Mesele reklam değil sen hala anlamadın mı?

Türkiye’de 2024 yılında 213 milyar liralık hacme ulaşan reklam harcamalarının tam 158 milyar lirasının yurt dışı merkezli dijital platformlara gittiğini biliyor musunuz? Televizyonların bu pastadan aldığı pay sadece 38 milyar lira. Geriye kalan 17 milyar lira ise yazılı basın, açık hava, radyo ve sinema gibi mecralar arasında paylaşılmış. “E ne var bunda” diyenler biraz sabretsin… Önce mevcut durumu rakamlarla iyice bir görelim; son sözü öyle söyleyelim. Türkiye’de reklam harcamalarında yerel basının payı yıldan yıla dramatik bir şekilde geriliyor. 2014’te bu oran yüzde 80’e yüzde 20 şeklinde yerel basının lehineydi. 2019’da rakamlar 52’ye 48 şeklinde gerçekleşti. 2024 yılında ise yerel medyanın payı yüzde 26’ya düştü! Yani an itibariyle reklam pastasının yüzde 74’ü X, YouTube, instagram, Google ve tiktok’a gidiyor! 2025’teki tablo henüz netleşmedi ama 2024’ten çok da farklı olması beklenmiyor. Eğer bu trend böyle devam ederse önümüzdeki 2-3 sene içerisinde yerli kuruluşların reklam pastasından aldığı payın yüzde 10’un altına ineceği tahmin ediliyor. Lafı hiç uzatmadan somut durumun somut tahlilini yapalım… Bu gidişatın sonu Türkiye’nin yerli ve milli medyasının kısa bir süre içinde kepenk kapatmasıdır. Eğer bir tedbir alınmaz, medyaya nefes aldıracak düzenlemeler hayata geçirilmezse; 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi başta olmak üzere Türkiye’nin kritik süreçlerinde devletinin, milletinin yanında saf tutan medya kuruluşları birer birer kapanır. Türkiye’nin haklı tezlerini millete anlatacak ekranlar kararır. Meydan tamamen Batı sermayeli TV kanalları ile küresel aklın kontrolündeki dijital platformlara kalır. Bunun nasıl bir milli güvenlik sorunu olduğunun farkında mısınız? Allah korusun bu ülke 15 Temmuz benzeri bir darbe girişimine, saldırıya maruz kalsa devletin iletişim stratejisi nasıl işler? Sermaye yapısı ve haber akışı yabancıların kontrolünde olan bir medya düzeni Türkiye’nin milli güvenliği için çok ciddi bir risk değil midir? Malum, algı çağındayız. Algıyı belirleyen olguyu yani gerçeği istediği gibi eğip bükebiliyor. Gerçeğin yerine kendi sahte olgularını topluma dayatıyor. Bugün bile her gün masa başında üretilen ve dijital platformlardan dolaşıma sokulan sayısız yalan haberle toplumun sinir uçlarıyla oynamıyorlar mı? Bu yalanları çürüten yerli ve milli medya kuruluşlarının olmadığı bir Türkiye’nin operasyonlara, 5. Kol faaliyetlerine açık bir ülke haline geleceğini kimse görmüyor mu? Maalesef ufukta beliren tehlikenin boyutları henüz tam olarak anlaşılmış değil. Kamu kuruluşları bile garip bir şekilde reklam harcamalarının büyük kısmını yabancı sermayeli X, YouTube, instagram, Google ve tiktok’ta kullanıyor! Bu yetmiyor gibi bunlara vergi avantajı da getirildi! Dijital hizmet vergisi son yapılan düzenlemeyle önce yüzde 7,5’dan yüzde 5’e, bir sonraki yıl da yüzde 2.5’a indirilecek. Yani kendi elimizle yabancı sermayeli dijital platformları fonluyoruz. Üstelik bunu da bir çok ülkenin sanal medya platformlarına karşı yaş sınırlaması getirdiği bir süreçte yapıyoruz! Uzmanlar, küresel dijital platformların (x, instagram, youtube, tiktok ve google) veri güvenliği açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtiyor. Söz konusu kuruluşlar yerli medya kuruluşları gibi yasalara tabi tutulamıyor. Türkiye’ye yatırım ve istihdam sağlamıyorlar. Eğer reklam harcamaları bu şekilde yabancılara kayarsa yerli medya kuruluşları ciddi oranda eleman çıkartmak zorunda kalacak. Yani yabancılar istihdam ve yatırım yapmadıkları gibi, istihdam ve yatırım kaybına da sebep olacaklar. Yerli ve milli medyanın hali böyle. Ses ver Ankara… Meydan küresel çakalların dünyayı dönüştürmek için bir koçbaşı gibi kullandığı dijital platformlara kalmasın.