Bakırköy Kadın Cezaevi’nde Islah Yolculuğu: Dört duvar arasında yeni bir hayat

Cezaevi iki temel ilke üzerine kuruludur; ‘infaz’ ve ‘ıslah’. Suç işleyen kişiyi toplumdan izole ederek, eyleminin karşılığı olan cezayı çekmesi ve bu dört duvar arasında geçen sürenin, ‘daha iyi duruma getirilmesi, düzeltilmesi ve iyileştirilmesi’ anlamına gelen, ‘ıslah’ olması için kullanılması. Türkiye’de cezaevi sistemi, bu iki ilkeyi sunulan imkanlarla yerine getirebiliyor. İşte o cezaevlerinden biri olan; Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda ‘ıslah’ faaliyetlerinin nasıl yapıldığını yerinde gördük, ‘ıslah olmak’ gayretindeki hükümlülerle konuştuk. Önemli bir fırsat Cezaevinde verilen eğitimler bir çok hükümlü kadın için, hayata yeniden başlama ve tutunma umudu oluyor. Kimi yarım kalan öğrenimini tamamlıyor, kimi ilk kez okuma yazma öğreniyor, kimi ise üniversite hayalini burada gerçekleştirmeye gayret ediyor. Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde yürütülen eğitim ve sosyal faaliyetler, kadın hükümlülerin kendilerini geliştirmeleri ve geleceğe daha güçlü bakmaları için önemli bir fırsat sunuyor. Gelir elde ediyorlar Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde resim, müzik, kâğıt rölyef, takı tasarımı ve tiyatro gibi atölyelerin yanı sıra dikiş-nakış kursları da bulunuyor. Bu atölyelerden gönüllü olan tutuklu ve hükümlüler faydalanabiliyor. Ceza İnfaz Kurumu içinde faaliyet gösteren tekstil atölyesinde ise yaklaşık 65 kadın, sabah 08.00 ile akşam 17.00 saatleri arasında çalışıyor. Kadınlar burada hem meslek ediniyor hem de gelir elde ediyor. Binlerce kitabın yer aldığı kütüphanede de yine hükümlü ve tutuklu kadınlar yararlanıyor. Yapılan görüşmeler, birçok kadının Ceza İnfaz Kurumunda yalnızca cezasını tamamlayacağı bir yer olarak görmediğini, eğitime, kişisel gelişime ve geleceğe dair yeni bir yol arayışına girdiğini ortaya koyuyor.Ceza İnfaz Kurumu’nda üniversite eğitimini uzaktan sürdüren kadınlar olduğu gibi, ilköğretime sıfırdan başlayıp tamamlayan, ortaokul ya da lise eğitimine uzaktan devam eden kadınlar da bulunuyor. Farklı suçlardan tutuklu ya da hükümlü olan bu kadınlar, kurumda geçirdikleri sürede hem geçmişleriyle yüzleşiyor hem de geleceklerine dair yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. İşte Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda eğitimlerine devam eden kadın hükümlülerin hikâyeleri… ‘Girdiğiniz gibi çıkmayın’ Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü bulunan 31 yaşındaki G.K., hırsızlık suçundan 15 yıl ceza almış ve yaklaşık 1,5 yıldır kurumda. G. K’nın biri iki, diğeri üç yaşında iki çocuğu var. Birçok hırsızlık olayına karıştığı için burada olduğunu söylüyor. En büyük pişmanlığının çocuklarından ayrı kalmak olduğunu söyleyen G.K. dışarıda eğitim hayatını sürdüremediğini ve kurumu bu anlamda bir fırsata çevirdiğini söylüyor. Önce ortaokulu bitirmiş, şu anda ise lise birinci sınıfa devam ediyor. Aynı zamanda tiyatro kursuna katılmış, kursu tamamladıktan sonra yeniden yazılmış. “Burada günlerim