3 Ocak 2026 gecesi ABD’nin Caracas’a dönük saldırısı ve Nicolas Maduro ile Cilia Flores’in ABD’ye kaçırılması, Venezuela krizini “yaptırım–ambargo” çizgisinden çıkarıp doğrudan egemenlik ve rejim değişikliği tartışmasının merkezine yerleştirdi. Bu olayın asıl sarsıcı tarafı, hamlenin gözü kara cüreti kadar, Venezuela’nın bir zamanlar “Komün ya da hiçbir şey!” sloganıyla dalga dalga yükselen komünal ufkundan bu kırılma anına, beklenen ölçekte bir taban seferberliği doğurmadan gelmiş olmasıdır. 2002’deki darbe girişimi sırasında, emekçi sınıfların sokağa inip Chavez’i geri getiren toplumsal refleksinin 2026’da aynı yoğunlukla tekrarlanamaması, yalnızca yoksullaşmaya, politik yorgunluğa, göçe bağlanamayacak kadar derin bir siyasal boşluk hissi yarattı.