Temmuz 2018 tarih ve 703 sayılı KHK’nin 135’inci maddesinde, “Devlet ve vakıf üniversitelerine rektör, Cumhurbaşkanınca atanır” denmişti. Ancak Anayasa Mahkemesi (AYM), 4 Haziran 2024’te, üniversite özerkliği gibi gerekçelerle, 703 sayılı yasada Cumhurbaşkanına verilen rektör atama yetkisini iptal etmişti. Ayrıca AYM, 2006 ve 2007 yıllarında da, AKP’nin çıkardığı ve üniversite özerkliğine aykırı rektör atamayla ilgili maddeleri de iptal etmişti. AYM’nin kararlarına aldırmayan AKP, üniversitenin özerkliği ile bağdaşmayan rektör atamayla ilgili benzer bir maddeyi içeren 1 Temmuz 2025 tarih ve 7551 sayılı yasayı çıkardı. Ancak bugüne değin 7551 sayılı yasadaki ilgili madde iptal edilmedi! ODTÜ mezuniyet töreninde kürsüye çıkan rektör, konuşması boyunca ıslıklar ve yuhalamalarla protesto edildi (13 Temmuz)! İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin, mezuniyet töreni programında "dua etme" maddesine de yer verildi (30 Temmuz)! Tıp, diş hekimliği, hukuk ve yapay zeka bölümleri dahil 1.278 bölümde profesör, 1.050 bölümde de doçent olmadığı ortaya çıktı (4 Ağustos)! Munzur Üniversitesi’nde, tekniker olarak görev yapan bir kişi, önce teknik işlerden sorumlu rektör danışmanı, sonra da fakülte sekreteri yapıldı (7 Ağustos)! Dokuz Eylül Üniversitesi, öğrenci yurdunu kapattı (8 Ağustos)! Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi rektörü, hiçbir sınavı kazanamamış oğlunu önce yurt dışındaki üniversitelere kaydettirdi, ardından imzalanan protokollerle kendi görev yaptığı üniversiteden mezun olmasını sağladı (8 Ağustos)! Yıldız Teknik Üniversitesi’nin anaokulunda Kuran kursu açıldı (17 Ağustos)! BÜ’de çalışan akademisyenlerin yüzde 90’dan fazlasının istememesine karşın, 15 Temmuz 2021’den bu yana BÜ’de kayyım rektör olup üniversiteyi açıkça gerici ve piyasacı bir kuruma dönüştüren Prof. Dr. Naci İnci, BÜ’ye yeniden kayyım rektör olarak atandı (6 Eylül)! 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depreminden zarar gören üniversitelerin hâlâ onarılmadığı, YÖK’ün hasarlı üniversiteleri kazanan öğrencilerin, 2025-2026 eğitim ve öğretim yılında diğer devlet üniversitelerinden herhangi birinde okuyabileceği kararıyla belli oldu (23 Eylül)! 2015’ten bu yana üniversite eğitimini bırakan 19 milyon öğrencinin, 16,9 milyonu devlet üniversitelerinden, 2,1 milyonu vakıf üniversitelerinden, 57 bini vakıflara bağlı meslek yüksekokullarından ayrıldığı belirtildi (15 Eylül)! Çorum Hitit Üniversitesi hastanesinde hasta ve yakınlarına "okunmuş kek" dağıtıldı (24 Eylül)! Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda, Devlet Tiyatroları Genel müdürü Tamer Karadağlı’yı eleştirdiği bilinen 12 öğretim görevlisinin görevine son verildi (24 Eylül)! Sayıştay 2024 yılı denetim raporunda, yurtdışından öğrenci kabul kontenjanlarından yararlanarak Türkiye’de üniversiteye kayıt olanların hangi sınav ve puan ile kabul edildiğine ilişkin bir bilgi bulunmadığını belirtti (29 Eylül)! İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, cuma günlerine ders koymadı (6 Ekim)! Cumhuriyetin temeli olan laik hukuk anlayışının geçerli olması için kurulan fakülte, bu kararıyla kendisine yabancılaştığını göstermiştir. 4 yılda öğrencilere, kendilerinin olduğu kadar başkalarının eylem ve söylemlerini irdeleme, sorgulama, araştırma alışkanlığı ve bilimsel anlayış kazandıramayan YÖK, üniversitelerin 3 yıla indirileceğini açıkladı (21 Ekim)! Bu yıl da, yüzlerce öğrencinin toplamda sıfır veya sıfırın altında netlerle üniversiteye girdiği belli oldu (23 Kasım)! Türkiye’de, kişi başına düşen bilimsel makale ve patent oranının Yunanistan, Macaristan ve Şili benzeri ülkelerin gerisinde olduğu açıklandı (30 Kasım)! Kırklareli Üniversitesi, öğrencilerinin il genelinde din hizmetlerine destek vermesi için müftülük ile protokol imzaladı (8 Aralık)! Diyanetin eski başkanlarından ilahiyatçı Prof. Dr. Mehmet Gülmez, Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi rektörlüğüne atandı (12 Aralık)! İzmir İl Müftülüğü, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden "Umre Ödüllü Gençlik Bilgi Yarışması" düzenlenmesini istedi (16 Aralık)! Yukarıda örneklenen ve yazılı-görsel basında yer almış olaylar, üniversitelerimizde yaşanan gerici eylem ve söylemlerin çok küçük bir bölümüdür. Bu arada üniversitelerin teknoparklarla sermayedarların hizmetine sunulması da giderek artmaktadır. Bu örnekler üniversitelerimizde gericiliğin, piyasacılığın ve keyfiliğin ne denli yaygınlaştığını ve de AKP iktidarda kaldıkça bu tür olayların artarak devam edeceğini göstermektedir. Yandaş kişilerin üye ya da başkan yapıldığı YÖK, anayasal özerk bir kurum olma özelliğini de topluma güven ve umut verme niteliğini de yitirmiştir. Yandaş kişiler rektör/YÖK üyesi olduğu sürece üniversitelerimizin toplum ve insanlık yararına hizmet verme olasılığı da pek yoktur. AYM, kendi kararlarını bile savunamaz hale getirildiğinden üniversite özerkliğinin hukuksal güvencesi de ortadan kalkmıştır. Üniversitelerdeki gerici kadrolaşma, gericiliği yeniden üretir hale gelmiştir. Üniversitelerdeki muhalif akademisyen örgütleri de, etkisiz hale getirilmiştir. Ancak YÖK’ün iki gün önceki icraatı, "yükseköğretim sisteminin birey ve toplum yararına hizmet verecek niteliğe kavuşturulması" sorununu, ikinci plana itmiştir. YÖK, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin araladığı kapıyı sonuna kadar açıp üniversitelerden, “Yükseköğretim kurumlarında mesai, ders, sınav ve uygulamalarının cuma namazı saatlerine denk getirilmemesini” istemiştir. YÖK’ün bu yazısı, insanlar İran’da şeriat düzeninden çıkmak için ölürken, Türkiye’nin resmen bir dönüm noktasında olduğunu göstermektedir. okcabolr@gmail.com