Şehir hastanelerinin maliyeti kabarmaya devam ediyor. Üstelik bunların kamuya zararı kimi zaman parayla pulla ölçülecek gibi de değil. Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeli ile yapılan şehir hastaneleri için 2025 yılında 111 milyar 100 milyon TL kira ve hizmet bedeli ödendiği açıklandı. Nerede? “Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Yapılan Sağlık Tesislerine Yönelik Faaliyetler” başlığı altında. “Faaliyet” deyip geçtikleri şirketlere ödenen kira ve hizmet bedelleridir. Ne kadarının, hangi kalemde, hangi hastane için olduğu “ticari sır” denerek açıklanmıyor. Her yıl olduğu gibi 2025 yılında da bütçede ayrılan paranın üzerinde ödeme yapıldığı görülüyor. 2025’de bütçe aşımı 6,5 milyar TL. Bir de “hizmet alım garantileri” nedeniyle (hasta garantisi demektir), yani hastaları şehir hastanelerine mecbur bırakmak için kapatılan, yıkılan, işlevleri küçültülen, azaltılan, dönüştürülen hastaneler meselesi var. Oraya bakınca Türkiye’nin “hastane mezarlığına” dönüştüğünü görüyoruz. KAPATILAN, YIKILAN DEVLET HASTANELERİ Bir hatırlatmayla başlayayım. Türkiye’deki her şehir hastanesi KÖİ modeliyle yapılmadı. Genel bütçeden yapılanlar var, bu kafa karışıklığı bilerek yapılıyor. KÖİ modeliyle yapılanlar, yani devletin kiracı oldukları, şirket hastaneleri de diyebilirsiniz, büyüklük sırasına göre, 17 ildeki şu 18 hastaneler: Ankara Etlik, Ankara Bilkent, İstanbul Çam ve Sakura, İzmir, Gaziantep, Kayseri, Adana, Bursa, Mersin, Konya, Kocaeli, Eskişehir, Elazığ, Isparta, Kütahya, Tekirdağ, Manisa, Yozgat Şehir Hastaneleri. Bu illerdeki hastanelerin tamamı hocalar, asistanlar, hekimler, sağlık hizmetlerinin bütünü etkilendi. Ancak burada, yazının sınırlılığı içinde kapatılan, yıkılan, işlevsiz hale gelen, küçülen, vasfı değişen hastaneleri anlatacağım. Okuyacağınız bilgileri derli toplu olarak her yerde bulamazsınız, bunları derlememde, güncellememde yardım eden, adını tek tek sayamadığım bu illerdeki meslektaşlarıma, sağlık çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum. Güncel bilgi, KÖİ hastanelerinin açılış süreçlerinde en az 42 hastanenin kapatıldığını tespit ediyoruz. En az diyorum, çünkü bu süreç çok dinamik, hala değişik gerekçelerle hastane kapatmalar sürüyor. Hemen her ilde kapanan, o şehrin kalbinde, sağlık hizmetinin temeli, kentin hafızası olan devlet hastaneleri var. Yozgat’tan Isparta’ya, Mersin’e, Adana’ya, Eskişehir’e, Bursa’ya, Manisa’ya, Elazığ’a, Kütahya’ya ve tabi en çok da Ankara’ya, Ankara Numune ve Türkiye Yüksek İhtisas gibi Türkiye’nin en köklü hastaneleri dahil, dört bir yanda kapanan, kimi yıkılan 42 hastane… Başlangıçta planlanan bu hastanelerin binalarının ve arazilerinin ticari kullanım için ihaleyi alan şirketlere devredilmesi idi. Ne iyi ki TTB’nin açtığı davalarda Danıştay Etlik, Bilkent ve Elazığ şehir hastanelerinin ihalelerini bu gerekçeyle iptal etti de en azından binalar, araziler, belki de şimdilik, kamuda kaldı. Kapatılan 13 doğumevi, kadın hastalıkları ve doğum hastanesi var. Yozgat, Isparta, Mersin, Bursa, Kayseri, Manisa, Tekirdağ gibi o illerin göz bebeği doğumevlerinin yanında Ankara’da Zekai Tahir Burak ve Zübeyde Hanım Doğumevleri gibi eğitim ve araştırma hastanesi vasfında tüm Türkiye’nin kadın sağlığında referans hastaneler var. İçinde Dışkapı Çocuk ve Sami Ulus gibi Türkiye’nin en önemlilerinin olduğu, Manisa’da Moris Şinasi gibi kentin tarihinin sembollerinden çocuk hastaneleri var. Adana’da, Kayseri Talas’ta, Bursa’da olduğu gibi göğüs hastalıkları hastaneleri var. Bursa’daki Prof. Dr. Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin boşaltıldıktan, depreme dayanıksız olduğu söylendikten sonra bir özel okula 10 yıllığına kiraya verilmesi bu işlerin nasıl yürüdüğünü gösteriyor. KÜÇÜLEN, DÖNÜŞEN, İŞLEVİ AZALAN HASTANELER Mevzunun bu 42 hastane ile bittiğini sanmayın. Bir de küçülen, hocalarını, asistanlarını, personelini, ekipmanlarını, eğitim ve araştırma vasfını kaybeden, can çekişen hastaneler var. Aslına bakarsanız, Sağlık Bakanlığı yatırım bütçesinin çoğunu KÖİ hastaneleri götürdüğü için diğer hastanelerin hemen tamamı “üvey evlat” konumuna düşmüş durumda. Adana, Bursa, Konya gibi illerde sağlık kurumlarının başına gelenlere baksanız işin içinden çıkamazsınız. Orası kapanmış buraya taşınmış, öbür taraf yıkılmış, araziye küçültülerek yeni hastane yapılmış, asker hastanesiymiş devlet hastanesinin polikliniği olmuş, müdürlük ofisleri veya KETEM olmuş, SSK hastanesiymiş yatak sayısı azaltılmış, aklınızın almayacağı sayısız değişiklik... Örnek, Elazığ’da Lepra Hastanesi Ruh Sağlığı Hastanesi’nin ek binası olmuş, Ruh Sağlığı Hastanesi’nin de kapasitesi azaltılmış bazı bölümleri Şehir Hastanesi’ne taşınmış. Bakıyorsunuz Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Meram Devlet Hastanesi olmuş, Kayseri Eğitim ve Araştırma önce kapanacakmış, tepkiler gelince kapasitesi küçültülüp ikinci basamak devlet hastanesine dönüşmüş. Bursa’da Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi (eski fakülte) Şevket Yılmaz Hastanesi’ne taşınmış, binası yıkılmış, arazinin bir kısmı boş, bir kısmı Toplum Sağlığı Merkezi. Toplam 22 hastanenin de bu biçimde “dönüştüğünü” görüyoruz. Etti mi size 64 hastane… Bir de semt poliklinikleri var. Mahallelerde yurttaşların uzman hekime görece kolay ulaştığı, birinci basamak ile ikinci ve üçüncü basamağı bağlayan kritik önemde semt polikliniklerinin kapandığını görüyoruz. Konya’da, Kayseri’de, Manisa’da, Bursa’da, Ankara’da örnekleri var. Mesela, Muradiye Devlet Hastanesi Heykel Semt Polikliniği kapanınca ne yapacaksınız? Orada çözülebilecek sağlık sorununuz için para, zaman harcayıp, kalabalığı artırarak şehrin dışındaki Bursa Şehir Hastanesi’ne gideceksiniz. Ya da, varsa, paranıza kıyıp şehrin merkezindeki özel hastaneye… İşte bu koşullarda mücadele verdi Hastanemi Kapatma/Açın Platformu. Kapanması önlenen Ankara Onkoloji, Ulucanlar Göz gibi hastanelerimiz var. Kapatılanlar içinde yeniden yapılacağı söylenenler de var. Halkın sağlığı için hep birlikte mücadeleden, bunu daha iyi bir Türkiye mücadelesine taşımaktan başka şansımız yok.