Ev sahipleri ile kiracılar arasında yaşanan uyuşmazlıkların başında tahliye konusu geliyor. İstanbul Etiler’de bir kişi 1 Nisan 2022 tarihinde dairesini kiraya verdi. Kira sözleşmesinden 14 gün sonra 15 Nisan 2022 tarihinde bir tahliye taahhütnamesi aldı. KİRACI ‘İMZA BANA AİT DEĞİL’ DEDİ 16 Mart 2023 tarihinde ev sahibi kiracıya ihtarname göndererek kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğini ve kiracının evden çıkmasını istedi. Kiracı, ‘tahliye taahhütnamesindeki imza bana ait değil ve burada eşimin imzası yok’ diyerek icra takibine itiraz etti. EV SAHİBİ: ‘KİRADAYIM, KİRADA OTURDUĞUM EV 50 YILLIK BİNA’ Bunun üzerine 24 Nisan 2023 tarihinde itirazın iptali davası açıldı. Dava açıldığı sırada evin kira bedeli 55 bin TL’ydi. Ev sahibi aynı zamanda kiracı olduğunu belirterek kendi evine geçmek istediğini gerekçe gösterdi. Kirada oturduğu evin 50 yıllık bir bina olduğu ve depreme dayanıklı olmadığını belirtti. Mahkeme bilirkişi atadı ve imzanın kiracıya ait olup olmadığı araştırıldı. Yapılan incelemeler neticesinde 22 Ekim 2024’te dikkat çeken bir karar alındı. İSTANBUL SULH HUKUK MAHKEMESİ’NDEN DİKKAT ÇEKEN TAHLİYE KARARI Ev sahibi ile kiracı arasında yaşananları milliyet.com.tr’ye açıklayan Avukat Gizem Gonce şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi, ihtiyaç nedeniyle açılan tahliye davasında verdiği kararla dikkat çekti. Ev sahibinin açtığı davaya ilişkin olarak yürütülen dosyada, Etiler’de bulunan taşınmazın tahliyesi talep edilirken mahkeme, yapılan inceleme ve bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kabulüne karar verdi. ALTINS1’de düşüş ne zaman duracak? Piyasa bu hareketi konuşuyor: 7 günde yüzde 33’lük sert kayıp İHTARNAME GÖNDERİLDI, İCRA TAKİBİ BAŞLATILDI Davacı ev sahibi, kiracı konumundaki davalıya ihtarname göndererek 1 Nisan 2023 tarihinden sonra kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğini bildirdi ve taşınmazın teslim edilmesini istedi. Ayrıca 15 Nisan 2022 tarihli tahliye taahhütnamesi icra takibine konuldu. Davalı kiracı ise icra takibine itiraz ederek süreci durdurdu. Bunun üzerine davacı taraf, itirazın iptali davası açarak tahliye taahhütnamesinin geçerli olduğunu ve imzanın davalıya ait olduğunu savundu. KİRACI: “AİLE KONUTU, EŞ ONAYI YOK” Davalı taraf cevap dilekçesinde, tahliye taahhütnamesinin geçersiz olduğunu öne sürerek taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığını belirtti. Ayrıca, eşinin sözleşmenin feshi ve tahliye taahhüdüne yönelik muvafakati bulunmadığını savunan davalı, davanın iyi niyetli olmadığını iddia ederek reddini talep etti. BİLİRKİŞİ: “İMZA DAVALIYA AİT” Mahkeme, dosyada detaylı bilirkişi incelemesi yaptırdı. Bilirkişi raporunda, tahliye taahhütnamesindeki imzanın davalıya (kiracı) ait olduğu tespit edildi. İmzaya ilişkin “bana ait değil” yönünde geçerli bir itirazın kabul edilmediği belirtildi. MAHKEME: “İHTİYAÇ GERÇEK VE SAMİMİ” Mahkeme, dava süresinin kaçırılmadığını ve harçların eksiksiz yatırıldığını belirterek delilleri, tanık beyanlarını ve dosya kapsamını değerlendirdi. Deyr Hafir’den ölümüne kaçış EV SAHİBİNİN DE KİRACI OLDUĞU GERÇEĞİ Yapılan değerlendirmede; ev sahibinin ve eşinin, dava konusu taşınmaz dışında başka bir konutunun bulunmadığı, taşınmaza yönelik ihtiyacın gerçek ve samimi olduğu sonucuna ulaşıldı. TBK 355 UYARISI DA KARARDA YER ALDI Kararda ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 355. maddesi hatırlatılarak, tahliye sonrası kiraya verenin taşınmazı 3 yıl boyunca eski kiracısından başkasına kiralayamayacağı, aksi durumda tazminat yükümlülüğü doğacağı vurgulandı. “KİRA DAVASI TAHLİYE TAAHHÜDÜYLE BAŞLADI, İHTİYAÇ GEREKÇESIYLE SONUÇLANDI” Dosyada süreç tahliye taahhütnamesi üzerinden ilerlemiş olsa da davacı taraf, bunun aynı zamanda ihtiyaç nedeniyle tahliye davası olduğunu belirtti. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre; davacının kirada oturuyor olması ve başka bir konutunun bulunmaması, ihtiyacın gerçekliğini destekleyen önemli bir karine olarak değerlendiriliyor. DEPREM RİSKİ DETAYI: “50 YILLIK BİNA, GÜVENLİ DEĞİL” Davacı ev sahibi ayrıca oturdukları evin yaklaşık 50 yıllık bir yapı olduğunu ve depreme dayanıklı olmadığını ifade ederek taşınmaza duyulan ihtiyacın zorunluluk taşıdığını belirtti. Mahkeme tüm bu unsurları dikkate alarak davayı kabul etti ve tahliye yönünde karar verdi. ‘EV SAHİBİNİN KONUTA İHTİYACI SEBEBİYLE TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİNDE EŞİN RIZASI ARANMADI’ Ayrıca taraflardan birinin evli olması halinde taşınmaz aile konutuysa tahliye taahhütnamesinde mutlak suretle eşin de olmasının gerektiği aramıyor. Burada ev sahibi konuta ihtiyacının olduğunu kanıtlayabiliyorsa mahkemenin tahliye kararını verdiğini görüyoruz. Kiracı her ne kadar bu sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını ve eşinin muvafakati olmadığını söylese de toplanan deliller ve bilirkişi incelemesinde imzanın kiracıya ait olduğu tespit edilerek iddiaların yerinde olmadığına karar verdi. İhtiyaç sebebiyle olan konuda da ihtiyacın samimi olduğu ve taşınmazın tahliyesine, davanın kabulüne ve itirazın iptaline karar verdi. Bu dava ile hem tahliye taahhütnamesinin varlığı hem de ihtiyacın varlığını görebiliyoruz.”