eğitimle geçiyor” diyen G.K., “Çocuklarımdan ayrı olmak beni çok üzüyor ama buradayken ne yapabilirim diye düşündüm. Eğitime devam ediyorum. Bu benim için bir umut. Bu anlamda hocalarımız bize çok yardımcı ve yönlendiriyorlar. Burada şunu bize aşılıyorlar, ‘girdiğiniz gibi çıkmayın’ okuyun, kendinizi geliştirin” diyor. Kendi paralarını kazanıyorlar Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde faaliyet gösteren tekstil atölyesi ise ceza infaz kurumunun içindeki üretim alanlarının başında geliyor. Atölyede yaklaşık 65 kadın hükümlü ve tutuklu görev yapıyor. Sabah 08.00’de başlayan çalışma mesaisi, akşam 17.00’ye kadar sürüyor. Tekstil atölyesinde dikimden paketlemeye, temizlemeden son kontrole kadar tüm üretim aşamaları aynı çatı altında yürütülüyor. Burada üretilen tekstil ürünleri, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin farklı illerindeki otellerin ihtiyaçlarına yönelik olarak hazırlanıyor. Bu sayede kadınlar hem üretim sürecine katılıyor hem de ekonomik olarak destekleniyor. ‘Hayalim hukuk okumak’ Hükümlü olan 34 yaşındaki A.Ç. 2023 yılından itibaren kurumda. 30 yıldan fazla cezası olduğunu söyleyen A.Ç. hırsızlık yaptığı için cezaevinde olduğunu söylüyor. Beş çocuk annesi A.Ç., ceza infaz kurumunda lise eğitimine devam ediyor. En büyük hayalinin ise liseyi bitirdikten sonra hukuk okumak olduğunu söyleyen A.Ç., iki yıldır tekstil atölyesinde çalışıyor. A.Ç., “Günlerim çalışarak ve okuyarak geçiyor, Keşke her şey farklı olsaydı ama artık önümde ne varsa ona bakıyorum. Çünkü yapacak başka bir şeyim yok. Burada bize doğru yolu gösterenler var.” diyor. ‘Cezaevinin en iyi tarafı kurslar’ Hükümlü olan 31 yaşındaki K. T., nitelikli dolandırıcılık suçundan 23 yıl 2 ay ceza almış. Üniversite mezunu olan K.T., cezaevinde ikinci üniversitesini okuyor. İstanbul Üniversitesi Marka ve İletişim bölümüne devam ediyor. K.T., “Burası gerçekten çok zor bir yer. Kitaplar olmasa kafayı yerim. Bir yandan ders çalışıyorum, bir yandan sürekli okuyorum. Bir de buradaki atölyelere katılıyorum. Buranın en iyi tarafı belki de bu kurslar. Birçok alternatif kurs var. Bunlardan birine ya da birden fazlasına katılabiliyorsunuz. Bu atölyelerinin tamamı, buradaki kadınların gelişimine ve sosyalleşmesine yönelik. Benim de dediğim günlerim burada, kitap okuyarak sınav dönemlerinde ders çalışarak geçiyor.” Ceza infaz kurumunda destek mekanizmaları Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu ve hükümlülere yönelik eğitim ve psikososyal destek çalışmaları da yürütülüyor. Kurumda 4 öğretmen, 5 psikolog ve 1 sosyal çalışmacı görev yapıyor. Haftada bir gün psikiyatri doktoru kuruma gelirken, haftanın 5 günü aile hekimi hizmet veriyor. Öğrenciler de var Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda, 3 kişi Ankara Üniversite (ANKUZEF), 23 kişi Anadolu Üniversitesi(AÖF), 15 kişi İstanbul Üniversitesi (AUZEF), 5 kişi Atatürk Üniversitesi (AÖF), 28 kişi örgün öğrenci, 136 kişi AÖL akif öğrenci, 50 öğrenci AÖO aktif ve ilkokul birinci ve ikinci kademeye devam eden onlarca öğrenci bulunuyor.