İzmir’de vicdan yargılanıyor

Hüseyin SAYGILI Hukukun temel ilkesi açıktır, suç sabit olmadan ceza olmaz. Ancak bugün gelinen noktada, bu ilkenin yerini keyfilik hukukun yerini ise siyasi hesaplaşma almış görünüyor. Önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer ve çalışma arkadaşlarına yönelik yürütülen yargı süreci, ceza verilmeden fiili bir cezalandırma yöntemine dönüştürüldü, tecrit uygulamalarıyla açıkça insan haklarını ihlal eden bir tablo ortaya çıktı. Bu yargılama, hukuki olmaktan çıktı; siyasallaştı, topluma gözdağı veren bir davaya evrildi. Konut sorununu çözmek amacıyla hayata geçirilen kooperatif modeli, ne gizli bir örgütlenme ne de suç unsuru taşır. Aksine, kooperatifler, yasal, meşru, şeffaf ve eşitlikçi yapılardır. Her ortağın eşit söz hakkına sahip olduğu, kâr hırsının değil toplumsal faydanın esas alındığı bu model, dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde kalkınmanın temel araçlarından biri olarak kabul ediliyor. Kooperatifçilik, rantı birkaç kişinin cebine aktaran anlayışa karşı, üretimi ve faydayı tabana yayan bir ekonomik örgütlenme biçimidir. Dayanışmacıdır, halkçıdır ve kamusaldır. Sosyal demokrat bir belediye başkanının bu modeli savunması ve uygulaması kadar doğal ne olabilir. Varsa kooperatiflerin kendi iç işleyişine dair aksaklıklar, bunun muhatabı kooperatifin kendisidir. Kooperatiflerin genel kurulları vardır, kararlar burada alınır, yöneticiler burada hesap verir. Hukuk devleti, sorumluluğu kişiselleştirilmez yetki ve görev alanını esas alır. Ancak bugün yapılan tam da bunun tersi. Hukuken yürütülmesi gereken süreçler siyasallaştırılıyor, suç isnadı somut delillere değil, niyet okumalarına dayandırılıyor. Bu yaklaşım, adaleti tesis etmez, adalete olan güveni yok eder. Gelinen noktada, suçsuzluk karinesi hiçe sayılıyor, ceza almadan cezalandırma yöntemleri devreye sokuluyor. Sayın Tunç Soyer, hakkında kesinleşmiş bir hüküm olmaksızın cezaevinde tutuluyor. Bu durum yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, toplumsal vicdanı yaralayan ağır bir adaletsizliktir. İzmir halkı bu yargılama biçimine vicdanen onay vermiyor. Çünkü İzmir, hukuka, demokrasiye ve adalete olan bağlılığıyla bilinen bir kent. Bu kentte insanlar, siyasi hesaplarla yürütülen davaların farkında ve buna itiraz ediyor. Adalet, geciktiğinde zulme dönüşür. Bugün yapılanlar, ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir. İnsanlar haksız yere özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor, hukuk bir intikam aracına dönüştürülüyor. Buradan açıkça ifade ediyorum. Sayın Tunç Soyer ve arkadaşları derhal serbest bırakılmalıdır. Hukuk, siyasetin gölgesinden çıkarılmalıdır. Adalet, yeniden evrensel ilkelerine kavuşturulmalıdır. İzmirliler adalet istiyor. Türkiye adalet istiyor.